“Çıplak arama yönetmeliği, keyfî biçimde genişletiliyor”

“Çıplak arama yönetmeliği, keyfî biçimde genişletiliyor” “Çıplak arama” şikâyetlerini değerlendiren Ömer Faruk Gergerlioğlu, Prof. Dr. Cihangir İslâm ve Avukat Ali Aktaş, çıplak arama ile ilgili yönetmelikte belli şartlara bağlanan uygulamanın, kanunsuzca ve keyfî biçimde genişletildiğini söylediler.

Gündem 27.12.2020, 17:49 27.12.2020, 17:49
“Çıplak arama yönetmeliği, keyfî biçimde genişletiliyor”

“Cezaevlerinde çıplak arama” iddiaları, TV5’de yayınlanan “Ters Açı” programında masaya yatırıldı. Programa katılan HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, Bağımsız İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Cihangir İslâm ve Avukat Ali Aktaş, Yunus Emre İşçi’nin sorularını cevapladılar.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, çıplak arama olaylarının yeni bir olay olmadığını, uzun yıllardır devam ettiğini belirterek, bunun sadece bir kesime yapılmış bir hadise olmadığını, bütün kesimlere uygulandığını söyledi. Gergerlioğlu, “Gözaltı merkezleri, cezaevlerinde yoğun bir şekilde yapılıyor” dedi.

“Çıplak arama”nın, mahpusa boyun eğdirmek ve psikolojik direncini kırmak amacıyla yapıldığını ifade eden Gergerlioğlu, “Muktedir olanların, insanların çıplaklık hâliyle onların gardını düşürmeye çalışma heveslerini iyi biliyoruz” dedi.

"İNSAN ONURUNA AYKIRI"

Daha önce İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Adalet Bakanlığı yetkililerinin, “İtiraz ediyorsunuz ama bu zaten yönetmelikte var” diyerek, çıplak aramanın hukuka uygun olduğunu ifade ettiklerini; ancak son 2 haftada konu Türkiye’nin gündemine yerleştikten sonra, iktidar yetkililerinin bu iddiaları reddetmeye başladıklarını söyledi. Gergerlioğlu, “Aslında, öncesinde bunu kabul ediyorlardı” dedi.

“Mesele, çıplak aramanın insanlık onuruna aykırı olduğu meselesidir” diyen Gergerlioğlu, HDP’nin geçen mart ayında ilgili yönetmeliğin değiştirilmesi için yargıya müracaat ettiğini, konunun halen Danıştay’da olduğunu söyledi.

Kendilerine neredeyse her gün çıplak arama şikâyetleri geldiğini dile getiren Gergerlioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Mesele, sadece şu anda bir gruba yapılan bir mesele değildir. Yıllardır her farklı kesime yapılmaktadır. Ben, konuyu defalarca gündeme getirdim. Kadınlara yapılan muameleler, çocuklara yapılan muameleler, 2,5 yıldır benim Adalet Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına sık sık sorduğum soru önergeleri arasındaydı. Kadınlara yönelik ped aramaları bize geliyordu ve çok can yakıcı, kadınların büyük utanç duyduğu hadiselerdi ve biz, bunları defaten soru önergeleriyle sormuştuk ama tatminkâr cevaplar alamamıştık. Hatta 5 yaşındaki çocuğa varacak kadar, çocuğun hoyratça mahrem bölgelerinin aranması suretiyle taciz edilmesiyle ilgili birçok soru önergesini şu ana kadar vermiştik; ama bunlar, bir kamuoyu ivmesiyle gündeme gelmedi.”

"İÇİŞLERİ BAKANINI CİDDİYE ALMAK MÜMKÜN DEĞİL"

Bağımsız İstanbul Milletvekili Cihangir İslâm da, bu iddiaları dile getiren Gergerlioğlu’nun, İçişleri Bakanı tarafından FETÖ’cü olmakla suçlandığının hatırlatılması üzerine değerlendirmede bulundu.

Cihangir İslâm, iddiaların şahitleriyle birlikte açıkça dile getirilmiş olmasına ve çok sayıda mektuba rağmen, AK Parti’nin Hukukçu Grup Başkan Vekili Özlem Zengin tarafından “İnanmıyorum” diye karşılandığına işaret etti.

Cihangir İslâm, “Hâlbuki şunu demesi lâzımdı, bir başörtüsü mücadelesinin içinden de gelmiş birisi olarak Sayın Özlem Zengin’in şunu demesi lâzımdı ki, ‘Ben, bu konuyu araştıracağım, inceleyeceğim ve en kısa zamanda size sağlam bilgilerle döneceğim’. Bunu yapmadı. İçişleri Bakanını artık çok ciddiye almak mümkün değil. Neyin peşindedir, bilmiyorum. Sıkıştığı zaman FETÖ’cü suçlaması yapar karşı tarafa. Ben, kimseyi hayatımda böyle bir ithamla karşı karşıya bırakmadım ama eğer kast ettiği, ismini andığı zatla ilişki biçimiyse, geçmişe baktığımızda ne Sayın Gergerlioğlu’nun ne de benim bir tek fotoğrafımızı bile bulamazlar; ama kendisinin ciddi, uzun video kayıtlarını bulabiliriz” diye konuştu.

İçişleri Bakanının, bir siyasî parti genel başkanı gibi davrandığını ifade eden İslâm, İçişleri, Adalet ve Milli Savunma Bakanlıklarının hassas bakanlıklar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, iddialar için “iftira, alçaklıktır, ispat etsinler” dediğini hatırlatan İslâm, sözlerine şöyle devam etti:

“Bunu sen yapacaksın. Bakan Bey, bunu sen yapacaksın. Yani diyeceksin ki, “Ben bu konuyu araştıracağım, didik didik edeceğim.” Çünkü çok hassas bir konudan bahsediyoruz. Temsil ettiği kitlenin de infial duyacağı bir olaydan bahsediyoruz. Kendi kitlesi de buna tepki vereceği için olayı örtbas etme durumuna girmiştir. Yapacağı iş, bellidir. Diyeceksiniz ki, ‘Ben bu olayı araştıracağım ve kamuoyuna en sağlıklı bilgiyi vereceğim. Müfettişlerimi şimdi Uşak’a da gönderiyorum, Sayın Gergerlioğlu’na gelen bütün o mektupların olay yerlerinin hepsine gidiyorum ve bu personeli tek tek sorgulayacağım, bu gözaltına alınan insanları tek tek sorgulayacağım.’ ”

"TARİHİ BİR HAK SAVUNUCULUĞU YAPIYOR"

Saadet Partisi Antalya İl Başkan Yardımcısı Avukat Ali Aktaş da, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, tarihî bir hak savunuculuğu yaptığını söyledi.

Arama konusunda 4 tane yönetmelik bulunduğunu, birincisinin Adlî ve Önleme Arama Yönetmeliği olduğunu belirten Aktaş, “Burada sadece hakim ve savcı izniyle, tam anlamıyla bir çıplak aramadan söz edilmiyor, vücut aramasından söz ediliyor. İkincisi, Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği. Burada da bir çıplak aramadan söz edilmiyor. Üçüncüsü, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri ile ilgili bir yönetmeliktir. Burada da en büyük şikâyetlerden bir tanesi olan tutuklu ve yükümlü yakınlarının çocuklarının, kadınların aranmasına ilişkin asla bir hüküm yoktur. Bu konuda tam bir kanunsuzluk hali söz konusu. O Uşak meselesinde de gözaltına alınan insanların çıplak aranması diye bir şey söz konusu değil. Hatta yönetmelik, orada kendilerine zarar verebilecekleri birtakım iptir, işte kemerdir, onların arındırılmasını içeriyor. Yani kişinin intihar edebileceği veya kendine zarar verebileceği korkusu içerisinde birtakım aramalar yapılmasını içeriyor. Dördüncüsü, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile ilgili bir yönetmeliktir. Türkiye’deki tek çıplak arama, vücudun mahrem yerlerinin aranmasına ilişkin o husus, dikkatinizi çekmek isterim, sadece tutuklu ve yükümlülerle ilgilidir. Dolayısıyla, tutuklu ve yükümlü olmayan, gözaltına alınmış olsun veya olmasın, cezaevinde ziyarete gelen insanların veya gözaltına alınan insanların çıplak aranması, mahrem yerlerinin aranması asla mümkün değildir. Cezaevinde tutuklu ve yükümlü olanların çıplak aranması meselesi de koşula bağlanmıştır. O koşul, ciddi anlamda bir emare ya da kuşkunun… Yönetmelik aynen şunu söylüyor: ‘Kişinin cezaevinde yasak madde ve eşya bulundurduğuna dair makul ve ciddi bir emarenin varlığı halinde…’

Ali Aktaş, Türkiye’deki uygulamalarda, gözaltına alınan insanların çıplak olarak arandığını söyledi. Aktaş, “Bu yetmiyor, cezaevine ziyarete gelen tutuklu ve yükümlü yakınları çıplak olarak aranıyor. Tam bir kanunsuzluk hali tatbik ediliyor” dedi.

Yönetmeliği keyfî biçimde uygulayan, genişleten, olmadık biçimde tatbik eden bir iktidar tablosu ile karşı karşıya olunduğunu belirten Aktaş, yönetmeliğe göre tutuklu ve yükümlülerin mahrem yerlerinin, ancak ciddi emare görülmesi halinde ve doktor gözetiminde, aranan kişiyi utandırmayacak şekilde yapılabileceğinin kaydedildiğinin altını çizdi.

Ali Aktaş, “Polisin sokakta hâkim, savcı kararıyla adlî arama yaptığı kişiler, polisin gözaltına aldığı kişiler, cezaevinde yükümlü ve tutukluyu ziyarete gelen kişiyi ziyarete gelen kişiler, asla çıplak aranamazlar. (…) Türkiye’de sindirme, korkutma, cezalandırma yöntemleri, mahkemelerin hükümlerinden önce idarece tatbik ediliyor bu yollarla” dedi.

Yorumlar (0)
28
açık