Yapılan açıklamada, "Gazetecileri hedef alan saldırılara güçlü bir şekilde tepki vermeleri ve acil destek de dahil olmak üzere gazetecileri desteklemek için somut önlemler almaları; Türkiye’nin ifade özgürlüğü konusunda uluslararası ve Avrupa düzeyindeki standartlara uymayan yasa ve politikalarını gözden geçirmesini kolaylaştıracak adımlar atmaları taleplerinde bulunuyoruz" denildi.

AB üye devletleri ve aday ülkelerde basın ve medya özgürlüğü ihlallerini izleyen MFRR, "AB, Türkiye’de medya özgürlüğü ve insan haklarının korunmasını önceliklendirme yönünde daha fazlasını yapmalıdır" başlıklı yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, imzası bulunan 19 medya özgürlüğü, insan hakları ve gazetecilik meslek kuruluşunun; AB seçimlerinin ardından Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’na Türkiye ile ilişkilerinde gazetecilerin haklarını ve ifade özgürlüğünü koruma taahhüdünü güçlendirme çağrısında bulunduğu belirtildi.

AB-Türkiye ilişkilerinin Türkiye'nin uzun süredir aday ülke statüsünde olması nedeniyle son yıllarda çıkmaza girdiği belirtilen açıklamada, "AB kurumlarının, Türkiye ile ilişkilerini canlandırması ve bu süreçte insan haklarının korunmasının merkezi bir rol oynaması gerekmektedir" denildi.

"2023 yılı boyunca en az 207 gazeteci yargılandı"

Yerlikaya'dan denetim açıklaması: Binlerce sürücüye işlem Yerlikaya'dan denetim açıklaması: Binlerce sürücüye işlem

Son 20 yılda hükümetin ulusal medyanın yüzde 90'ından fazlasını ele geçirdiği ve bunun kamu medyasını doğrudan kontrol etmenin yanı sıra hükümete yakın iş insanları aracılığıyla ana akım medyanın büyük bölümünü dolaylı olarak kontrol etmeyi içerdiği kaydedildi. Devamında şu ifadelere yer verildi:

"Bu durum, resmi ilan ve reklamların kötüye kullanılması yoluyla itaatkâr tipte bir habercilik ortaya çıkarmış, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenleme ve denetlemeyle yükümlü RTÜK’ü araçsallaştırarak eleştirel haberleri rutin olarak hedef almıştır.

Ana akım medyanın ele geçirilmesi, bağımsız medyaya yönelik geniş çaplı bir baskı ile de desteklenmiştir. 2016’daki başarısız darbe girişiminden bu yana yüzlerce gazetecinin tutuklanması ve binlercesinin yargılanması buna dahildir. Hapisteki gazeteci sayısı önemli ölçüde azalmıştır, ancak yüzlerce gazeteci hâlâ yargılanmakta ve bu da gazeteciler arasında otosansürün artmasına yol açmaktadır. 2023 yılı boyunca en az 207 gazeteci yargılanmış, en az 22’si hapse atılmış veya para cezasına çarptırılmıştır."

"Temmuz 2023'ten yana gazetecilere yönelik en az 168 hak ihlâli kaydedildi"

Açıklamada, gazetecilerin hükümet yanlısı medya kuruluşlarının saldırıları, çevrimiçi troller ve karalama kampanyaları ile karşı karşıya kaldığı belirtilirken, "Polis, toplumsal gösteriler sırasında gazetecileri sıklıkla göz altına almakta ve haber yapmalarını engellemektedir. AB Üye Devletler ve aday ülkeler düzeyinde medya özgürlüğü ihlallerini belgeleyen MFRR veri tabanına göre Temmuz 2023’ten bu yana Türkiye’de gazetecilere yönelik en az 168 hak ihlali kaydedilmiştir" denildi. Açıklamanın devamı şöyle:

"2022’de yürürlüğe giren Dezenformasyon Yasası, 2023 yılında en az 30 gazeteci hakkında soruşturma başlatılmasına yol açmış ve çevrimiçi platformları, hükümetin dezenformasyon ya da ulusal güvenliğe yönelik tehdit olarak gördüğü içerikleri sansürlemeye itmiştir. Google algoritmik yanlılık nedeniyle haber arayanların yüzde 80’inden fazlasını hükümet yanlısı medyaya yönlendirerek bağımsız medyanın son derece sınırlı bir çerçevede sıkışıp kalmasına sebep olmaktadır. Gazetecilere yönelik bu düşmanca ekonomik ve hukuki ortam, gazeteciliği susturmakta ve halkın çeşitlilik içeren medya kaynaklarına erişimini engellemektedir.

Bununla birlikte, Türkiye’den AB Üye Devletlerine vize başvurusunda bulunan gazeteciler giderek daha kısıtlayıcı bir süreçle karşı karşıya kalmaktadır. Vizelerdeki gecikmeler ve bazı gazetecilerin başvurularının doğrudan reddedilmesi, Türkiye’deki gazetecilerin yurt dışındaki meslektaşlarıyla bağlantı kurma ve geliştirme imkanlarını baltalamaktadır.

Haziran 2024’te, görev süresi tamamlanan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi tarafından Brüksel’e davet edilen üst düzey bir heyet ziyareti sırasında deneyimli bir gazeteciye, Avrupa Komisyonu’ndan davet almış olmasına rağmen Belçika Büyükelçiliği tarafından vize verilmemiştir. Bu ve bunun gibi örnekler, Türkiye’den gazetecilerin haber yapmalarının önünde bir engel daha oluşturmaktadır. AB Üye Devletleri, Türkiye’deki gazetecilerin mesleki amaçlar için vize alma sürecini kolaylaştırmak için derhal harekete geçmelidir."

"Gazetecilerin Schengen vizesi alma süreçleri kolaylaştırılmalı"

Açıklamanın sonunda, Avrupa hükümetleri ve politika yapıcılarına, yeni AB Dönem Başkanlığı süresince Türkiye ile ilişkilerinin merkezine medya özgürlükleri ve temel hakların alınması çağrısında bulunularak şu talepler sıralandı:

"-Gazetecilerin Schengen vizesi alma süreçlerini kolaylaştırmaları;

-Türkiye’deki medya kuruluşlarına mali hibeler dahil olmak üzere destek sağlamaları;

-Gazetecileri hedef alan saldırılara güçlü bir şekilde tepki vermeleri ve acil destek de dahil olmak üzere gazetecileri desteklemek için somut önlemler almaları;

-Türkiye makamları ile açık, kapsamlı ve tutarlı bir ilişki geliştirerek, Türkiye’nin ifade özgürlüğü konusunda uluslararası ve Avrupa düzeyindeki standartlara uymayan yasa ve politikalarını gözden geçirmesini kolaylaştıracak adımlar atmaları taleplerinde bulunuyoruz."