Bazen sadece akıl ve zekamız bazı sorunları çözmede, halletmede yeterli olmayabilir;
burada bir eksikliğimiz vardır mutlaka! 
eksik olan taraf belki de cesarettir.
Cesaretimiz olmadan çoraplarımızı bile değiştiremeyiz! 

Cesaretimizide ilave ettiğimiz zaman gücümüz devreye girer ve bunu denemeyi göz önüne aldığımızda var olduğumuzu hissederiz.
Çünkü karşımızdaki de hissetmiştir varlığımızı
belki de bizden fazla!

Hayat korkutucu değildir!
ders al demek için vardır belki de…
Biraz da cesaret olunca bir de bakarsınız her şey değişmiştir…

İnsan önce kendisini tanımalı, sevmeli, değer vermeli ve sonra başkalarının da kendisi gibi düşünebileceğini hesap etmeli 
ve başkalarını da sevmeli, değer vermeli... 

Herkesi sevmeye çalışırsak hayatın değeri ve anlamı olur. Çünkü bizler gibi herkes de kendisini değerli ve önemli görmek ister.
Biz de bunu insanlara hissettirmeliyiz,
karşımızdakine önemsiz ve değersiz olduğunu hissettirdiğimiz zaman sorunlar ve problemler başlar.

Karşılıklı suçlamalar, ayıplamalar,
fikir çürütmeler başlar…
Nedeni: Karşımızdakine ‘seni sevmiyorum’ hissi vermişiz;
‘seni değerli görmüyorum, seni kabul etmiyorum’ iması oluşturmuşuz…
Ve karşılıklı olarak bu anlamsız,
sevgisiz durum devam eder gider ;

Çünkü her insan kendi değerini, hayatını, yaşayış şeklini yanlış görenlerden nefret eder!

Sonuçta yaşıyorsak bu dünyada birilerine güvenmek zorundayız.
Ona güvenmezsek, buna güvenmezsek nasıl olacak bu yaşam yolculuğu?

Kendimize ve birilerine güvenmek var olmanın başlangıcıdır.
Kendimize güvenimiz ve cesaretimiz yoksa yanımızdakine merhaba bile diyemeyiz!

Başarısızlık gibi, kalp kırıklıkları gibi, hastalık gibi, nefret gibi… bütün davranış duyguları aslında bir fırsat belki de. 
başarılı olmak için, mutlu olmak için, iyileşmek için, sevmek için; 
önce cesaretli olmalı ve kendimizi iyi tanımalıyız.
Sonra da etrafımızdakileri ve yeteneklerimizi geliştirmeliyiz.
Sorumluluk almayı bilmeliyiz!

Sahip olabileceğimiz en iyi yetenek yapmamız gerekenleri yeri ve zamanında yapmamızdır.
Tabii ki burda da yine cesaret devreye girer. 

Yanlışlarımız olacak mutlaka; çünkü doğruyu bulmak için gereklidir.
önemli olan yanlışlarda ısrar etmememiz! 
aynı yanlışı bir kaç defa yaptığınız zaman, doğru anlamını yitirir ve yanlışlıklar yolunda buluruz kendimizi.

Bu hayatta mutlaka sıkıntıların,
zorlukların,  üzüntülerin, olumsuzlukların
olduğunu biliyoruz.
Ama karşılığında mutlaka ferahlığın, kolaylığın, sevincin de olduğunu biliyoruz.

Hiç eleştiriye tahammül edemeyen insanın, kendisini daima en iyi hissettiğini ama asla gelişmeyeceğini de biliyoruz!
Bizler başarısızlık korkusuna rağmen, reddedilme korkusuna rağmen, cesaretimiz ile adım atabiliyorsak;
İşte o zaman kendimiz olduğunu anlayabileceğiz artık. 
Çünkü yeryüzünde başarısız olmamış ve reddedilmemiş tek bir insan bile yoktur!

Kendimizi çok iyi tanımalıyız ve insanları da oldukları gibi kabul etmeliyiz. 
Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolu onu kaybetmeden farkına varabilmektedir. 

Her zaman dünyanın sadece kendi etrafında değil, etrafımızdakilerle ve bütün dünya insanlarıyla beraber döndüğünü anlamalı ve bilmeliyiz.
Ve bu durumunda asla değişmeyeceğini de,
Kendimizi tanımayı da
ve yine…
Kendimiz gibi başkalarını da
tanımalı, sevmeliy, korumalı ve değer vermeliyiz...