YAZARLAR

Tüm Yazıları Aykut Torunoğulları

Varlık içinde yokluk

22.02.2019 10:22

Ülkem insanlarını anlamak çok zor, cennet gibi bir ülkemiz var ve bazen yaşadığımız bu toprakların kıymetini bilememek ne garip!

Dünyada aynı anda 4 iklimi yaşayabilen ve 3 tarafı denizlerle kaplı başka coğrafya var mıdır? Yolda yürürken yolun kenarına domates, biber, soğan, patates tohumu atsan kendiliğinden filizlenip hemen mahsul verecek bu kadar verimli başka topraklar var mıdır? En büyük zenginliği tarım ve hayvancılık iken bu alanda sadece Konya ovası kadar yüzölçümü olan Hollanda’nın bile üretim olarak çok gerisinde olmak ve yerinde saymanın bir cevabı var mıdır?

Köylü milletin efendisiyken; ekmeğini, yumurtasını, peynirini marketlerden almaya başlamışsa biz hep beraber bitmemişiz de ne olmuşuz?

Bütün bunlar mutlaka düzelmeli başka çaresi yok diyerek beklerken bir de bakıyoruz elimizde nur topu gibi büyük şehirlerde başlayan ve giderek artacak gibi görünen tanzim satış noktaları var oldu.

Tanzim satışın amacı; devletin kendi eliyle, domatesi, biberi, patlıcanı, soğanı, patatesi istediği yerlerde istediği şekilde satış noktaları kurarak ucuza satması.
Peki kimlere karşı? Daha pahalı satıyor diye marketlere, pazarlara, bakkallara, manavlara karşı! Sanki bu satıcılar bu ülkenin vatandaşı değil, uzaydan geliyorlarmış gibi!

Tek suçlu esnaf oldu şimdilik. Sebzeyi tarlada dalından alıyormuş da, bize çok pahalı satan suçlu onlarmış gibi. Esnaf kira vermez, işçi çalıştırmaz, vergi, stopaj ödemez sanki. Mesele tarım ve hayvancılık sektörünü nasıl geliştiririz, köylüye, çiftçiye nasıl destek oluruz, üretimi nasıl canlandırırız, gübreyi, tohumu nasıl ucuza sağlarız değil. Mesele esnaf suçlu sadece!

Kuyrukların uzadığı ve bu kuyruklarda saatlerce bekleyen vatandaşlarımızın da birçoğunun zaten işinin gücünün olmadığı, sanki bir iş yapıyormuş gibi halinden mutlu görüntüsü vermeye çalıştığı tanzim satış noktaları var oldu.
Ülke insanı daha önce de bu kuyruklara girdi. Bunu biliyoruz ve çok duyduk.
Özellikle tüp, gaz, yağ, şeker kuyrukları...
İlki, İkinci Dünya Savaşı, diğeri Kıbrıs Barış Harekatında.
Ülke ambargo yemişti, zamanın şartları, savaş ve yokluk ortamında bu kuyruklar yaşanmıştı ve sonrasında daha düne kadar bazı siyasi parti ve siyasetçiler tarafından alay konusu olarak hep örnek gösteriliyor ve anlatılıyordu.

Peki şimdi ki sebep ne acaba?

Yolları ve köprüleri özel sektör işletiyor oldu.
Domates, biber, soğan, patates, patlıcanı devlet satıyor oldu.

Ve bunları almak için saatlerce kuyruk bekleyenlerin çoğu, bir zamanlar bu ürünleri üretiyordu. Köyden kente göç ederek tüketici oldular ve kendilerini yok ettiler. Göç etmeyenlerin bir kısmı da tarlalarını sattıkları kişilerin işçileri oldular. Kendi öz tarlasında aylıkçı çalışmaya başladılar ve cok ilginç bir zamana denk geldik.
Bakalım daha neler olacak?

Doğrudan halka ucuz olsun diye kurulan; Sümerbank, Seka, Et Balık, Tansaş ve diğerleri gibi kurumları yok ettik. Şimdi geldiğimiz zamanın bile gerisine gidiyoruz artık.

Dünyada bütün gelişmiş ülkeler ve toplumlar her daim büyümesi ve var olması gereken olmazsa olmaz önceliğin tarım ve hayvancılık gibi alanların olduğunu bilir, teknoloji ve bilim ile devam eder. Ve sanırım beton ile yapılan hiç bir şeyin yenmeyen bir şey olduğunu anlayınca tekrar sarılacağız tarıma ve hayvancılığa ve göç geriye başlayacak, bu defa şehirlerden köylere çaresizce...


 


EN ÇOK OKUNANLAR

Asena Atalay, pozlarıyla beğeni topladı

Gazeteci Levent Uysal'a silahlı saldırı