Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor

İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Gündem 17.11.2021, 10:49 17.11.2021, 11:27
Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Akşener'in açıklamalarından satır başları şöyle:

"Bundan aylar önce geçtiğimiz 3 Mayıs günü güçlü Türk dünyası ve güçlü Türkiye için 9 ilke ve hedef isimli çalışmamızı paylaşmıştım. İYİ parti olarak konseyin isminin Türk Devletleri İşbirliği Örgütü haline getirilmesi, bir yatırım fonu kurulması, ortak tarih ve coğrafya kitaplarının hazırlanarak tüm okullarımızda okutulmasını, ortak bir televizyon kurulması, ortak bir turizm paketi hazırlanması ve en önemlisi Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de örgüte dahil edilmesi çağrısında bulunmuştuk. 12 Kasım'da toplanan Türk Konseyi Liderler Zirvesi'nde alınan kararlar çerçevesinde bu başlıklar dönük bazı adımlar atılmasını ve bilhassa örgütün Türk Devletleri Teşkilatı adını almasını memnuniyetle karşıladık. Ancak bununla birlikte 2 gün önce kuruluş yıldönümünü kutladığımız KKTC'nin de bu birlik içerisinde yer almasını tarihin ve Türk dünyasının bize yüklediği önemli bir sorumluluk olarak görüyorum. Çünkü inanıyorum ki sadece tek bir tanıma kararı bile Kuzey Kıbrıs Türkleri'ne ışık tutacaktır.

Milletimizden yetkiyi aldığımız anda ivedilikle bir Türk Dünyası Bakanlığı kurarak, dağınık ve koordinasyonsuz tüm kurumları tek çatı altında toplayacağız.

Ülkemizde artık her gün yaşar olduğumuz kadın cinayetleri soluğumuzu kesmeye devam ediyor. Ülkemizde kadınlar öldüreceklerini bilerek yaşıyorlar. Nerede, ne zaman, kim tarafından, ne sebeple öldürüleceğini düşünerek yaşıyor. Gün ortasında bile yalnız yürümekten korkar halde yaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta bir cani genç bir kadını, Başak Cengiz'i aramızdan aldı. Başımız sağ olsun. Eğer o psikopatla karşılaşmamış olsaydı, eğer ülkemizde bir kadını öldürmek bu kadar kolay olmasaydı Başak kızımız şimdi aramızda olabilirdi. Bu cani Başak'ı 'savunmasız' diye hedef alıyor.

Bu kafa, İstanbul Sözleşmesi'ni yırtıp atanlardan cesaret aldı. Kadınlar kendilerini nerede güvende hissetmeliler? Hiçbir yerde güvenli değiller. Kadınları koruyamıyorsunuz. Zaten zor olan yaşam mücadelesinde kadınları yalnız bıraktınız. Kürsülerden nutuk atmakla olmuyor sayın Erdoğan. 'Bu kadın' diyerek beni tehdit etmekle de olmuyor sayın Erdoğan. Bu zalimlik ne zaman bitecek? Bu ülkede kadınlar ne zaman huzurla yaşayabilecek? İlk önce ruh hastalarının gönlünü hoş eden canilere cesaret veren kadın hakkında abuk subuk konuşan ahlak yoksunu zihniyetten hep birlikte kurtulacağız. Sonrasında gereği düşünüldü denilerek ama düşünülmeden verilen utanç verici kararlara inat İYİ Parti iktidarında gereğini yapacağız. İstanbul Sözleşmesi'ni hızla imzalamakla kalmayıp hızla uygulamaya sokacağız. İYİ Parti iktidarında kadınları yaşatacağız.

Öğrencilerine kavuşamayan öğretmenlerimizi de kaybediyoruz. Aslında herkes tarafından bilinen bir başka acıya daha şahit olduk. Gencecik yaşında Fedai öğretmenimizi kaybettik. Başımız sağ olsun. Fedai öğretmenimiz hayallerine kavuşabilirdi, KPSS'den aldığı puanla atanabilirdi. Maalesef onu da atanamadığı için çalıştığı inşatta elektriğe kapılarak hayatını kaybeden bir öğretmen olarak anıyoruz. Kendi kızına, oğluna, yeğenine üniversitelerde kadro açanlar siz Fedai'nin giden hayatından hiç mi sorumlu değilsiniz? Peki sen Erdoğan, bu adaletsiz düzene çanak tutarak Fedai'nin vebalini nasıl ödeyeceksin?

Son olarak geçen haftaki grup toplantımızda arkadaşlarının ilçe ziyaretlerimize gönderdiği provokatörler için söylediklerimi nedense üstüne alınmış. Kendisi bana 'ahlak yoksunu' demişti. Hızını alamayıp dün de artık suyumuzun kaynadığını söyleyip beni ve sizleri tehdit etti. Bitlere fısıldayan adamı durdurabilene aşk olsun. Bu sefer 'bayan' dememiş, 'şu kadın, bu kadın' demiş. Az da olsa ilerleme var. Hanımefendiler yavaş da olsa öğretiyoruz.

Sayın Erdoğan unutma bir gün hepimizin suyu ısınacak. Biz Allah'ın emri olan o güne hazırlıklıyız. Düştüğün bu durumda artık sen bizi ahlak konusunda ahkam kesecek durumda değilsin. Senin kendine hayrın yok. Elindeki patlak ampulle aklın sıra güneşi aydınlatmaya çalışıyorsun. Madem bizim için teneşiri hazır etmişsin, gel sen ve arkadaşlarının kardeşine birlikte bakalım.

Asıl ahlak yoksunu, gerçek olmadığını bile bile iftira atan troll besleyendir. Asıl ahlak yoksunu, bir yandan dindar pozları takınırken milletin hakkını, hukukunu ayaklar altına alanlardır. Asıl ahlak yoksunu terörist başının mektubunu okutup, kardeşini de devletin televizyonuna çıkaran sonra da önüne geleni terörist ilan edendir. Biz ahlakı şanlı ecdadımızdan öğrendik.

Sayın Erdoğan bir yandan kürsülerden ahlak tiradları atarken diğer yandan da akıl dışı teorilerini 83 milyonun rızkı ile test ediyor. Şimdiye kadar ki testler başarısız oldu. Kendisi bir kez bile 'hem ekonomiyi batırdım hem de 500 milyon dolarlık uçakla geziyorum böyle olmaz' demedi. Dolar 10.36 kuruş olsa da yandaşlarının ödemelerini yapmayı ihmal etmedi.

Asrın hatası sayın Erdoğan şimdi de şuursuzca çıkmış, 'Ekonominin kitabını yazdık' diyor. Ekonominin nasıl batırılacağına dair bir kitap yazılmamıştı onu yazmakta sana nasip oldu. Siz öyle şeylerin kitabını yazdınız ki inan kütüphanelere sığmaz ama artık devriniz bitti istesen de istemesen de milletimiz artık mutlu yarınları konuşuyor ve o güzel yarınlarda sen yoksun. Sen ve iktidarın tarih kitaplarındaki keyifsiz bir bölümden başka bir şey olmayacak, bu gerçeği artık kabul et.

Milletin kutlu iradesinden gelen, bu kesin kararı inkar ettikçe, hem kendine, hem de ülkemize zarar veriyorsun. Artık, gerçeklerle yüzleşmenin zamanı, geldi de çattı. Senin artık, Türkiye’ye verecek bir şeyin, milletimize edecek tek bir sözün bile kalmadı. 3 yılda, Türk Lirası’nı pul ettin. Faizi ve enflasyonu yeniden hortlattın. Bu saatten sonra çıkıp; “İstikrar için bana oy verin” diyecek hâlin yok. Hiçbir sözünü yerine getirmedin.

Bu saatten sonra çıkıp; 3600 ek gösterge için, EYT’lilerin dertlerini çözmek için, Öğretmen atamaları için, oy isteyecek hâlin yok. Her gün, yeni bir kadın cinayeti işleniyor. Onları koruyacak İstanbul Sözleşmesi’ni, uygulatmayı beceremediğin yetmezmiş gibi, bir de utanmadan, yırtıp attın. Bu saatten sonra çıkıp; kadınları yaşatmak için, oy isteyecek hâlin yok. Türkiye’yi, yolsuzlukta bir dünya markası yaptın. Milletin anasına sövenleri, ihale manyağı ettin. Beş para etmez adamlara, beş maaş bağladın. Bu saatten sonra çıkıp; “Yolsuzluğu bitirmek için, bana oy verin” diyecek hâlin yok. Yargının üzerine çökmek için, yapmadığın kalmadı. Memlekette, haksızlık, hukuksuzluk almış başını gidiyor. Bu saatten sonra çıkıp; “Adalet için bana oy verin.” diyecek halin de yok. İşte, tam da bu nedenle; artık milletinin karşısına çıkıp, hesap verecek yüzün olmadığı için, sıkıştıkça, dönüp bize sarıyorsun. Teşkilatların, dertli esnafın, kapısının önünden geçemediği için, bizim ziyaretlerimize, adam yolluyorsun. Ama olmuyor. Kimse bu rezilliklere prim vermiyor. İşte o nedenle, İYİ Parti, her geçen gün büyürken, sen, tıpış tıpış gidiyorsun. Ez cümle, Sayın Erdoğan; Sen artık, Türkiye’nin geleceğinde yoksun, maalesef henüz farkında değilsin…

Bizim, artık siyaseten var olmayan bir adamın, fiktif gündemleriyle, kaybedecek zamanımız yok. O, istediği kadar hedef göstersin, biz dün de korkmadık, bugün de korkmayacağız. O, istediği kadar tehdit etsin, biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. O, istediği kötülüğü yapsın, istediği hakareti etsin, istediği iftirayı atsın; biz, milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Partimizi kurduğumuz günden bu yana ısrarla Türkiye'nin büyümesi için kırsal kalkınmanın hayatı önem taşıdığını vurguluyoruz. Tarımdaki çözümlerimizi her fırsatta paylaşıyoruz. Maalesef bizim bütün uyarılarımıza rağmen çiftçimizi görmezden gelen yanlış tarım politikaları ve bakanı ülkemiz için bir kalkınma ve milli güvenlik problemi haline geldi.

Konya'nın tarım arazisine eş değer bir alanı kaybettik. Tarımdaki kadın istihdamı 4'te 1 oranında azaldı. Tarımın milli gelire katkısı düştü. Litresi 1.1 lira olan mazot 8 katına çıktı. Süt ve besi yeminin kilosu 6 katına çıktı. Bir de bütün akarsu ve derelere HES yapılmasına müsaade edildiği için çiftçimizin tarlasını sulaması baraj sahibinin insafına kaldı.

Tarım bakanı ise saçma sapan açıklamalarına devam etti. Sayın bakan daha çiftçi ile besicinin aynı şey olduğunu bilmiyor. Bilse, çiftçimize 'Kepek ekin' demezdi. Buradan kendisine sormak istiyorum ektiğiniz kepekleri ne zaman biçiyorsunuz acaba? Kepeklerinizi hasat ettiyseniz çiftçilerimize bir an önce dağıtın.

Yorumlar (0)
15
parçalı bulutlu