Mazhar Alanson’un “Yandım Yandım” şarkısında...
“Baka baka doyamadım, hem kokladım da” diye bir bölüm var.
Mazhar Alanson, işte bu bölüm için şöyle demiş:
“Kâbe için yazılmıştır. Ama siz onu dinlerken aşk şarkısı zannedersiniz”.
Kâbe, kadın, sarhoş ve Mazhar Alanson
Mazhar Alanson, şarkılarını bir bütün olarak yazmıyormuş, dize dize yazıyormuş, notlar tutarak...
Mesela Kâbe’ye gidince... “Baka baka doyamadım” diye bir dize yazıyormuş.
Mesela sevgilisi aklına gelince... “Bana yeniden şarkılar söyleten kadın” diye bir dize yazıyormuş.
Mesela Medine’ye gidince... “Yandım yandım / Ah ki ne yandım” diye bir dize yazıyormuş.
Mesela esrik günlerini anarken... “Sarhoşluğu geçmedi hâlâ” diye bir dize yazıyormuş.
Mesela eski sevgilisine bakıyor... “Hâlâ hoş bir havan var” diye bir dize yazıyormuş.
En sonunda bütün bu apayrı havaların dizelerini bir araya getirip şarkı haline dönüştürüyormuş.
Siz eski sevgiliye yazılmış sarhoş sevdası şarkısı dinlediğinizi zannederken...
Aslında Mazhar Alanson, Kâbe’den Medine’den esinlenmelerle dolu manevi bir şarkı yazmış da haberiniz yokmuş.
Var ya... Mazhar Alanson aslında, tam da Kemal Bey’in seveceği türden bir belediye başkan adayı gibi... Medine’de yanıyor, içkisini içiyor, aşkını yaşıyor, Kâbe’ye baka baka doyamıyor.
Eğer bir de annesinin başı örtülüyse... Oh missss!