'Molaya namaz ayarı' ilahiyatçıların tepkisini çekti: İslam’a uygun bir tavır olarak değerlendirilemez

Diyanet'in şehirlerarası "otobüs yolculuklarında namaz saatlerine göre mola verilmesi" talebi ilahiyatçıların da tepkisini çekerken ilahiyatçı Cemil Kılıç, "Türkiye farklı inançların yaşandığı bir ülke. Farklı inançlar, farklı yaşam tarzları da dikkate alınmalı, onların da rızası gözetilmeli. Rıza gözetilmezse bu, Kuran’a uygun, İslam’a uygun bir tavır olarak değerlendirilemez" ifadelerini kullandı.

Gündem 01.07.2021, 08:22
'Molaya namaz ayarı' ilahiyatçıların tepkisini çekti: İslam’a uygun bir tavır olarak değerlendirilemez

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ulaştırma, Kültür ve Turizm, Ticaret ve İçişleri olmak üzere 4 bakanlığa yazı göndererek seyahat molalarının, namaz saatlerine göre ayarlanması talebinde bulunmuştu.

LAİKLİK VURGUSU

Erbaş'ın bu talebine yönelik ilahiyatçı Cemil Kılıç ve hukukçu Turgut Kazan laiklik vurgusu yaptı.

KILIÇ: FARKLI İNANÇLAR DA GÖZETİLMELİ

Erbaş’ın talebini Cumhuriyet’ten Leyla Kılıç'a değerlendiren ilahiyatçı Kılıç, “Türkiye farklı inançların yaşandığı bir ülke. Tek bir inancın egemen olduğu bir toplum değil. Dolayısıyla birtakım toplumsal düzenlemelerin sadece belli bir inanca göre gerçekleştirilmesi adil olmaz. Farklı inançlar, farklı yaşam tarzları da dikkate alınmalı, onların da rızası gözetilmeli. Rıza gözetilmezse bu, Kuran’a uygun, İslam’a uygun bir tavır olarak değerlendirilemez” dedi.

Yapılan talebin İslam dini ile ilişkilendirilemeyeceğini vurgulayan Cemil Kılıç, “Müslüman olsun olmasın, namaz kılsın kılmasın bütün yolcuları namaz saatine göre yolculuk yapmaya zorlamak, haksızlık ve adaletsizliktir.

Adaletsizliğin ve haksızlığın olduğu yerde de İslam’dan bahsedilemez. Bu talep İslami bir talep olmaktan ziyade teokratik devlet ideolojisinin bir talebi olarak değerlendirilebilir. Bizim anladığımız İslam ise teokratik bir düzeni öngörmüyor.

Bu talep ayrıca, insan haklarına aykırıdır. Bütün topluma ‘Bizim inandığımız gibi hayatınızı düzenlemek zorundasınız’ dayatmasıdır” ifadelerini kullandı. 

‘DAYATMA TALEBİ’

Eski İstanbul Baro Başkanı Turgut Kazan ise Diyanet’in talebini dayatma olarak değerlendirdi. Kazan, “Yaşam biçimlerine müdahale etmek artık bir yol oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin çizgisini izleyen bir kurum. Diz boyu ahlaksızlık, rüşvet...

Yargısı, Emniyeti, İçişleri Bakanlığı, her şey çamura batmış durumda. Diyanet bunlar için neden bir şey söylemiyor? İsraf için, insanlar açken 12 maaş alanlar için neden bir açıklama yapmıyor? Türkiye anayasasız ve hukuk devleti olmayan bir ülke haline getirildi. Yasa devleti olmasına bile artık razı olacağız ama o da yok.

Tam bir fetva devletine dönüştü. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Erken ya da zamanında bir seçim olacak ve Türkiye yeniden hukuk devletini ve laik Cumhuriyeti inşa edecek” dedi. 

Yorumlar (0)
26
açık