Alev Coşkun'dan 'erken seçim' yorumu: İşaretler bunu gösteriyor

Cumhuriyet yazarı Alev Coşkun, bugünkü köşe yazısında son dönemde siyasette yaşanan gelişmelerin 'erken seçim' olasılığını güçlendirdiği değerlendirmesinde bulundu.

Gündem 07.11.2021, 10:01
Alev Coşkun'dan 'erken seçim' yorumu: İşaretler bunu gösteriyor

Alev Coşkun'un ilgili köşe yazısı şu şekilde:

Son iki haftada siyasal yaşamdaki gelişmeler, AKP’nin aldığı özendirici karar ve önlemler, 2022’de erken seçim olasılığını güçlendiriyor.

Muhalefetin erken seçim istemlerine AKP, “seçimler zamanında yapılacaktır” diye yanıt verse de alınan kararlar, erken seçime doğru gidildiğinin göstergeleridir.

Bu gelişmeleri ve alınan önlemleri kısa kısa irdeleyelim.

1. BÜYÜKELÇİLER KRİZİ
AKP’nin her seçimde bir dış düşmana ihtiyacı vardır. Her seçimde bir dış düşman yaratarak özellikle ekonomik sıkıntıları ve pahalılığı örtme yoluna gitmektedir. 

Dış güçler algısı, AKP’nin her zaman kullandığı bir propaganda aracıdır. “Dünyaya başkaldıran Erdoğan” imajı çizerek içerideki milliyetçi oyları derleyip toparlamak yoluna gidilmiştir. “One minute” olayı en çarpıcı örnektir. Son olarak Avrupa Birliği üyesi on büyükelçiye karşı çıkış, bir ölçüde bu imajın yaratılması için kullanılmak istendi. Ardından Roma’da Biden’la görüşme yapılması ve kamuoyuna bir resim karesi verilmesi de bu algı politikasının bir aracıdır.

2. MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİMİ
Para politikası uzmanları ve ekonomistlerin belirttikleri gibi döviz yükselirken Merkez Bankası’nın 200 baz puan faiz indirimine gitmesi boşuna değildir. 

Türk parasının değer kaybetmesiyle, ihracat gelirlerinde görece bir artış yaşanacağı, bunun görece bir  istihdam yaratacağı da kuşkusuzdur. Ayrıca ihracat döviz girdisinin Merkez Bankası rezervleri için de etkisi olacaktır. Bunun seçim öncesi geçici bir rahatlama olarak düşünüldüğü anlaşılıyor.

3. BANKALARDA FAİZ İNDİRİMİ
Merkez Bankası’nın faiz indirimine paralel olarak da özellikle kamu bankaları faiz indirimine başladı. Konut satışlarının küçülmesi, konut satamayan inşaatçıların kredi borçlarının takibe düşmesi karşısında bunun bir önlem olarak düşünüldüğü anlaşılıyor. Krediler ucuzlatılarak seçim öncesi konut satışlarının canlandırılması isteniyor.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın (EYT) durumu seçim öncesi en çok tartışılan konulardan biri.

4. EYT GÜNDEMDE
Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) olarak bilinen sorun konusunda AKP hiçbir biçimde ödün vermemiştir. EYT’liler, hakları için kitlesel eylemler de yapmışlardı. Ancak AKP yumuşamamıştı. Verilere göre EYT’lilerin sayısı 5 milyon 400 bin kişi civarındadır. Bunun seçimleri etkileyecek önemli bir rakam olduğu açıktır. Ancak 2018’den beri EYT’lilere sert çıkışlar yapan Erdoğan, son aylarda EYT’lilerin sorunlarının çözülebileceğine ilişkin olumlu bildirimler yapıyor. 

5. 3600 EK GÖSTERGE
3600 ek gösterge konusu önemli bir seçim aracıdır. Polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerinin emeklilik ek göstergelerinin 3600’e çıkarılması olayıdır ki bu da en az bir buçuk milyon memuru  ilgilendiriyor.

2018 seçimlerinde Erdoğan bu konuyu bir seçim vaadi olarak ileriye sürmüştü. Seçildikten sonra bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmadı. Erdoğan bu konuda hiçbir yumuşama göstermiyordu. Ancak iki hafta önce Erdoğan, yaptığı açıklamada, “Öğretmenlerimizi de kapsayan 3600 ek gösterge konusunu yıl sonuna kadar çözüme kavuşturmayı planlıyoruz” dedi. Kuşkusuz, 1.5 milyon aileyi ilgilendiren bu adım çok önemli bir seçim yatırımıdır.

6. İKİ YIL UZATILAN TEZKERE
Doğu Akdeniz’de geri adım atıldığını gösteren hareketler, prestij kaybına neden olurken AKP iktidarının bir dış başarıya gereksinmesi var. 

Dışarıda operasyon Irak ya da Suriye’de olabilir. Ancak, Suriye’nin hava sahasını kontrol eden Rusya buna yeşil ışık yakmıyor. ABD de bu konuya zaten karşı çıkıyor. Bu nedenle Erdoğan, “Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz” dedi.

Tüm bunlarla ilgili olarak geçen hafta Irak ve Suriye’ye yapılacak sınır ötesi operasyonlar için iki yıllık yetki tasarısı Meclis’ten geçti. 

Erdoğan ve Cumhur İttifakı sözcüleri bu operasyon yetkisini, milliyetçi oyları toparlamak (konsolide etmek) yönünde kullandıkları gibi, konuyu Millet İttifakı’nı bölmek yolunda da kullanıyorlar. 

Yandaş basın, Millet İttifakı’nın “er ya da geç görüş ayrılığı içine düşeceğini” her vesileyle yazıyor ve gündemde tutuyor.

CHP’nin bu yetki tezkeresine ilk kez “hayır” oyu vermesi, CHP’nin HDP ve PKK ile işbirliği yaptığına kanıt olarak gösterilmek isteniyor. Bahçeli, “CHP, tezkereye HDP ile birlikte hayır demiştir. Bu, PKK’ye evet anlamındadır” diyor. Böylece, bir yandan kamuoyunda CHP’nin HDP ve PKK ile birleştiği algısı yaratılırken, öte yandan da CHP ile İYİ Parti’nin arasının açılmasına çalışıyor. 

Bu konu, kuşkusuz çok önemli bir seçim taktiğidir. 

7. ÜRETİCİYE GÜBRE DESTEĞİ
Yukarıda irdelediğimiz politik taktikler yürütülürken, geçen hafta Tarım ve Ormancılık Bakanı Pakdemirli, 2022’de çiftçiye gübre desteğinde yüzde 100’lük bir artış yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, bu yıl üretilen buğday, arpa, çavdar ve yulaf için gübre desteğinin yüzde 25 olduğunu, 2022’de tüm ürünlerde gübre desteğinin yüzde 100 artırılarak ödeneceğini bildirdi.

Böylece, çiftçiye gübre desteği 4 misli, tohum desteği 3 misli artırılıyor. Pakdemirli ayrıca, çiftçiye yüzde 50 oranında mazot desteği yapılacağını ekledi.

Böylesi önemli bir yaklaşım, muhalefetin yıllardır dillendirdiği tohum, mazot, gübre desteğinin iktidar tarafından gerçekleştirileceğini gösteriyor. Bu durum, kuşkusuz seçime giderken son derece önemli bir adımdır. 

8. ENERJİ DESTEKLERİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de enerji konusunda yapılacak destekleri açıkladı. Dönmez, enerji hammadde fiyatlarında yaşanan şok artışlara karşı vatandaşı korumak amacıyla maliyetin yaklaşık yarısının devlet tarafından karşılanacağını söyledi. 

Böylece, devletin yaklaşık 50-60 milyar lira vergi alacağından vazgeçtiğini açıklayarak, elektrik ve doğalgaz faturalarında halka dönük bir yardım politikasını öne sürüyor. Devlet, 60 milyarlık vergi alacağından vazgeçiyor ve halka enerji desteği veriyor, kuşkusuz bu da erken seçim için önemli bir işarettir. 

9. İHTİYAÇ SAHİPLERİNE YARDIM
Aile Bakanlığı, geçen hafta yaptığı açıklamada, tüm yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine 2 buçuk milyar TL kömür ve elektrik desteği yapılacağını açıkladı. Ayrıca, 2019 yılında başlanan ihtiyaç sahiplerine elektrik tüketim desteğine devam edilecek, kasım ayı dahil önümüzdeki 4 ayda yaklaşık 920 milyon lira elektrik tüketim desteği verilecek. 

Bu önerinin alt gelir düzeyindeki ihtiyaç sahibi vatandaşlar için önemi açıktır ve seçim için önemli bir yatırımdır. 

10. CEMEVLERİ İÇİN TANINAN OLANAKLAR
AKP iktidarının Alevi yurttaşlarımıza ve cemevlerine karşı sempati duymadığı bilinen bir gerçektir. 

Yaz aylarında, Danıştay 13. Dairesi AİHM kararlarına uyarak cemevlerinin ibadethane sayılması gerektiğini kararlaştırdı. AKP iktidarı, Danıştay’ın bu kararına dayanarak, cemevlerinin elektrik giderlerinin karşılanması yolunda bir karar aldı. 

AKP sözcülerinden yapılan açıklamada, “cemevlerinin bir ibadethane olmadığı ancak cemevlerine daha insancıl yaklaşılacağı” belirtildi. 

Kuşkusuz bir anda cemevleri için alınan bu olumlu karar erken seçimle ilgilidir. 

11. ERMENİ KAYMAKAM
Geçen hafta Türkiye Ermeni Toplumu üyelerinden avukat Berk Acar’ın tüm sınavları geçerek kaymakam olmaya hak kazandığı açıklandı. İçişleri Bakanı Soylu, “Berk Acar, tüm sınavlardan başarıyla geçti ve kaymakamlığı kazandı. Kısa sürecek ilk eğitimden sonra tüm arkadaşlar gibi göreve başlayacak” dedi. Bu konuyu olumlu yönleriyle işleyen yandaş basın, bu olayı AKP iktidarının azınlıklara eşit davrandığının bir örneği olarak gösteriyor. 

DEVALÜASYON VE SEÇİM
Yukarıda 11 bölümde incelediğimiz önlemler ve öneriler, 2022 yılında bir erken seçimin yapılacağını göstermektedir. 

Bu önlemler kuşkusuz, seçmen ve dar gelirli vatandaş üzerinde etki yapacaktır. Ancak, iktidarın gücünü devam ettirip ettirmeyeceği kuşkuludur. 

19 yıllık AKP iktidarı özellikle son üç yıldır uygulanan ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle başarısızlıklara imza atmıştır. 

Ekonomi zordadır ve halk sıkıntıdadır. Kamuoyu, anketlerine katılanların yüzde 80’i ekonominin kötü yönetildiğini düşünüyor. Resmi rakamlar bir tarafa, enflasyonun yüzde 40’ları aştığı belirtiliyor. Bunun yanında Türkiye’nin iç ve dış borcu artmıştır. Saray ve etrafı, gerçeklerden çok uzakta mı yaşıyor yoksa gerçeklerin üzeri örtülmek mi isteniyor düşüncesi genel kabul görüyor. 

Türk siyasal tarihi gösteriyor ki; Türk parasının değerinin düştüğü, teknik deyişiyle “devalüasyon” yapıldığı dönemleri izleyen seçimlerde iktidarlar daima kaybetmişlerdir. İşte birkaç örnek:

1946’da yapılan devalüasyon sonunda 14 Mayıs 1950’de CHP seçimi kaybetti.

1958 yılında DP, “ekonomik tedbirler” uyguladı Türk Lirası yüzde 220 değer kaybetti ve bu ekonomik sıkıntılar ülkeyi 1960 ihtilaline götürdü. 

10 Ağustos 1970’te Başbakan Demirel devalüasyon yaptı, TL yüzde 70 değer kaybetti ve 1973 seçimlerini muhalefetteki Ecevit’in CHP’si kazandı. 

1970’li yılların sonlarında yine devalüasyon oldu, Türkiye 12 Eylül 1980’le karşılaştı.

1974’te Başbakan Çiller devalüasyon yaptı, seçimleri kaybetti. 

Özetle, Türk siyasal tarihi gösteriyor ki Türk Lirası’nın değeri düşünce, yüksek enflasyon olunca, pahalılık bütün sektörleri ve halkı etkileyince Türk seçmeni sandıkta bunun tepkisini veriyor. 

Yukarıda belirtildiği gibi tüm göstergeler, bir erken seçime işaret ediyor ancak tüm ekonomik göstergeler de halkın hayat pahalılığından şikâyet ettiğini gösteriyor. 

Yorumlar (0)
15
açık