Kritik değerlendirme: Hükümetin piyasada fiyat düşürme çabası nafile

Cumhuriyet yazarı Erdal Sağlam, dolar kurundaki düşüşten sonra hükümetin piyasaya fiyatları düşürmek için baskı uyguladığını dile getirdi. Sağlam, "İktidarın, bu 'nafile çaba'sından da sonuç elde etmesi çok zor" ifadelerini kullandı.

Ekonomi 28.12.2021, 20:00 28.12.2021, 14:42
Kritik değerlendirme: Hükümetin piyasada fiyat düşürme çabası nafile

Cumhuriyet gazetesi yazarı Erdal Sağlam, bugünkü 'Aralık enflasyonu çift hane açıklanmazsa...' yazısında iktidarın kamu bankalarıyla döviz satışına girerek dolar kurunu 11 TL'ye düşürmesinden sonra 'kahramanlık hikayesi' yazdığını ve umduğunu bulamadığını dile getirdi.

İktidarın önümüzdeki sınavının ise TÜİK'in açıklayacağı Aralık ayı enflasyonu olacağını söyleyen Sağlam, "Kurları indirmesinin ardından, piyasadaki fiyatları düşürmek için her kesime baskı uygulayan iktidarın, bu “nafile çaba”sından da sonuç elde etmesi çok zor. “Fiyatlarımızı düşürdük” ilanları verip Cumhurbaşkanı’na mesaj gönderenler olsa da genele yayılan bir indirime dönüşemedi. “Nafile çaba” dememizin sebebi de o, çünkü tüketici fiyatlarının gerilemesi için perakende satış yapanların maliyetlerinin altında satmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Sağlam'ın ilgili yazısı şu şekilde: 

Dolar kurunu, 18 TL’ye çıkmasına izin verdikten sonra kamu bankalarıyla döviz satışına girerek 11 TL’ye düşüren ve bununla “Kahramanlık hikâyesi” yazmaya çalışan iktidar, umduğunu bulamamış gözüküyor. İktidarın önümüzdeki sınavı ise TÜİK’in açıklayacağı aralık ayı enflasyonu olacak.

Kurları indirmesinin ardından, piyasadaki fiyatları düşürmek için her kesime baskı uygulayan iktidarın, bu “nafile çaba”sından da sonuç elde etmesi çok zor. “Fiyatlarımızı düşürdük” ilanları verip Cumhurbaşkanı’na mesaj gönderenler olsa da genele yayılan bir indirime dönüşemedi. “Nafile çaba” dememizin sebebi de o, çünkü tüketici fiyatlarının gerilemesi için perakende satış yapanların maliyetlerinin altında satmaları gerekiyor. Dolar kurunun 17-18 TL olduğu dönemlerden maliyet oluşturan çok azdı, asıl maliyet rakamı dolar kuru daha 13-14 TL’lerde iken oluşmuştu. Yani kurlardaki düşüş ancak yılın son haftasında yapılacak zamların önüne geçmiş olabilir. 

Bu arada tüm fiyatlara etki eden akaryakıt fiyatlarında kur nedeniyle oluşan indirimlerin iktidar tarafından pompaya yansıtılmayıp vergi için alıkonmasına karar verildi. Yani tüm ürünleri etkileyen akaryakıtta bile indirim yapılmadı. 

Özetle aralık ayı fiyatları yüksek çıkacak. Göstermelik bazı indirimler aralık enflasyonunu frenlemekten uzak kaldı. Bu nedenle de piyasalardaki beklenti, aralık tüketici fiyat artışlarının çift haneyi, yüzde 10’u geçmesi yönünde. Zaten herkes kendi alışverişlerinde karşılaştıkları fiyatlardan bunu açıkça görüyor.

Şimdi sıra, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 3 Ocak’ta, aralık ayı ve 2021 yılı enflasyon oranlarını açıklamasına geldi. Açıklanacak rakamların her şeyden önce memur, işçi ve emekli maaş artışlarını yakından ilgilendirdiğini söyleyelim. Yanı sıra uygulamaya konan yeni parasal tedbirlerin geleceği için de açıklanacak rakam çok önemli olacak. Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 14’e indirmesiyle, zaten negatif reel faiz yüzde 7’lerin üzerine çıkmıştı. Faiz yüzde 14’te kalacak, daha fazla indirilmeyecek desek bile 3 Ocak’ta negatif reel faizin yüzde 15’lere çıkması söz konusu. Bunun üzerine kur farkı veren hesaplar gündemde ama özellikle beklentilerin oluşumunda buna değil negatif reel faizin ne olduğuna bakılacak. Özellikle dışarıdan Türkiye’ye bakanlar, bu göstergeyi yakından izleyecek. 

Geçenlerde bir yazar arkadaşla konuyu tartışırken “İmkânı yok, TÜİK’in çift haneli aylık rakam açıklanmasına izin verilmez” dedi. İlk bulguların böyle gösterdiğini söylediğimde ise “Çift haneli rakam açıklayan TÜİK Başkanı bence yerinde kalamaz” dedi.

İyi de rakamlar ortada, çıkan rakamlar farklı mı açıklanacak? Açıkçası yazar arkadaşımın bu tahminine tümüyle karşı çıkamadım. Yani TÜİK’in çeşitli yöntemlerle, olduğundan daha düşük rakam açıklayabileceği tahminine karşı, artık ben de “olmaz, yapmazlar” diyemiyorum.

DIŞARIDAN GELECEK TEPKİ 

Dün, gıda enflasyonu açısından öncü göstergelerden biri olarak kabul edilen Türk-İş Gıda Endeksi’ndeki aralık artışı yüzde 25.75, yıllık artış ise yüzde 54.96 olarak açıklandı. 

TÜİK konusunda uzman Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, yakından izlediği aralık ayı tüketici fiyat artışının yüzde 15, yıllık artışın ise yüzde 35-40 arasında açıklanacağı tahminini yazdı. Sadece gıda, akaryakıt, otomobil ve sigaradaki zamların zaten aylık yüzde 11 rakamına ulaştığımızı gösterdiğini, diğer mal grupları eklendiğinde artışın yüzde 15 civarına çıkacağını kaydetti. 

TÜFE’deki ağırlığı yüzde 26 olan gıda grubundaki yüzde 25’lik zamdan 6.5 puan, yüzde 7 ağırlığa sahip otomobildeki yüzde 50’lik zamdan 3 puan, yüzde 3.8 ağırlığa sahip akaryakıt ürünlerindeki yüzde 22-28 arasında değişen zamdan 1 puan, yüzde 4.6’lık ağırlığa sahip sigaradaki yaklaşık yüzde 12’lik zamdan 0.5 puan yansıma olacağını, bunların toplamının zaten 11 puan olduğunu söyledi.

TÜİK’in açıklayacağı rakamlar her zamankinden daha fazla mercek altında olacak. TÜİK Başkanı kamuoyunda düşük fiyat açıklaması halinde oluşacak tepkiyi görmüş olacak ki konusu ekonomi olmayan AKP’nin eski iletişim aktörlerinden bir siyasi, yazara röportaj verip “rakamlarla oynama olamayacağını” anlatmaya çalışmış.

Bence iş o noktayı çoktan aştı, oluşan büyük güvensizliğin, bu tür atraksiyonlarla kazanılabilmesi mümkün değil. Kaygım TÜİK’in düşük rakam açıklaması. İçeride oluşacak tepkinin yanında, dışarıdaki uzman kuruluşlardan gelebilecek “Rakamlara güvenmiyoruz” türü açıklamaların, ekonomiyi nasıl olumsuz etkileyeceğini düşünsenize...

Yorumlar (0)
-1
parçalı bulutlu