Denizlerde 15 Nisan'da başlayan av yasağı bu gece yarısı sona eriyor.
Sinop'ta 2025-2026 balık avı sezonu öncesinde hazırlıklarını sürdüren balıkçılar, ANKA Haber Ajansı’na yaptıkları açıklamada ekonomik açıdan beklentilerinin düşük olduğunu belirtti. 28 yıldır balıkçılık sektöründe çalıştığını belirten Engin Terzi, şöyle konuştu:
"Balıkçılık sektöründe büyük sorunlar var. Balıkçı teknelerine hamsi tutma kotası koyuldu. Normalde bu kayığa bin 400 ton kota verilmişti. Üç sene önce hamsi balığının kilo fiyatı 8 liraydı, KDV ile 10 lira ediyordu. Ancak son üç yılda her şeyde yüzde 200, yüzde 500 zam farkı oluştu. Ama dökme hamsinin fiyatı hala 10 lira. 10 lira ile bir düşünün: 15 trilyon (milyon) para ediyor. Bu kayığın şu anda aylık masrafı en az 7 trilyon. Burada yaklaşık 50 kişi çalışıyor; bunların SSK’ları, yemekleri ve yaşam standartları var. Denizde, öyle umulduğu gibi bir balıkçılık yok.
Bu sene palamut biraz az, hamsi bol deniyor. Bakılacak, görülecek. Pek iyi bir durum yok yani. Şimdiye kadar mutlu rol oynansa da kimse mutlu değil. Her şey kötüye gidiyor. Bu duruma bir çare bulunması lazım. Kota denen şeyin artık biraz esnetilmesi mi gerekiyor, yoksa dökme fabrikalarının 3 yıl önceki fiyat yerine şimdiki hamsiyi kilogramını 30 liradan alması mı gerekiyor?
"Ben açıkçası evladıma gelecek vadedemiyorum"
Geçmişten beri bazı kesim hep ezilir, bazı kesim hep kral gibi geçinir; aynı düzene gidiyoruz. İnsanlar ister istemez ne kadar çalışsa da çabalasa da fakirleşiyor. Ben açıkçası evladıma gelecek vadedemiyorum. 6-10 milyona evler var. Ben şimdi 30 bin liraya çalışıp bu ülkede nerelere gelebilirim ki? Ya da evlatlarıma ne vadedebilirim? Evladımdan kaçıyorum. Baba 'Evlenmek istiyorum' diyor, bir düğün masrafı var: 1,5-2 milyon. Ben evladımdan kaçıyorum, evladım benden kaçıyor. Açıkçası iyi bir durum yok. Bütün değerlerimizi kaybediyoruz. Eskiden ana-baba-evlat arasında saygı vardı. Şimdi öyle bir duruma geldik ki, artık vatan ne, biz kimiz, bunlar kim?
Belirli bir kesim için, işverenler ve büyük patronlar için ekonomi iyi olabilir. Ama ben markete gidiyorum; geçen sene 5 liraya aldığım ürün şimdi 12 lira. Ekonomi nasıl düzeliyor, anlamıyorum. Çiftçi 10 liraya domatesi maliyetine denk düşürüyorsa 11 liraya satıyor; enflasyon öyle düşüyor. Başka türlü enflasyon düşmüyor ki. Kazancımız yok. Benim yaşam standartlarım düzelmiyor ki.
Yine gelip dünyanın en zor mesleğini yapmaya çalışıyorum; soğuk, deniz… çabalıyorum. Karadaki yaşamdan bir katkı olsun diye çabalıyoruz. Denizde balıkçılık yapıp biraz para kazanalım diye mücadele ediyoruz. Ülkenin hemen hemen dörtte biri asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücretle çalışıp 22 bin liraya ben nasıl bir gelecek sağlayabilirim? Hiç iç açıcı bir durum görmüyorum. Kim görüyorum diyorsa, aynaya bir baksın. Önce kendini görsün, sonra belki bizi görür."
"Biz şu an 5 sene önceki çinekop fiyatına balık satıyoruz"
Balıkçı Ramazan Keskin ise şunları söyledi:
“Palamudun girdiği denizde hamsi kalmıyor. Ufak balık ırkları yok oluyor. Palamut devam ederse, hamsi az olur gibi gözüküyor. Şu an hamsinin olması bizim için daha iyi tabii, çünkü palamutun kazancı kalmıyor. Yakıt olarak çok geziyoruz, çok fazla enerji harcıyoruz; emek olarak da öyle. Ama bize kazanç bırakmıyor.
Akaryakıtın pahalı olmasından dolayı hamsi olması bizim için daha iyi. Bazı ticarethaneler hakkını veriyor, bazıları ise az kazandırıyor. Kaliteli takımlarda balıkçılar emeğinin karşılığını alabiliyor. Bu durum, ticarethaneye ve balıkçı gemisine göre değişiyor. Balık ekonomisinden memnun değiliz. Biz şu an 5 sene önceki çinekop fiyatına balık satıyoruz. Enflasyona göre balık piyasası yükselmiyor, aynı kalıyor. Bu yüzden kazancımız düşüyor, ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı."
"Balıkçılığın bir bakanlığı olması gerekiyor"
Balıkçı Ertan Akbaş da personel giderleri, bakım ve mazot giderlerinin çok fazla olduğunu bildirerek, şöyle konuştu:
"Teknede 30 kişi çalışıyor. Bunların yaz sezonlarında verilen avansları, geliş-gidişleri ve diğer maddi durumları var. Eğer palamut peşinde koşarsak, 15 günde 25 ton mazot gider. Bir teknede 30 kişi olduğunu ve Türkiye’de çok sayıda tekne bulunduğunu düşünün. Devlet bu işe güzel bir el atarsa, çalışan personel de memnun kalır, mal sahipleri de memnun olur. Genel olarak balıkçılığın bir bakanlığı olması gerekiyor. Bu sektöre güzel bir el atılıp bir bakanlık kurulsa, hem Türkiye hem de balıkçı sektörü açısından daha iyi olur. Bir sene önce aldığın bir ürün, bu sene ikiye katlanıyor. Masraflar yükseldiği için büyük sıkıntı yaşanıyor. Üç liraya köpük aldığımızı hatırlıyorum; bugün 60 lira. Bir tek balığı dolduruyorsun ve atıyorsun. Bir tekne, sezona göre minimum 50 bin tane köpük kullanıyor. Bu sayı, teknedeki çalışma hırsı ve personelin sağlam olmasına göre artabiliyor."
"Ülke ekonomisinden de umudumuz yok, balık ekonomisinden de..."
Balıkçı Taner Ergün, "Bu sezon palamuttan pek umudumuz yok. Bu ara mezgit avlıyoruz. Hamsi parça parça da olsa denizde gözüküyor. İnşallah devamı gelir diye tahmin ediyoruz. Geçen yıl olmamıştı, bu sene olur diye düşünüyoruz" dedi.
Ergün, masrafların ağır olduğunu vurgulayarak, "Sürekli ağ yapıyoruz ve masraflar çok yüksek. Yakıt masrafları da cabası. Ben balığı yakalayıp kooperatife veriyorum ve emeğimin karşılığını alıyorum. Fakat ne ileri gidebiliyoruz ne de geri gelebiliyoruz. Hep aynı yerdeyiz. Çok iyi bir para kazanmıyoruz. İlerleyen günlere bakacağız. Ülke ekonomisinden de umudumuz yok, balık ekonomisinden de" ifadelerini kullandı.
"Ekonomik olarak hak ettiğimizi aldığımızı düşünmüyorum"
Balıkçı Özgür Özbilen, "Genelde sezon başında palamut olur ama bu sene eskisi gibi palamut gözükmüyor. Biz dip avcılığı yapıyoruz, mezgite gidiyoruz. Umudumuz var, inşallah gelir; bazı yerlerde görülmüş" dedi. Yeni balıkçı olduğunu belirten Özbilen, "Arkadaşıma yardım ediyorum ve aynı zamanda geçimimi sağlamak için bu işi yapıyorum. Her şey çok pahalı. Yerler ve alanlar kısıtlı, balıkçı teknelerine yer bulamıyoruz. Normalde burası bizim yerimiz değil; yer sıkıntımız var. Ekonomik olarak hak ettiğimizi aldığımızı düşünmüyorum, çünkü bundan daha çok balıkhaneler kazanıyor ve balıkçıya küçük bir meblağ veriyorlar" ifadelerini kullandı.
"Yine kredi kartlarına devam edecekler"
Balıkçı İbrahim Gündoğdu da şunları söyledi:
"Umut olarak çinekop inşallah bu sene fazla olacak. Mezgit balığından çok umudumuz var. Sarıkanat ve lüfer de olur gibi. Hamsi kısmen mevcut, şu anda öyle görünüyor. Palamuttan çok umudumuz yok; hiç yok değil ama kısa sürede biter gibi. Ekonomik olarak zor durumdayız. Balıklarımız biraz pahalı olacak ve vatandaşın alım gücü malum, emeklinin durumu malum, orta gelirlinin durumu da malum. Ona göre alışverişlerin biraz kısıtlı olacağını tahmin ediyorum. Yine kredi kartlarına devam edecekler.
Arz-talep durumu değiştikçe balık fiyatları da değişiyor. Az olunca fiyatlar yükseliyor, bol olunca düşüyor. Örneğin mezgit balığını 350 liraya satıyorduk, şimdi biraz bol olunca 250 liraya düştü. 1 Eylül’den sonra daha da düşmesini bekliyoruz. Balıkçının en büyük sorunu artan maliyetler. Geçen seneki ürünlerin fiyatı iki katına çıktı. Mazot fiyatları yükseldi. Yanımızda çalışan işçilerin maliyeti de arttı."
(ANKA)