Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, ukala ve kibirli Fransız parlamentere haddini bildirmesi...
Benim de çok hoşuma gitti.
Bana da “helal olsun” dedirtti.
Bende de yetime kaftan giydirilmiş hissi yarattı.
Benim de gururumu okşadı.
Bana da “vallahi süper” dedirtti.
Beni de acayip keyiflendirdi.
Bende de “kapak işte böyle yapılır” duygusu oluşturdu.
Ama şunu unutmayalım:
Fransız kibri ve ukalalığı...
Öyle lafa, söze, kapak yapmaya dayalı bir had bildirmeden anlayacak türden bir kibir ve ukalalık değildir.
Fransızların milli gelirinden daha yüksek bir milli gelire ulaşarak...
Fransızların markalarından daha çok marka ortaya çıkararak...
Fransızların hukuk sisteminden daha adil bir hukuk sistemi oluşturarak...
Fransızların yaşam kalitesinden daha yüksek bir yaşam kalitesi tutturarak...
Bildirilecek bir had ise...
Bunları öyle bir sersemletir ki...
Ta tarihin sonuna kadar kendilerine gelemezler.
NOT: Bu arada söz konusu Fransız parlamenter, Tunus asıllı imiş... Değişmez yasadır: Sömürgeden devşirilenlerin ukalalıkları ve kibirleri, efendilerinin ukalalıklarını ve kibirlerini her zaman sollamıştır.
KÜRESEL 28 ŞUBAT TARZI BERAT ALBAYRAK HABERİ
“ADINI açıklamayan askeri bir yetkili” diye başlayan haberler, 28 Şubat’ın habercilik anlayışıydı.
Darbecilerle al takke ver külah olan dönemin medyasının diliydi bu.
O gün bugündür...
Ne zaman bir haberde “adını açıklamak istemeyen” kalıbını görsem...
Hemen sinirlenirim ve hemen haberin arkasında bir maksat ararım.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Washington’da yaklaşık 400 yatırımcıya yaptığı sunumu haber yapan Reuters, geçtiği haberde...
“Adının açıklanmasını istemeyen bir yatırımcı” kalıbını kullanmasın mı?
Yine sinirlendim.
Ve yine ister istemez bir maksat aradım.