<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Polemik Haber</title>
    <link>https://www.polemikhaber.com</link>
    <description>Polemik Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.polemikhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2026 22:06:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[En sağlıklı baharat belli oldu! Kalp profesörü 10 üzerinden 9,5 verdi]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/en-saglikli-baharat-belli-oldu-kalp-profesoru-10-uzerinden-95-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/en-saglikli-baharat-belli-oldu-kalp-profesoru-10-uzerinden-95-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Muhammed Keskin, sofraların vazgeçilmezi olan baharatları tek tek puanladı. “Dilini yakan şey kalbine iyi geliyor” sözleriyle dikkat çeken uzman, en yüksek puanı verdiği baharatı da açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baharatlar yalnızca yemeklere aroma ve lezzet katmıyor; içerdiği aktif bileşenler nedeniyle sağlık açısından da dikkat çekiyor. Prof. Dr. Muhammed Keskin, sık kullanılan baharatları tek tek değerlendirerek 10 üzerinden puanladı. Listenin zirvesine 9,5 puanla safran yerleşirken, Seylan tarçını, kekik, zerdeçal ve sumak 9 puan aldı.</p>

<p>Keskin, hiçbir baharata 10 üzerinden 10 vermedi. Bunun nedenini ise baharatların faydalı özelliklerinin yanı sıra aşırı tüketimde bazı riskler taşıyabilmesiyle açıkladı. Uzman isim, baharatların ölçülü tüketilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Karabiber 8 Puan Aldı</p>

<p>Prof. Dr. Muhammed Keskin'in değerlendirmesinde karabiber 10 üzerinden 8 puan aldı. Karabiberin aktif maddesinin piperin olduğunu belirten Keskin, bu bileşenin özellikle bazı besin öğelerinin ve zerdeçalın emilimini artırabildiğini söyledi.</p>

<p>Karabiberin antioksidan özelliklerine ve bağırsak sağlığı üzerindeki olası olumlu etkilerine dikkat çeken Keskin, fazla tüketimin ise mideyi yorabileceğini, reflü ve gastrit şikayetlerini artırabileceğini belirtti.</p>

<h3>Zencefilin Puanı 8,5</h3>

<p>Zencefil 8,5 puanla listenin üst sıralarında yer aldı. Aktif bileşeni gingerol olan zencefilin mide bulantısını azaltmaya yardımcı olabileceğini belirten Keskin, taşıt tutması ve bazı tedavi süreçlerine bağlı bulantılarda da kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Zencefilin spor sonrası toparlanma ve kas ağrıları açısından da destekleyici olabileceğini söyleyen Keskin, fazla tüketimde kanama riskini artırabilecek etkiler konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>Tarçında Önemli Ayrım: Seylan mı Çin mi?</h3>

<p>Tarçını iki farklı gruba ayıran Keskin, Seylan tarçınına 9 puan verdi. Çin tarçını konusunda ise daha temkinli olunması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin tarçınında bulunan kumarin nedeniyle yüksek miktarda ve uzun süreli tüketimin bazı riskler taşıyabileceğine dikkat çeken Keskin, Seylan tarçınının ise yemeklerle birlikte tüketildiğinde kan şekeri kontrolü ve insülin duyarlılığı açısından destekleyici olabileceğini söyledi.</p>

<h3>Biberiye ve Karanfil 7,5 Puanda Kaldı</h3>

<p>Biberiye 7,5 puan alırken antioksidan özellikleri ve bilişsel fonksiyonlar üzerindeki olası etkileriyle öne çıktı. Keskin, özellikle etlerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi sırasında oluşabilecek bazı bileşiklere karşı biberiyenin koruyucu özellik gösterebileceğini belirtti.</p>

<p>Karanfil de 7,5 puan aldı. Antioksidan ve antibakteriyel özelliklerine dikkat çekilen karanfilin ağrı ve mide bulantısının hafifletilmesinde destekleyici olabileceği belirtildi.</p>

<h3>"Dilinizi Yakan Şey Kalbinize İyi Geliyor"</h3>

<p>Pul biber 7 puanla değerlendirildi. Keskin, pul biberde bulunan kapsaisin maddesine dikkat çekerek acı tüketiminin kalp sağlığı açısından bazı olumlu etkileri olabileceğini söyledi.</p>

<p>Kapsaisinin antimikrobiyal özellikleri bulunduğunu belirten Keskin, acı baharatların ise kişisel toleransa göre tüketilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<h3>Kimyon 6,5 Puan Aldı</h3>

<p>Listenin daha alt sıralarında yer alan kimyon 6,5 puan aldı. Özellikle sindirim sistemi açısından öne çıkan kimyonun gaz ve şişkinliğin azaltılmasına yardımcı olabileceği belirtildi.</p>

<p>Keskin, et ve ciğer gibi sindirimi daha zor yiyeceklerle birlikte kimyon tüketiminin sindirimi destekleyebileceğini söyledi. Kimyonun aynı zamanda bitkisel kaynaklı demir içerdiğine de dikkat çekti.</p>

<h3>Ev Yapımı Köfte Harcına Daha Yüksek Puan</h3>

<p>Keskin, köfte harcını da değerlendirmeye dahil etti. Evde hazırlanan köfte harcına 8 puan veren uzman isim, marketlerde satılan hazır karışımlara ise 4 puan verdi.</p>

<p>Hazır karışımların içeriğinin üründen ürüne değişebileceğini belirten Keskin, bazı ürünlerde monosodyum glutamat gibi katkı maddelerinin bulunabileceğini ifade etti.</p>

<h3>İsotta Dikkat Edilmesi Gereken Risk</h3>

<p>İsot 8 puan aldı. Fermantasyon sürecinden geçmesi nedeniyle isotun bağırsak sağlığı açısından bazı avantajlar taşıyabileceğini belirten Keskin, kapsaisin içeriği nedeniyle pul biberdeki bazı özelliklerin isot için de geçerli olduğunu söyledi.</p>

<p>Ancak açıkta ve uygun olmayan koşullarda satılan ürünlerde toksin oluşumu açısından risk bulunabileceği uyarısında bulunan Keskin, isot satın alırken paketli ve güvenilir ürünlerin tercih edilmesini önerdi.</p>

<h3>Nane 8,5 Puan Aldı</h3>

<p>Nane de 8,5 puanla dikkat çeken baharatlar arasında yer aldı. Mentol içeriğine dikkat çeken Keskin, nanenin özellikle irritabl bağırsak sendromunda bazı kişiler için rahatlatıcı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Nanenin mide bulantısı ve yemek sonrası şişkinlik gibi şikayetlerde de destekleyici olabileceği ifade edildi.</p>

<h3>Zirvenin Sahibi Safran Oldu</h3>

<p>Listenin en yüksek puanını alan baharat safran oldu. Prof. Dr. Muhammed Keskin, safrana 10 üzerinden 9,5 puan verdi.</p>

<p>Safranın özellikle ruh sağlığı açısından dikkat çekici özelliklere sahip olduğunu belirten Keskin, hafif ve orta düzeyde depresyon belirtileri üzerinde olumlu etkilerinin araştırıldığını söyledi. Ancak safranın ilaç tedavisinin alternatifi olmadığını özellikle vurguladı.</p>

<p>Güçlü antioksidan özellikleri bulunan safranın beyin sağlığı açısından da araştırıldığını belirten Keskin, piyasada çok sayıda safran taklidi bulunması nedeniyle ürünün güvenilir kaynaktan alınmasının önemine dikkat çekti.</p>

<h3>Zerdeçal 9 Puanla Zirvede</h3>

<p>Zerdeçal da 9 puan alan baharatlardan biri oldu. Keskin, zerdeçalın temel aktif bileşeni olan kurkuminin antiinflamatuar ve antioksidan özellikleriyle öne çıktığını belirtti.</p>

<p>Zerdeçalın kalp ve beyin sağlığı ile bazı kronik hastalıklar açısından araştırıldığını ifade eden Keskin, ancak yoğun tüketimin özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler açısından dikkat gerektirebileceğini söyledi.</p>

<h3>Mahlep 6,5 Puan Aldı</h3>

<p>Mahlep ise 6,5 puanla değerlendirildi. Kumarin türevleri içerdiğini belirten Keskin, kan sulandırıcı ilaç kullananların mahlebi yoğun şekilde tüketmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Mahlebin geleneksel olarak solunum yolları ve sindirim sistemiyle ilgili çeşitli amaçlarla kullanıldığını belirten Keskin, baharatın antioksidan bileşenler de içerdiğini söyledi.</p>

<h3>Listenin Sürprizi: Sumak</h3>

<p>Sumak 9 puanla listenin en yüksek puan alan baharatlarından biri oldu. Keskin, sumağın yüksek antioksidan kapasitesine dikkat çekerek kan şekeri kontrolü ve kas ağrıları açısından da araştırıldığını belirtti.</p>

<p>Sumakta bulunan bazı antioksidan bileşenlerin kalp sağlığı açısından destekleyici olabileceğini ifade eden Keskin, sumak tüketiminin yalnızca soğanla sınırlı tutulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Keskin, sumak için belirgin bir risk görmediğini belirtirken, baharatın antibakteriyel özelliklerinin antibiyotik tedavisinin yerine geçmeyeceğini de özellikle vurguladı.</p>

<p><strong>Baharatların puanları</strong><br />
Safran: 9,5<br />
Seylan tarçını: 9<br />
Kekik: 9<br />
Zerdeçal: 9<br />
Sumak: 9<br />
Zencefil: 8,5<br />
Nane: 8,5<br />
Karabiber: 8<br />
İsot: 8<br />
Ev yapımı köfte harcı: 8<br />
Biberiye: 7,5<br />
Karanfil: 7,5<br />
Pul biber: 7<br />
Kimyon: 6,5<br />
Mahlep: 6,5</p>

<p>Keskin'in değerlendirmesindeki ortak mesaj ise dikkat çekti: Bir baharatın faydalı olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor. Özellikle düzenli ilaç kullananların yoğun baharat tüketimi konusunda hekimlerine danışmaları önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/en-saglikli-baharat-belli-oldu-kalp-profesoru-10-uzerinden-95-verdi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/09/baharat5.jpg" type="image/jpeg" length="20479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saatlerce oturmak kanser riskini artırıyor! Araştırmadan dikkat çeken sonuç]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/saatlerce-oturmak-kanser-riskini-artiriyor-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/saatlerce-oturmak-kanser-riskini-artiriyor-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de 91 binden fazla kişinin verileri incelenerek yapılan araştırma, uzun süre hareketsiz kalmanın kansere bağlı ölüm riskini yüzde 9 artırabildiğini ortaya koydu. Glasgow Üniversitesi araştırmacıları, günde yalnızca bir saat hafif fiziksel aktivitenin bu riski yüzde 12 azaltabileceğini belirledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Masa başında geçirilen uzun saatler yalnızca bel ve boyun ağrılarına değil, daha ciddi sağlık risklerine de yol açabilir. İngiltere’de 91 binden fazla yetişkinin verileri üzerinden yürütülen araştırma, uzun süre kesintisiz oturmanın kansere bağlı ölüm riskinde artışla ilişkili olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Glasgow Üniversitesi’nden bilim insanları, UK Biobank veri tabanındaki katılımcıların hareket takip cihazlarından elde edilen verileri inceledi. Yaklaşık 12 yıllık takip sürecinde elde edilen sonuçlar, gün içerisinde hareketsiz geçirilen sürenin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>

<h3>Kesintisiz Oturma Süresine Dikkat</h3>

<p>Araştırmada, yarım saatten uzun süre boyunca aralıksız oturulan her ek saatin kansere bağlı ölüm riskiyle ilişkili olduğu belirlendi. Bulgular, özellikle günün büyük bölümünü masa başında veya hareketsiz geçiren kişiler açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.</p>

<p>Bilim insanları, yalnızca toplam oturma süresinin değil, oturma dönemlerinin ne kadar uzun süre kesintisiz devam ettiğinin de önemli olabileceğine işaret etti.</p>

<h3>Altı Kanser Türüyle Bağlantı Bulundu</h3>

<p>Çalışmada hareketsiz yaşam tarzı ile karaciğer, böbrek, pankreas, kalın bağırsak, meme ve tiroid kanserleri arasında bağlantı tespit edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu kanser türlerinin bazı ortak risk faktörleriyle de ilişkili olduğuna dikkat çekti. Özellikle obezite ve tip 2 diyabet gibi metabolik sorunların bu tabloyla bağlantılı olabileceği değerlendirildi.</p>

<h3>Bir Saatlik Hafif Hareket Bile Fark Yaratıyor</h3>

<p>Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri ise ağır egzersiz yapmadan da hareketliliğin artırılmasının fayda sağlayabileceği yönünde.</p>

<p>Araştırma bulgularına göre, günde bir saatlik oturma süresinin yürüyüş gibi hafif fiziksel aktivitelerle değiştirilmesi, kansere bağlı ölüm riskinde yüzde 12'lik bir azalmayla ilişkilendirildi.</p>

<p>Bu sonuç, fiziksel aktivitenin yalnızca spor salonunda yapılan yoğun egzersizlerden ibaret olmadığını gösterirken, gün içinde yapılan kısa ve düşük yoğunluklu hareketlerin de önemini ortaya koydu.</p>

<p><img alt="Masaa" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/09/masaa.jpg" width="1280" /></p>

<h3>Uzmandan Masa Başı Çalışanlara Uyarı</h3>

<p>Çalışmanın başyazarı Dr. Frederick Ho, mevcut sağlık önerilerinin çoğunlukla orta ve yüksek yoğunluklu egzersizlere odaklandığını belirtti.</p>

<p>Ho, araştırmanın oturma süresini hafif hareketlerle bölmenin de metabolik sağlık açısından önemli olabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları özellikle masa başında çalışanların uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmasını, gün içerisinde düzenli aralıklarla ayağa kalkmasını ve kısa yürüyüşlerle hareketsizliği bölmesini öneriyor.</p>

<p>Araştırma, günlük yaşamda yapılabilecek küçük değişikliklerin bile uzun vadeli sağlık açısından önem taşıyabileceğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/saatlerce-oturmak-kanser-riskini-artiriyor-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/09/mmasa.jpg" type="image/jpeg" length="43773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun yaşamanın sırrı ortaya çıktı! Sofrada bunu yapanlar daha sağlıklı olabilir]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/uzun-yasamanin-sirri-ortaya-cikti-sofrada-bunu-yapanlar-daha-saglikli-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/uzun-yasamanin-sirri-ortaya-cikti-sofrada-bunu-yapanlar-daha-saglikli-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmalar, yemekleri başkalarıyla paylaşmanın depresyon riskini azaltabileceğini ve beyin sağlığını destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre birlikte yemek yemek, sosyal bağları güçlendirmenin yanı sıra stresi azaltarak bilişsel yaşlanmayı da olumlu etkileyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemek yemek yalnızca karın doyurmakla sınırlı değil. Son yıllarda yapılan araştırmalar, yemeklerin başkalarıyla paylaşılmasının ruh sağlığından bilişsel işlevlere kadar birçok alanda olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Oxford Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jan-Emmanuel De Neve, yemek paylaşmanın insanlar arasındaki bağları güçlendiren, güven oluşturan ve sosyal ilişkileri destekleyen temel davranışlardan biri olduğunu belirtiyor.</p>

<h3>Sofradaki Kişi Sayısı Depresyon Riskiyle Bağlantılı</h3>

<p>Birlikte yemek yeme alışkanlığı üzerine yapılan araştırmaların önemli bir bölümü, bu davranışın ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanıyor.</p>

<p>Springer Nature Link’te yayımlanan bir araştırmada, yemek sırasında aynı masayı paylaşan kişi sayısıyla depresyon riski arasında bağlantı olduğu belirlendi. Araştırmacılar, kişinin genel sağlık durumu, yaşam koşulları ve yalnız yaşayıp yaşamadığı gibi faktörleri hesaba kattıktan sonra da bu ilişkinin devam ettiğini bildirdi.</p>

<h3>Yalnız Yemek Yiyenlerde Risk 5 Kat Fazla</h3>

<p>National Library of Medicine'da yayımlanan başka bir çalışmada ise ailesiyle birlikte yaşadığı halde yemeklerini çoğunlukla yalnız yiyen kişilerin, düzenli olarak başkalarıyla yemek yiyenlere kıyasla depresyon belirtileri geliştirme ihtimalinin 5 kat daha fazla olduğu sonucuna ulaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bulgular, yemek paylaşımının yalnızca sosyal bir alışkanlık olmadığını, kişinin psikolojik iyilik haliyle de bağlantılı olabileceğini gösteriyor.</p>

<h3>“Derin Kültürel Kökleri Var”</h3>

<p>Prof. Dr. Jan-Emmanuel De Neve, birlikte yemek yeme alışkanlığının kişinin sosyal yaşamı hakkında önemli ipuçları verebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Oxford Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Prof. Dr. Robin Dunbar ise yemek yemenin doğal olarak endorfin sistemini harekete geçirebildiğini ifade ediyor. Endorfinlerin oluşturduğu olumlu duyguların, yemek sırasında kurulan sosyal bağların güçlenmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.</p>

<h3>Başkalarıyla Yemek Yemek Lezzeti Bile Artırabiliyor</h3>

<p>Araştırmaların dikkat çeken sonuçlarından biri de sosyal ortamın yemeğin kendisinden alınan keyfi etkileyebilmesi.</p>

<p>Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. Erica Boothby ve ekibinin gerçekleştirdiği çalışmada, başka bir kişinin yanında çikolata yiyen katılımcıların çikolatayı yalnız yiyenlere kıyasla daha lezzetli değerlendirdiği görüldü.</p>

<p>Bu sonuç, sosyal etkileşimin yalnızca ruh halini değil, yeme deneyiminin kendisini de değiştirebileceğine işaret ediyor.</p>

<h3>Birlikte Yemek Beyin Sağlığını da Destekleyebilir</h3>

<p>Birlikte yemek yemenin olası faydalarının yalnızca ruh sağlığıyla sınırlı olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>NPJ dergisinde yayımlanan bir araştırmada, düzenli olarak yalnız yemek yiyen kişilerin beyinlerinin bilişsel işlevlerle ilişkili bazı bölgelerinde daha düşük beyin hacmi gözlemlendi.</p>

<p>Araştırmacılar, bu farklılıkların bir bölümünün beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili olabileceğini ancak bunun tüm tabloyu açıklamadığını belirtti. Sosyal bağlantının azalmasının da uzun vadeli beyin sağlığında rol oynayabileceği değerlendirildi.</p>

<h3>Sofradaki Sohbet Beyni Aktif Tutabilir</h3>

<p>Uzmanlara göre birlikte yemek yemenin sağladığı sosyal etkileşim, stresin azalmasına da katkı sağlayabilir. Stresin bilişsel gerileme açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğu bilinirken, yemek sırasında yapılan sohbetlerin aynı zamanda beyne zihinsel uyarım sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle uzmanlar, mümkün olduğunda yemekleri tek başına yemek yerine aile, arkadaşlar veya yakınlarla paylaşmanın hem sosyal ilişkiler hem de genel iyilik hali açısından faydalı olabileceğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/uzun-yasamanin-sirri-ortaya-cikti-sofrada-bunu-yapanlar-daha-saglikli-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/sofraa.jpg" type="image/jpeg" length="35500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açılmadan önce çocukların bağırsak sağlığına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/okullar-acilmadan-once-cocuklarin-bagirsak-sagligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/okullar-acilmadan-once-cocuklarin-bagirsak-sagligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, “Bağışıklık yalnızca kış aylarında değil, çocuğun günlük beslenme düzeniyle birlikte düşünülmeli” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi dönem, çocukların bağışıklık sisteminin çevresel etkenlerle yoğun biçimde karşılaştığı önemli bir gelişim dönemi. Kreş ve anaokulu ortamlarında daha fazla çocukla temas, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve sık geçirilen enfeksiyonlar ebeveynlerin bağışıklık sistemine ilişkin kaygılarını artırabiliyor. Ancak uzmanlara göre bağışıklık söz konusu olduğunda yalnızca vitamin ve mineral takviyelerine odaklanmak yerine, çocuğun bağırsak sağlığı ve beslenme düzeni de bütüncül olarak ele alınmalı.</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, çocukların bağışıklık sisteminin desteklenmesinde bağırsak mikrobiyotasının göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>“Bağırsaklar yalnızca sindirim sisteminin bir parçası değil, bağışıklık sistemiyle yakından ilişkili önemli bir yapı” diyen Dr. Murat Doğan, okul öncesi dönemde çocukların beslenme alışkanlıklarının uzun vadeli sağlık açısından da önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<h3>Bağışıklık Sisteminin Önemli Aktörlerinden Biri: Bağırsak Mikrobiyotası</h3>

<p>Bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmalar, sindirim süreçlerinin yanı sıra bağışıklık sisteminin gelişimi ve düzenlenmesiyle de ilişkilendiriliyor. Özellikle çocukluk döneminde dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeni, sağlıklı bağırsak mikrobiyotasının oluşmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Uzm. Dr. Murat Doğan’a göre bu nedenle ebeveynlerin <strong>“Çocuğum daha az hastalansın”</strong> yaklaşımını yalnızca takviye ürünler üzerinden değerlendirmemesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="Bagrısa" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/bagrisa.jpg" width="1280" /></p>

<h3>Fazla Şeker Ve Yetersiz Çeşitlilik Uyarısı</h3>

<p>Okul öncesi dönemde çocukların beslenmesinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, besin çeşitliliğinin azalması ve yüksek şeker içeren gıdaların günlük beslenmede gereğinden fazla yer alması.</p>

<p>Tek tip beslenmenin veya sebze, meyve ve lif açısından yetersiz bir beslenme düzeninin çocuğun bağırsak sağlığı açısından ideal olmadığına dikkat çeken Dr. Murat Doğan, ebeveynlerin sofradaki çeşitliliğe odaklanmasını önererek şu uyarıların yaptı:</p>

<blockquote>
<p>“Çocukların beslenmesinde sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının dengeli biçimde yer alması önemli. Buradaki temel yaklaşım, tek bir ‘mucize besin’ aramak yerine farklı besin gruplarını dengeli biçimde bir araya getirmek olmalı.”</p>
</blockquote>

<h3>“Her hastalıkta antibiyotik kullanılmamalı”</h3>

<p>Okul öncesi dönemde sık enfeksiyon geçirilmesinin ailelerde zaman zaman gereksiz antibiyotik kullanımına yönelik bir beklenti oluşturabildiğini belirten Dr. Murat Doğan, antibiyotiklerin yalnızca hekim değerlendirmesi doğrultusunda kullanılması gerektiğini vurgulayarak şunları anlattı:</p>

<blockquote>
<p>“Her ateş veya her üst solunum yolu enfeksiyonu antibiyotik gerektirmez. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde önemli ilaçlardır ancak gereksiz kullanımları hem bireysel hem de toplum sağlığı açısından önemli sorunlara yol açabilir. Çocuğun tedavisi mutlaka hekim değerlendirmesiyle planlanmalı.”</p>
</blockquote>

<h3>Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gereken 5 Temel Nokta</h3>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, okul öncesi çocukların bağırsak ve bağışıklık sağlığını desteklemek isteyen ailelere şu başlıklara dikkat etmelerini öneriyor:</p>

<p>1. Sofrada çeşitliliği artırın.</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının dengeli biçimde tüketilmesine özen gösterin.</p>

<p>2. Şekerli ve ultra işlenmiş gıdaları sınırlandırın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuğun günlük beslenmesinde bu tür ürünlerin ağırlık kazanmasının önüne geçin.ü</p>

<p>3. Uyku düzenini önemseyin.</p>

<p>Çocukların yaşlarına uygun ve düzenli uyku alışkanlığı kazanması genel sağlık açısından önem taşıyor.</p>

<p>4. Antibiyotiği doktor önerisi olmadan kullanmayın.</p>

<p>Her enfeksiyonun antibiyotik gerektirmediğini unutmayın.</p>

<p>5. Sürekli tekrarlayan sorunlarda hekime başvurun.</p>

<p>Uzun süren veya tekrarlayan ishal, kabızlık, karın ağrısı, büyüme-gelişme sorunları, belirgin iştahsızlık ya da sık ve ağır enfeksiyonlar gibi durumlarda çocuk doktorunun değerlendirmesi önem taşıyor.</p>

<h3>“Bağışıklık Bir Mevsimlik Hazırlık Değildir”</h3>

<p>Bağışıklık sisteminin yalnızca okulların açıldığı veya kış aylarının başladığı dönemlerde gündeme getirilmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Murat Doğan,<strong> “Bağışıklığı desteklemek için okul açılmadan birkaç hafta önce hızlı çözümler aramak yerine, yıl boyunca sürdürülebilen sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak daha doğru bir yaklaşım. Çocuğun genel sağlık durumunu bir bütün olarak değerlendirmeliyiz. Bağırsak sağlığı da bu bütünün önemli parçalarından biri”</strong> diyerek çocuk sağlığında sürdürülebilir alışkanlıkların önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle okul öncesi dönemde çocukların bağışıklık sisteminin gelişiminin doğal bir süreç olduğunu ve her enfeksiyonun bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Ebeveynlerin çocuklarının bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını günlük hayatın parçası haline getirmeleri önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/okullar-acilmadan-once-cocuklarin-bagirsak-sagligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/doktor-1.jpg" type="image/jpeg" length="67119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Osman Müftüoğlu tek tek sıraladı: Sağlıklı yaşlanmanın 8 altın kuralı]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/prof-dr-osman-muftuoglu-tek-tek-siraladi-saglikli-yaslanmanin-8-altin-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/prof-dr-osman-muftuoglu-tek-tek-siraladi-saglikli-yaslanmanin-8-altin-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, "İyi yaşlanmanın ‘olmazsa olmaz’ 8’lisi" başlıklı bugünkü yazısında, Amerikan Kalp Derneği'nin iyi yaşlanmak için 8 önerisini yazdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah yazarı Prof. Dr. Müftüoğlu, "İyi ve sağlıklı bir şekilde yaşlanmak en güçlü hedefimiz olmalıdır. Bu hedefe nasıl yürüyeceğimizin yol haritasını okuyalım" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Müftüoğlu, şöyle devam etti:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Amerikan Kalp Derneği'nin Life's Essential 8 adıyla özetlediği sekiz hedef şunlar:</i></p>

<p><i>1. Sağlıklı beslenmek Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş, balık ve kaliteli yağları öne çıkarmak; ultra işlenmiş ürünleri, fazla şekeri ve tuzu azaltmak. </i></p>

<p><i>2. Düzenli hareket etmek. Yürümek çok değerlidir ama yalnızca yürümekle yetinmemek; kasları koruyacak kuvvet egzersizlerini de programa eklemek gerekir. </i></p>

<p><i>3. Nikotin ve tütünden uzak durmak. Sigara kadar elektronik sigara ve diğer nikotin ürünlerinin de masum olmadığını unutmamak. </i></p>

<p><i>4. İyi ve yeterli uyumak. Uyku, ertesi güne hazırlanma molası değil; beynin, damarların, bağışıklık ve metabolizma sisteminin gece bakım servisidir. </i></p>

<p><i>5. Sağlıklı kiloyu korumak. Mesele yalnızca tartıdaki rakam değildir. Bel çevresi, yağ oranı, kas miktarı ve metabolik sağlık birlikte değerlendirilmelidir. </i></p>

<p><i>6. Kan basıncını kontrol etmek. Özellikle sistolik, yani "büyük" tansiyonun yıllar içindeki seyri kalp, beyin ve böbrek sağlığı açısından çok önemlidir. </i></p>

<p><i>7. Kan şekerini dengede tutmak. İnsülin direnci ve yükselen kan şekeri, yalnızca diyabetin değil; damar yaşlanmasının da sessiz hazırlayıcılarıdır. </i></p>

<p><i>8. Kan yağlarını izlemek. LDL kolesterol başta olmak üzere kan yağlarındaki bozulmalar, belirti vermeden yıllarca damar duvarında hasar oluşturabilir."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/prof-dr-osman-muftuoglu-tek-tek-siraladi-saglikli-yaslanmanin-8-altin-kurali</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/muftuoglu.jpg" type="image/jpeg" length="44978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalıcı ojenin bilinmeyen zararları: Tırnak altındaki hastalıkları gizleyebilir]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/kalici-ojenin-bilinmeyen-zararlari-tirnak-altindaki-hastaliklari-gizleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/kalici-ojenin-bilinmeyen-zararlari-tirnak-altindaki-hastaliklari-gizleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman, kalıcı oje ve protez tırnak uygulamalarında kullanılan kurutucu cihazlardaki ışıkların ciltte erken yaşlanmaya yol açabileceğini ve kanser riskini artırabileceğini söyledi. Akman, uygulamaların tırnak yapısında hasar ve alerjik reaksiyonlara da neden olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güzellik salonları ve kuaförlerde yaygın olarak kullanılan kalıcı oje ve protez tırnak uygulamalarının sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin Prof. Dr. Ayşe Akman'dan uyarı geldi.</p>

<p>AA'da yer alan habere göre tırnakların sertleştirilmesi için kullanılan cihazların yaydığı ışığa dikkat çeken Akman, özellikle bu işlemleri sık yaptıran kişilerin koruyucu önlemler alması gerektiğini belirtti.</p>

<h3>"Derimizi yaşlandırıp kanser riskini artırabiliyor"</h3>

<p>Kurutucu cihazlardaki ışıkların zararlı dalga boyları içerebileceğini belirten Akman, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Tırnaklarımızı sertleştiren ışıklarda zararlı solaryum ışıkları gibi ışık dalga boyları olabiliyor ve derimizi yaşlandırıp kanser riskini artırabiliyor. Özellikle bu işlemi sık yaptıran kişileri uyarmak istiyorum. İşlem öncesinde tırnakları açıkta bırakan kesik eldiven giyebilirler veya ellerine güneş koruyucu krem sürebilirler."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Kalıcı oje tırnak yapısına zarar verebiliyor</h3>

<p>Tırnağa uygulanan kalın katmanların, tırnak altındaki dokunun değerlendirilmesini güçleştirdiğini söyleyen Akman, bu durumun bazı hastalıkların teşhisinde gecikmeye neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Kalıcı oje ve protez tırnağın tırnak yapısını bozabileceğine işaret eden Akman, "Kalıcı oje veya protez tırnak uygulamalarının tırnak yapısını bozabilme ihtimalini göz önünde bulundurmak lazım. Mantar veya 'distrofi' dediğimiz kalıcı deformasyonlara neden olabilir. Bu tür işlemler yapıldığında tırnakta bir değişim meydana gelse bile takibi zorlaşıyor çünkü tırnak altını değerlendiremiyoruz" dedi.</p>

<h3>Alerjik reaksiyon riskine dikkat</h3>

<p>Oje ve benzeri ürünlerde bulunan kimyasal bileşenlerin alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini belirten Akman, reaksiyonların yalnızca tırnak çevresinde görülmeyebileceğini söyledi.</p>

<p>Akman, "Sıradan bir ojeyi bile sürdüğümüzde, tırnağımızın temas ettiği göz kapağı gibi hassas bölgelerde kontakt egzama gelişebilir veya elimizde herhangi bir yerde olabilir. Bu ürünlerin sık kullanımında, uygulamayı yapan kuaförler ve tırnak uzmanlarında da alerjik reaksiyon riski olabilir" diye konuştu.</p>

<p>Kozmetik yama testleriyle alerjiye neden olan kimyasalın belirlenebildiğini aktaran Akman, kişilerin bu maddeleri içermeyen ürünlere yönlendirilebildiğini ifade etti.</p>

<h3>Tırnakta renk ve şekil değişikliği varsa dikkat!</h3>

<p>Akman, tırnaklarda renk veya biçim değişikliği fark edilmesi halinde zaman kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Makyaj ürünlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Akman, doğru ürün kullanımının önemine dikkat çekerek kalitesiz içeriklerin dermatolojik sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/kalici-ojenin-bilinmeyen-zararlari-tirnak-altindaki-hastaliklari-gizleyebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/kalici-oje-2.jpg" type="image/jpeg" length="16314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlık hileli gıda listesini açıkladı: Sucuklarda at ve eşek eti tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/bakanlik-hileli-gida-listesini-acikladi-sucuklarda-at-ve-esek-eti-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/bakanlik-hileli-gida-listesini-acikladi-sucuklarda-at-ve-esek-eti-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit ve tağşiş yapılan gıdalara ilişkin güncel listesini yayımladı. Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde faaliyet gösteren Saffet Et Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin bazı sucuklarında at ve eşek eti tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığın açıkladığı listede, şirketin “Kocaağa Çiftliği” ve “Salih Kocaağa Çiftliği” markalarıyla satışa sunduğu ısıl işlem görmüş sucuk, baton sucuk ve kangal sucuk ürünlerinde tek tırnaklı hayvan eti bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Farklı parti ve seri numaralarına sahip birden fazla üründe aynı uygunsuzluğun tespit edilmesi dikkat çekti.</p>

<h2>Farklı İllerde de Tek Tırnaklı Et Tespit Edildi</h2>

<p>Bakanlığın listesinde yalnızca sucuk ürünleri yer almadı. Mersin ve Manisa’da yapılan denetimlerde farklı işletmelere ait ürünlerde de tek tırnaklı hayvan eti tespit edildi.</p>

<p>Mersin’in Akdeniz ilçesinde Saray Yemekçilik’e ait kıyma kavurma ile Gözde Tantuni’nin pişmiş kırmızı et tantunisinde tek tırnaklı eti bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Manisa Merkez’de ise Hüseyin Usta Menekşe işletmesinin çiğ lahmacun harcında aynı uygunsuzluk belirlendi.</p>

<h2>Macunda İlaç Etken Maddesi Çıktı</h2>

<p>Listede gıda ürünlerinin yanı sıra takviye niteliğindeki bir ürün de yer aldı. Mersin’in Toroslar ilçesinde Bioclass Bitkisel Ürünler tarafından üretilen “Honey Palace Epimedyumlu Macun” ürününde sağlığı tehdit edebilecek ilaç etken maddesi tespit edildi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen işletmelere yönelik gerekli idari ve cezai işlemlerin uygulandığını, denetimlerin ülke genelinde sürdüğünü bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/bakanlik-hileli-gida-listesini-acikladi-sucuklarda-at-ve-esek-eti-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2025/05/sucuk77webp-d-g7z5-l9j-um3-c-f-w-n-ytmpv-q.webp" type="image/jpeg" length="83922"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüp bebek skandalında yeni iddia: 30 çocuğun biyolojik babası bilinmiyor]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/tup-bebek-skandalinda-yeni-iddia-30-cocugun-biyolojik-babasi-bilinmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/tup-bebek-skandalinda-yeni-iddia-30-cocugun-biyolojik-babasi-bilinmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC'deki tüp bebek merkezlerinde yabancı ailelere yanlış sperm ve yumurta donörü kullanıldığı iddiaları büyüyor. İlk etapta 7 çocukla gündeme gelen skandaldan etkilenen çocuk sayısının en az 30'a ulaştığı öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) tüp bebek tedavisi gören yabancı uyruklu ailelerin merkezlere yönelik donör skandalı iddiaları derinleşiyor. BBC'nin yürüttüğü araştırma, tedavide seçilen donörler yerine farklı kişilerin spermlerinin veya yumurtalarının kullanıldığına dair şüphelerin boyutunu ortaya koydu.</p>

<p><img alt="Tüp Bebek-2" height="401" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/tup-bebek-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="713" /></p>

<h2>Dna Testleri 'Yanlış Sperm' Şüphesini Ortaya Çıkardı</h2>

<p>Süreç, çocuklarının fiziksel özelliklerinin seçtikleri donör profilleriyle eşleşmediğini fark eden ailelerin şüphelenmesiyle başladı. Şüphe üzerine genetik test yaptıran aileler, çocuklarının biyolojik olarak seçtikleri donörlerle hiçbir bağının bulunmadığını tespit etti.</p>

<p>Araştırmaya göre şüpheli listedeki 30 çocuktan 11'ine ticari DNA testi uygulandı. Test sonuçları, ailelere sunulan profillerin aksine çocukların genetik kökenlerinin Türkiye, çevre ülkeler ve Güney Avrupa bölgelerine uzandığını gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vakaların öne çıkanlarından biri ise 2012'de KKTC'de tedavi gören İngiliz hasta Rachel oldu. Danimarkalı bir donör seçtiğini sanan Rachel, 13 yıl sonra yaptırdığı testle çocuğunun seçtiği donörden olmadığını öğrendi.</p>

<p><img alt="Tüp Bebek-1" height="442" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/tup-bebek-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="442" /></p>

<h2>Şüpheli Vaka Sayısı 30'a Çıktı</h2>

<p>Gerçek biyolojik donörlerin kimliği belirlenemediği için aileler büyük bir belirsizlikle baş başa kaldı. Çocuğun taşıdığı genetik riskler, olası kalıtsal hastalıklar ve aile sağlık geçmişinin bilinememesi velilerin en büyük endişe kaynağı haline geldi.</p>

<p>Öte yandan, tespit edilen 30 şüpheli vakadan 15'inin aynı tüp bebek merkezinde tedavi gördüğü saptandı. Süreçte Dr. Firdevs Uğuz Tip, Dr. Şevket Alptürk ve uluslararası hasta koordinatörü Julie Hodson'un tedavi ekiplerinde yer aldığı kaydedildi.</p>

<p>Olayın ilk kez 7 çocuk üzerinden kamuoyuna yansımasının ardından KKTC Sağlık Bakanlığı resmi bir soruşturma başlatmıştı. Merkezlerin mevcut yasa ve yönetmeliklere uygun hareket edip etmediğini inceleyen Bakanlığın, mağdur sayısının 30'a yükselmesiyle birlikte soruşturmanın kapsamını genişletmesi bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/tup-bebek-skandalinda-yeni-iddia-30-cocugun-biyolojik-babasi-bilinmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/tup-bebek-1.jpg" type="image/jpeg" length="56860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul zili çalmadan çocuğunuzun gelişim karnesine bakın!]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/okul-zili-calmadan-cocugunuzun-gelisim-karnesine-bakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/okul-zili-calmadan-cocugunuzun-gelisim-karnesine-bakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Murat Doğan, “Çocuğun gelişimini yalnızca notlarla değil, uyku, beslenme, hareket ve duygusal iyi oluşuyla birlikte değerlendirmek gerekiyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinin sonuna yaklaşırken ailelerin gündeminde yeniden okul hazırlıkları, uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları ve akademik hedefler var. Ancak uzmanlara göre okula dönüş hazırlığı yalnızca kırtasiye alışverişi ve ders programından ibaret değil. Çocukların yeni eğitim dönemine fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak hazırlanması da büyük önem taşıyor.</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, okul öncesinde ailelerin çocukları için bir <strong>“gelişim karnesi” </strong>çıkarmasını öneriyor. Bu karnenin içinde yalnızca akademik becerilerin değil; uyku düzeni, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, ekran kullanımı, dikkat süresi, sosyal ilişkiler ve duygusal durumun da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Ööğrencı" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/oogrenci.jpg" width="1280" /></p>

<h3>Karnede Sadece Notlar Değil, Yaşam Alışkanlıkları da Olmalı</h3>

<p><strong>“Çocuğum bu yıl derslerinde başarılı olacak mı?</strong>” sorusunun okul öncesinde ailelerin en fazla odaklandığı konulardan biri olduğunu belirten Dr. Murat Doğan, başarının yalnızca akademik performans üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, “<strong>Bir çocuğun okula hazır olması, yalnızca okuma-yazma ya da matematik becerileriyle ölçülemez. Düzenli uyuyabilmesi, güne enerjik başlayabilmesi, yeterli ve dengeli beslenmesi, hareket etmesi, dikkatini sürdürebilmesi ve duygularını ifade edebilmesi de öğrenme sürecinin önemli parçalarıdır” </strong>dedi.</p>

<p>Dr. Murat Doğan’a göre aileler okul başlamadan önce çocuklarının son birkaç aylık rutinini gözden geçirerek küçük bir “gelişim karnesi” oluşturabilir. Bu değerlendirme, çocuğun eksiklerini ortaya çıkarmaktan çok, yeni eğitim dönemine hangi alanlarda desteklenmesi gerektiğini fark etmeyi amaçlıyor.</p>

<p><strong>1. Uyku: Okul başarısının görünmeyen temeli</strong></p>

<p>Yaz aylarında geç yatıp geç kalkmaya alışan çocukların okul dönemine geçişte zorlanabileceğini belirten Dr. Murat Doğan, uyku saatlerinin okul açılmadan bir süre önce kademeli olarak düzenlenmesini önerdi.</p>

<p>Kaliteli ve yeterli uykunun çocukların dikkat, öğrenme, hafıza ve gün içindeki enerjileri açısından önemli olduğunu vurgulayan Doğan, <strong>“Okulun ilk günü uyku düzenini değiştirmek yerine, dönüşü aşamalı gerçekleştirmek daha doğru bir yaklaşım” </strong>diye konuştu.</p>

<p><strong>2. Beslenme: Çantaya konan kadar evde kurulan düzen de önemli</strong></p>

<p>Okul döneminde çocukların gün içerisindeki beslenme düzeninin de gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Murat Doğan, kahvaltının atlanmaması, yeterli sıvı tüketimi ve çeşitli besinlerden oluşan dengeli bir beslenme düzeninin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>“Çocukların büyüme ve gelişme döneminde ihtiyaç duyduğu besin öğelerini dengeli biçimde alması, genel sağlıklarının yanı sıra günlük yaşam performansları açısından da önemlidir</strong>” diyen Dr. Murat Doğan, ailelerin tek bir besine veya ürüne odaklanmak yerine çeşitliliği ve dengeli beslenmeyi esas alması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3. Ekran süresi: Yasaklamak yerine denge kurmak </strong></p>

<p>Yaz döneminde artan ekran süresinin okul dönemine geçişte yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, çocukların ekranla ilişkisini yalnızca “<strong>yasak</strong>” üzerinden değerlendirmek yerine, sağlıklı bir günlük rutin oluşturmanın daha işlevsel olduğunu söyledi.<br />
Ekran kullanımının uyku, fiziksel aktivite, yüz yüze sosyal etkileşim ve ders çalışma zamanının önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Murat Doğan, ailelerin çocuklarıyla birlikte günlük kullanım sınırlarını belirlemesini önerdi.</p>

<p><strong>4. Hareket: Öğrenmenin de destekçisi</strong></p>

<p>Çocukların okul dışında hareket etmeye ve oyun oynamaya zaman ayırmasının önemine değinen Dr. Murat Doğan, fiziksel aktivitenin çocukların genel sağlığının yanı sıra günlük yaşam rutinlerinin önemli bir parçası olduğunu ifade ederek “<strong>Çocukların yalnızca masa başında geçirdiği zamanı artırmak, başarıyı artırmanın tek yolu değildir. Oyun, hareket, dinlenme ve öğrenme arasında sağlıklı bir denge kurulmalıdır</strong>” dedi.</p>

<p><strong>5. Duygusal hazırlık unutulmamalı</strong></p>

<p>Okula dönüşün çocuklar açısından yalnızca fiziksel değil, duygusal bir geçiş olduğunu da belirten Dr. Murat Doğan, özellikle yeni bir okula başlayacak veya sınıf değiştirecek çocukların kaygılarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Ailelerin çocuklarına sürekli <strong>“Bu yıl başarılı olmalısın” </strong>mesajı vermek yerine,<strong> “Okulda seni neler heyecanlandırıyor?”,</strong> “Neler konusunda endişelisin?” gibi açık uçlu sorular yöneltmesinin çocuğun duygularını ifade etmesine yardımcı olabileceğini belirten Uzm. Dr. Murat Doğan, başarı baskısı yerine güven duygusunun desteklenmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="Ögrencii" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/ogrencii.jpeg" width="1067" /></p>

<h3>“Çocuğun Gelişim Karnesinde En Önemli Başlık: Bütünlük”</h3>

<p><strong>Dr. Murat Doğan, okul öncesi dönemde ailelerin kendilerine şu soruları yöneltebileceğini aktardı:</strong></p>

<p>- Uyku düzenimiz nasıl?</p>

<p>- Beslenme alışkanlıklarımız dengeli mi?</p>

<p>- Çocuğum yeterince hareket ediyor mu?</p>

<p>- Ekran kullanımı günlük yaşamını etkiliyor mu?</p>

<p>- Dikkatini sürdürebiliyor mu?</p>

<p>- Arkadaşlarıyla ve ailesiyle iletişimi nasıl?</p>

<p>- Okula dönmek konusunda ne hissediyor?</p>

<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, bu soruların bir “sınav” gibi değil, çocuğun ihtiyaçlarını anlamaya yönelik bir rehber olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve sözlerini şöyle bitirdi: </strong></p>

<blockquote>
<p>“Çocukların gelişimini tek bir ölçüt üzerinden değerlendiremeyiz. Akademik başarı elbette önemli; ancak sağlıklı gelişim fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal boyutları olan bütüncül bir süreçtir. Okula dönüş öncesinde ailelerin çocuklarına yeni hedefler koymadan önce onların mevcut ihtiyaçlarını fark etmesi çok daha değerlidir.”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/okul-zili-calmadan-cocugunuzun-gelisim-karnesine-bakin</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/doktorr3.jpg" type="image/jpeg" length="69804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarık Mengüç hastaneye kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/tarik-menguc-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/tarik-menguc-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şarkıcı Tarık Mengüç, apandisit şüphesiyle kaldırıldığı hastanede bağırsağında kitle tespit edilmesi üzerine müşahede altına alındı. Mengüç'ün eşi Funda Mengüç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla eşinin sağlık durumu hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şarkıcı Tarık Mengüç, yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Apandisit şüphesiyle hastaneye başvuran Mengüç'ün yapılan kontrollerinde bağırsağında kitle tespit edildi. Mengüç, doktorların müdahalesinin ardından müşahede altına alındı.</p>

<p><img alt="Tarık Mengüç Hastane" height="390" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/tarik-menguc-hastane.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="694" /></p>

<p>Mengüç'ün eşi Funda Mengüç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla eşinin sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi. Funda Mengüç, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Dün hayatımızın en zor günlerinden biriydi. Apandisit sandığımız şeyin bağırsakta bir kitle olduğu ortaya çıktı. Doktorlarımız gereken müdahaleyi yaptı, şimdi tek duamız patolojiden güzel haber almak... İnsan böyle anlarda ne yapacağını şaşırıyor, sadece donup kalıyor. Ama ben inanıyorum ki eşimin yıllardır herkese uzattığı yardım eli, yaptığı iyilikler ve güzel kalbi bugün onun duası oldu. Allah onu korudu, bize bir şans daha verdi. Şimdi tek dileğim, o iki haftanın sonunda "temiz" haberini almak. Allah'ım sen iyi insanları koru, eşimi de bize bağışla."</p>

<p><img alt="Tarık Mengüç 2" height="558" src="https://polemikhabercom.teimg.com/polemikhaber-com/uploads/2026/08/tarik-menguc-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="446" /></p>

<p>Mengüç'ün tedavisinin ardından kitleyle ilgili patoloji sonucunun yaklaşık iki hafta içinde belli olması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Magazin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/tarik-menguc-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/tarik-menguc.jpg" type="image/jpeg" length="92449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsülin direnci olanlar dikkat: Akıllı saatlerde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/insulin-direnci-olanlar-dikkat-akilli-saatlerde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/insulin-direnci-olanlar-dikkat-akilli-saatlerde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Google, Pixel Watch ve Fitbit cihazlarına insülin direncindeki değişimleri takip etmeye yönelik yeni bir sağlık özelliği getiriyor. Yapay zekâ ve farklı sensörlerden yararlanan sistem, kan şekerini doğrudan ölçmeden vücuttaki fizyolojik değişimleri takip ederek kullanıcıları olası risklere karşı bilgilendirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alphabet çatısı altında faaliyet gösteren Google, giyilebilir cihazlardaki sağlık özelliklerini genişletiyor. Şirketin yeni sistemi, insülin direncindeki değişimlere işaret edebilecek fizyolojik verileri takip edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kan Şekerini Doğrudan Ölçmeyecek</h2>

<p>Google’ın duyurduğu sistem, kan şekerini sürekli olarak ölçmeyecek ve kullanıcıya doğrudan kan şekeri değeri sunmayacak. Bunun yerine vücudun besinlerden enerji üretme sürecine ilişkin fizyolojik göstergeler takip edilecek.</p>

<p>Sistem, yapay zekâyı ivmeölçer, barometre, kalp atış hızı ve cilt sıcaklığı sensörlerinden elde edilen verilerle birleştirecek. Google Health uygulaması, insülin direncinde değişim olduğuna işaret eden bulgular tespit ettiğinde kullanıcıları bilgilendirecek.</p>

<p>Kullanıcıların bu uyarılar doğrultusunda yaşam tarzlarında değişiklik yapması veya doktora danışması mümkün olacak.</p>

<h2>Yeni Özellikler “Health Guardıan”da Toplanacak</h2>

<p>Google ayrıca kan basıncı eğilimlerindeki değişimleri ve gece solunum düzenlerini takip eden yeni sağlık özelliklerini de duyurdu.</p>

<p>Şirket, bu araçları daha önce sunduğu özelliklerle birlikte “Health Guardian” adı altında bir araya getirecek. Sistem, kullanıcıların fark edilmesi güç fizyolojik değişimleri takip etmesine ve sağlık konusunda önleyici adımlar atmasına yardımcı olmak üzere tasarlandı.</p>

<p>Yeni özelliklerin, diğer cihazlara sunulmadan önce Pixel Watch 5 ve Fitbit Air’de kullanıma açılacağı belirtildi.</p>

<h2>Teknoloji Şirketleri Kan Şekeri Takibine Yöneliyor</h2>

<p>Giyilebilir teknoloji sektöründe sağlık verilerinin daha kapsamlı şekilde takip edilmesine yönelik çalışmalar hız kazanıyor.</p>

<p>Whoop, kan şekeri monitörlerinden elde edilen verileri sistemine eklemeyi değerlendirirken, Oura Health 2024 yılında tıbbi cihaz üreticisi Dexcom’dan 75 milyon dolarlık yatırım aldı. Apple’ın da gizli şekeri bulunan kişiler için bir kan şekeri uygulamasını test ettiği belirtildi.</p>

<p>Sektördeki genel eğilim, kullanıcıların sağlık bilgilerini manuel olarak girmesine duyulan ihtiyacı azaltan ve sürekli veri takibiyle olası sağlık eğilimlerini belirlemeye çalışan giyilebilir cihazlara doğru ilerliyor.</p>

<h2>“Amaç Teşhis Koymak Değil”</h2>

<p>Google’ın Pixel Watch ürünlerinden sorumlu baş ürün yöneticisi Francis Ho, şirketin amacının teşhis koymak, tedavi uygulamak veya kan şekerini doğrudan ölçmek olmadığını belirtti.</p>

<p>Ho, sistemin temel amacının vücudun dışarıdan fark edilmesi güç fizyolojik değişimlerini görünür hale getirmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Kullanıcılar ayrıca sürekli glikoz ölçüm cihazlarını Health Connect uygulaması üzerinden sisteme bağlayabilecek. Ho, insülin direncindeki değişimlerin genel olarak küçük olduğunu ve tedavi edilmediğinde daha ciddi rahatsızlıklara dönüşebileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Teknoloji</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/insulin-direnci-olanlar-dikkat-akilli-saatlerde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/a-k-i-l-l-i-s-a-a-t.jpg" type="image/jpeg" length="69595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD’de yumurta alarmı: 26 kişi hastaneye kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/abdde-yumurta-alarmi-26-kisi-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/abdde-yumurta-alarmi-26-kisi-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Salmonella riski nedeniyle yaklaşık 19 milyon yumurta geri çağrıldı. FDA, geri çağırmayı en yüksek risk seviyesi olan Class I kategorisine yükseltirken, 17 eyalette 98 vaka ve 26 hastaneye yatış bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Midwest Poultry Services tarafından üretilen beyaz kabuklu ve kahverengi kafessiz yumurtalar için geri çağırma seviyesini Class I'e çıkardı.</p>

<p>Yaklaşık 1 milyon 589 bin 577 düzine, yani 19 milyona yakın yumurtanın Salmonella Enteritidis ile kontamine olabileceği belirtildi.</p>

<p>FDA ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ürünlerle bağlantılı salgını araştırırken 24 Temmuz itibarıyla 17 eyalette 98 vaka tespit edildi. Hastalardan 26'sının hastaneye kaldırıldığı, can kaybı yaşanmadığı açıklandı.</p>

<h3>Geri çağrılan yumurtalar nasıl anlaşılacak?</h3>

<p>Yumurtaların Teksas, Oklahoma ve Louisiana'daki satış noktalarına gönderildiği bildirildi. Geri çağırma kapsamındaki kartonlarda P-1950 veya 0840962 kodlarından biri ile 157-184 arasındaki Julian tarih kodlarının bulunabileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, bu özellikleri taşıyan yumurtaların tüketilmemesini, çöpe atılmasını veya satın alınan yere iade edilmesini istedi. Salmonella; ishal, ateş ve karın kramplarına yol açabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/abdde-yumurta-alarmi-26-kisi-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2025/03/yumurtajpg-p-bws-uu-j-f60m0sg-z-dr6j3c-q.webp" type="image/jpeg" length="39719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zeka sentetik virüs üretti: Hastalık tedavisinde yeni dönem umudu]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/yapay-zeka-sentetik-virus-uretti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/yapay-zeka-sentetik-virus-uretti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de bilim insanları, yapay zeka kullanarak doğada bulunmayan ve çoğalabilen 16 sentetik virüs geliştirdi. Yalnızca bakterileri hedef aldığı belirtilen virüslerin, gelecekte bazı hastalıklara neden olan bakterilerle mücadelede antibiyotiklere alternatif olabileceği değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de yürütülen bir araştırmada, yapay zeka kullanılarak laboratuvar ortamında doğada daha önce bulunmayan ve çoğalabilen sentetik virüsler geliştirildi.</p>

<p>Çalışma, yapay zekanın sıfırdan eksiksiz bir virüs genomu oluşturması açısından dikkat çekti. Araştırmacılar, genetik talimatları analiz ederek yeni genomlar tasarlayabilen “Evo 2” adlı üretken yapay zeka sisteminden yararlandı.</p>

<p>Stanford Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen çalışmada, yapay zeka aracılığıyla bakterileri enfekte eden 16 yeni sentetik virüs tasarlandı ve laboratuvar ortamında üretildi.</p>

<h3>Bakterilere karşı kullanılabilecek</h3>

<p>Araştırmacılar, geliştirilen sentetik virüslerin yalnızca bakterileri enfekte ettiğini ve insanlara yönelik doğrudan bir tehdit oluşturmadığını belirtti.</p>

<p>Söz konusu virüslerin, hastalığa neden olan bazı bakterileri hedef alarak yok etmek amacıyla kullanılabileceği ifade edildi. Bu özelliğin, antibiyotiklere alternatif tedavilerin geliştirilmesi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, yapay zekanın biyoloji alanında kullanılmasının yeni ilaç ve tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ve teknolojinin insan sağlığı açısından önemli fırsatlar sunabileceğini belirtiyor.</p>

<h3>Biyogüvenlik endişesi de gündemde</h3>

<p>Araştırma, tıp alanında yeni tedaviler açısından umut verici görülürken, yapay zeka tarafından tasarlanan virüslerin biyogüvenlik açısından oluşturabileceği riskler de tartışılıyor.</p>

<p>Uzmanlar, benzer teknolojilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesi durumunda biyolojik tehdit oluşturabilecek çalışmalar için kullanılabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekanın biyolojik araştırmalarda kullanımının, yeni tedavi olanaklarının yanı sıra güvenlik ve denetim mekanizmalarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Teknoloji</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/yapay-zeka-sentetik-virus-uretti</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2026/08/bilim-insani-deney-laboratuvar-pexels.jpg" type="image/jpeg" length="95329"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Tütün kullanımı, kansere neden olan en önemli önlenebilir risk faktörü”]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/tutun-kullanimi-kansere-neden-olan-en-onemli-onlenebilir-risk-faktoru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/tutun-kullanimi-kansere-neden-olan-en-onemli-onlenebilir-risk-faktoru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tütün kullanımının kansere neden olan en önemli önlenebilir risk faktörü olduğunu ifade eden İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Çelik, “Akciğer kanseri başta olmak üzere ağız, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas, böbrek, mesane, rahim ağzı, kalın barsak kanseri gibi en sık görülen kanser türlerine neden olabilmektedir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>4 Şubat Dünya Kanser Günü’ne yönelik açıklamalardan bulunan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Çelik, “Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO), Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), kanserin küresel yüküne ilişkin en son tahminleri yayınladı. 2022'de tahminen 20 milyon yeni kanser vakası ve 9,7 milyon yaşam kaybı meydana geldiğini gösteriyor. Yaklaşık 5 kişiden 1'i yaşamı boyunca kansere yakalanıyor, yaklaşık 9 erkekten 1'i ve 12 kadından 1'i hastalık nedeniyle yaşamını kaybediyor. İstatistiklere göre dünya çapında en sık görülen ve yaşam kaybına neden olan akciğer kanseri. Akciğer kanseri, 2,5 milyon yeni vakanın yaklaşık yüzde 12,4'ünü oluştururken, kadınlarda 2,3 milyon vaka ile meme kanseri ikinci sırada, 1,9 milyon vaka ile kolorektal kanser ve 1,5 milyon vaka ile de prostat kanseri takip ediyor” diye konuştu.</p>

<h3><strong>“CİNSİYETLERE GÖRE FARKLILIK GÖZLENİYOR”</strong></h3>

<p>Kanserin görülme sıklığı ile yaşam kaybına neden olma oranlarının değişebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Çelik, “Yaşam kaybına neden olan kanserlere bakıldığında da akciğer kanserinin ilk sırada geldiği görülüyor. Bunu kansere bağlı yaşam kayıplarının yüzde 9,3’ü ile kolorektal kanserler, yüzde 7,8 ile karaciğer kanseri ve meme kanseri takip ediyor. Her iki cinsiyet için de küresel toplamda cinsiyete göre hastalığın ortaya çıkışı ve yaşam kaybı oranlarında bazı farklılıklar var. Kadınlarda en sık teşhis edilen kanser ve kanserden ölümlerin önde gelen nedeni meme kanseri iken, erkeklerde akciğer kanseri. Meme kanseri, ülkelerin büyük çoğunluğunda kadınlarda en sık görülen kanser olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bugün dünyada 100’ün üzerinde kanser türünün bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Çelik, aynı organda bile çok sayıda kanser türünün olabileceğini ifade etti. “Bu türlerin oluşması için gerekli koşullar, tedavileri ve her birinin davranış şekilleri de farklılık göstermektedir” diye konuşan Prof. Dr. Çelik, bu nedenle de bu hastalıklar için doğru bilgilendirilmek kanserden korunmak ve erken tanı için çok önemli olduğunu söyledi.</p>

<h3><strong>“KANSER ÇOK YÜKSEK ORANDA ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIK”</strong></h3>

<p>Kanserin çok yüksek oranda önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çelik, korunmak için hastalığa sebep olabilecek tüm risklerin bilinmesi ve buna göre korunma önlemleri alınması gerektiğini anlattı. Kansere bağlı risk faktörlerini ileri yaş, ailesel yatkınlık ve çevresel faktörler olarak üç grupta toplayan Prof. Dr. Çelik, hastalık için en önemli risk faktörünün çevresel faktörler olduğunu ve bunların da önlenebileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>“DEĞİŞTİRİLEBİLİR RİSK FAKTÖRLERLERİNİ DEĞİŞTİRMEKLE BAŞLAYIN”</strong></h3>

<p>“Kansere neden olan etmenlerin en başında çevresel faktörler gelmektedir. Bu etmenler ile kanser ilişkisi daha önce birçok klinik çalışmada gösterilmiştir. Bilinen bu risk faktörlerinden kaçınarak kanserden korunmak çoğunlukla mümkün olmaktadır” diye konuşan Prof. Dr. Serkan Çelik, alınması gereken önlemleri anlattı.</p>

<h3><strong>“SİGARANIN GÜVENLİ BİR KULLANIM SEVİYESİ YOK”</strong></h3>

<p>Tütün kullanımını -aktif içicilik, pasif içicilik, tütün çiğneme-, kansere neden olan en önemli önlenebilir risk faktörü olarak işaret eden Prof. Dr. Çelik, “Akciğer kanseri başta olmak üzere ağız, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas, böbrek, mesane, rahim ağzı, kalın barsak kanseri gibi en sık görülen kanser türlerine neden olabilmektedir. Sigaranın güvenli bir kullanım seviyesi bulunmamaktadır. Ayrıca sürekli olarak sigara içilen ortamda bulunmak da -pasif içicilik- bizzat içilmese bile kanser riskini artırabilmektedir. Sigarayı bırakan biri bıraktığı andan itibaren bırakmayan birine göre daha uzun yaşam süresine sahip olmaktadır. Bu nedenle sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir” dedi.</p>

<h3><strong>“BESLENMENİN KANSERDEN KORUNMADA ÇOK ÖNEMLİ BİR YERİ VAR”</strong></h3>

<p>Beslenmenin kanserden korunmada çok önemli bir yeri olduğunu ve sağlıklı bir beslenme şekliyle yaşam tarzınızı değiştirerek kanserden yüzde 40-50 oranında korunmanın mümkün olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Çelik, “Sağlıklı bir diyet ile kilonuzu da kontrol ederek sadece kanser değil kalp-damar hastalıkları, diyabet hastalığı gibi önemli hastalıklardan da korunmak mümkün olabilmektedir” diyerek, kanserden korunmak için nasıl beslenilmesi gerektiği konusunda şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Akdeniz diyeti gibi bitkisel besin ağırlıklı -sebze, meyve, tahıl, bakliyat- bir diyet seçin. Her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Tam tahıllı ürünleri tercih edin, hayvansal kaynaklı gıda tüketecekseniz deniz ürünlerini tercih edin. Paketlenmiş gıda, gazlı içecek, yağda kızartılmış yiyecekler veya şerbetli tatlılar gibi yoğun kalorili gıdalardan kaçının. Kırmızı et tüketimini haftada en fazla 1-2 kez olacak şekilde azaltın. İşlenmiş et tüketimini -salam, sosis, sucuk- en aza indirin. Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin. Haftada en az 150 dakika egzersiz -hızlı tempo yürüyüş, koşu vs.- yapın.”</p>

<h3><strong>“OBEZİTE DE KANSER İÇİN DEĞİŞTİRİLEBİLİR RİSK FAKTÖRLERİNDEN BİRİ”</strong></h3>

<p>Çağımızın en önemli hastalıkların ve küresel sorunlarında biri olan obezitenin de kanser için değiştirilebilir risk faktörlerinden biri olduğunu hatırlatan Prof. Dr Çelik, “Obezitenin nedenlerinin en başında kötü beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı gelmektedir. Meme, kalın barsak, yemek borusu, böbrek, mesane, rahim ve pankreas kanserlerine doğrudan sebep olabilmektedir. Bu nedenle sağlıklı beslenme önerilerine uyarak ve düzenli egzersiz yaparak hem obeziteden hem de kanserden korunabilmek mümkündür” diye konuştu.</p>

<h3><strong>“NE KADAR ALKOL KULLANILIRSA O KADAR KANSER RİSKİ ARTMAKTADIR”</strong></h3>

<p>Alkolün az miktarda alınsa bile kanser riskini artırabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Çelik, “En başta karaciğer kanseri olmak üzere ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak, meme kanserini riskini artırmaktadır. Ne kadar alkol kullanılırsa o kadar kanser riski artmaktadır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“AŞILAMA İLE KANSERDEN KORUNMAK MÜMKÜN OLABİLMEKTEDİR”</strong></h3>

<p>Enfeksiyonların en önemli kanser sebeplerinden biri olduğuna değinen Prof. Dr. Çelik, “Rahim ağzı kanserinin neredeyse tamamına neden olan HPV -Human papilloma virüsü- isimli virüse karşı aşılamayla rahim ağzı kanserine ek olarak ağız ve yutak kanserlerine karşı korunmak mümkün olabilmektedir. Bu nedenle uzmanlar, 9 yaşından itibaren tüm çocukların -ideal yaş 11-12- bu kanserden korunmak amaçlı aşılanmasını önermektedirler. Aynı şekilde önemli oranda siroza daha sonra da karaciğer kanserine yol açan Hepatit B virüsüne karşı aşılama ile kanserden korunmak mümkün olabilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“SOLARYUM KULLANIMI DA CİLT KANSERİNE NEDEN OLMAKTADIR”</strong></h3>

<p>Güneşin zararlı, ultraviyole ışınlarının derinin erken yaşlanmasına ve cilt kanserine neden olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Çelik, alınması gereken önlemleri şu şekilde açıkladı:</p>

<p>“Güneş ışınlarının daha dik geldiği 10:00-16:00 saatleri arası dışarı çıkılması gerekiyorsa, şapka, uzun kollu giyecekler ve UV ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılması gereklidir. Bu sayede, baş ve göz çevresindeki hassas bölgeyi korunmuş olur. Ne zaman olursa olsun, güneşli havalarda açıkta kalan bölgelere -yüz, kol, bacak vs.- en az 15 faktörlü -bazı uzmanlara göre 30 faktörlü- güneş kremi sürülmesi cilt kanserinden korunmaya yardımcı olacak bir başka önlemdir. Güneş ışınları haricinde solaryum kullanımı da UV ışınlara maruz bıraktığı için cilt kanserine neden olmaktadır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/tutun-kullanimi-kansere-neden-olan-en-onemli-onlenebilir-risk-faktoru</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Feb 2024 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2024/02/ade6de0286d01bd2664f56feb193ae49.jpg" type="image/jpeg" length="97613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği duyurdu: O ilaçların Türkiye'deki satışı durduruldu]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/turk-eczacilari-birligi-duyurdu-o-ilaclarin-turkiyedeki-satisi-durduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/turk-eczacilari-birligi-duyurdu-o-ilaclarin-turkiyedeki-satisi-durduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği, yabancı bir ilaç firmasının Türkiye'de satışan epilepsi, alzheimer ve migren hastalarının kullandığı ilaçların satışını durdurduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Eczacıları Birliği (TEB), yabancı bir ilaç firmasının Türkiye'de satışa sunduğu bazı ilaçların satışını sonlandırdığını duyurması üzerine bugün yazılı açıklama yaptı. Firmanın aldığı bu karar ile epilepsi, alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçlar ile göz damlalarını içeren bazı ilaçların satışının durdurulduğunu ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin de olmaması nedeniyle hastaların mağduriyet yaşayacağı ifade edildi.</p>

<h3><strong>EPİLEPSİ, ALZHEIMER, MİGREN İLAÇLARI</strong></h3>

<p>TEB açıklamasında, bu sorunların önüne geçilebilmesi için yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi ve bu ilaçların bir an önce üretilerek hizmete sunulması gerektiğine dikkat çekildi. Birliğin açıklaması şöyle:</p>

<p>“Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bir ilaç firması, dağıtım kanallarına gönderdiği bir yazıyla Türkiye pazarındaki satışa sunduğu bazı ilaçların satışını sonlandırdığını duyurmuş, firmanın İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörlüğü tarafından da bir basın kuruluşuna 'Mevcut ekonomik koşullara ve kur farklarına bağlı olarak ürünlerimizin bazı formlarının pazara sunumunu durdurmak zorunda kaldık' açıklaması yapılmıştır.</p>

<p>Konunun özü, firmanın Türkiye pazarından kısmen ya da tamamen çekilip çekilmemesi değildir. Konunun esası, epilepsi, Alzheimer, migren hastalarının kullandığı ilaçlar ile göz damlalarını içeren bazı ilaçların satışının durdurulması ve bu ilaçların bazılarının eşdeğerlerinin de olmaması nedeniyle hastalarımızın yaşadığı mağduriyettir. Firma tarafından yapılan açıklamada bu konuya açıklık getirilmemiştir.</p>

<p>Bölge Eczacı Odalarımızın ve eczacılarımızın, ilaca erişimde sıkıntılar yaşanan bu dönemde hastalarımızı ve kamuoyunu ilaç eczacılık faaliyetleri hakkında şeffaf bir şekilde bilgilendirmesi mesleki zorunluluğudur. Firma yaptığı açıklamada ayrıca uzun süredir bu ülke insanına hizmet verdiğini dile getirmiştir. Verdikleri hizmetler nedeniyle kendilerine teşekkür etmekle birlikte, vatandaşlarımızın da ülkemizin de bu hizmetleri karşılıksız bırakmadığını, bedeli ne ise ödediğini belirtmemiz gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“YERLİ İLAÇ SANAYİMİZ DESTEKLENMELİ”</strong></h3>

<p>Hastalarımızın yaşayacağı bu tür mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için yerli ilaç sanayimizin tüm imkanlar kullanılarak desteklenmesi ve bu ilaçların ülkemizde bir an önce üretilerek ülke insanımızın hizmetine sunulması gerekmektedir. Türk Eczacıları Birliği olarak bu konuda gereken sorumluluğu alacağımızı belirtiyor, ilgili tedbirlerin acilen alınması konusunda yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/turk-eczacilari-birligi-duyurdu-o-ilaclarin-turkiyedeki-satisi-durduruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2024/01/tue2-1.png" type="image/jpeg" length="25250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalıtsal sağır çocuklar gen terapisiyle duymaya başlayacak]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/kalitsal-sagir-cocuklar-gen-terapisiyle-duymaya-baslayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/kalitsal-sagir-cocuklar-gen-terapisiyle-duymaya-baslayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’li bilim insanları kalıtsal sağırlığı olan çocukların gen terapisi sayesinde işitme duyularını yeniden kazanmalarına yardımcı olacak bir tedaviyi uygulamaya başladıklarını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Boston eyaletinde Mass Eye and Ear Hastanesi doktorları tarafından yürütülen araştırmada, kalıtsal sağırlığa sahip 6 çocuk 26 hafta boyunca incelendi. Kalıtsal sağırlığın OTOF genindeki mutasyonların, ses sinyallerini kulaktan beyne iletilmesi için gerekli olan 'otoferlin proteinin' üretilmemesiyle ortaya çıktığını aktaran doktorlar, OTOF geninin kopyalarını içeren bir gen terapisini 6 çocuğun iç kulağına farklı dozlarda 26 hafta boyunca uyguladı. Uygulama sonrasında, tamamen sağır olarak sınıflandırılan 6 çocuktan 5’inin, işitme duyularının olumlu yönde seyrettiği ve ‘konuşma algısının geliştiği’ ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“HASTA HAYATINDA İLK KEZ KELİMENİN TAM ANLAMIYLA SES DUYUYOR”</strong></h3>

<p>ABD’nin Philadelphia eyaletinde 4 Ekim 2023’te aynı tedavinin 11 yaşındaki iki kulağı da kalıtsal olarak sağır olan bir çocuğa uygulandığı ve gen tedavisi sayesinde işitme duyusunun tamamen iyileşme noktasında olduğu ortaya kondu. Philadelphia Çocuk Hastanesi'ndeki doktorlar tedavi ile ilgili olarak yaptıkları açıklamada “Hasta her iki kulağı da ileri derecede sağır olarak doğdu. Şimdi, bir kulağına araştırma amaçlı gen terapisi uygulanmasının üzerinden neredeyse dört ay geçtikten sonra, hastanın işitme yeteneği yeterince iyileşti ve tedavi edilen kulağında artık yalnızca hafif ila orta dereceli işitme kaybı kaldı. Hasta hayatında ilk kez kelimenin tam anlamıyla ses duyuyor. Babasının sesini, yanından geçen arabanın sesini, hatta saçını kesen makasın sesini bile duyabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doktorlar ayrıca, yeni doğan bebeklerde işitme testinin önemine vurgu yaparak, “Tüm bebekler bir aylık olmadan önce işitme taramasından geçirilmelidir. İşitme taramasını geçemeyen bebeklerin bir işitme uzmanı tarafından test edilmesi gerekmektedir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/kalitsal-sagir-cocuklar-gen-terapisiyle-duymaya-baslayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2024/01/cae46bac4e30536bf84f69e0b7120c70.jpg" type="image/jpeg" length="43793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı bağışıklığı güçlendirecek beslenme önerilerini sıraladı]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/uzmani-bagisikligi-guclendirecek-beslenme-onerilerini-siraladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/uzmani-bagisikligi-guclendirecek-beslenme-onerilerini-siraladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarında bağışıklığın düştüğünü ve hastalıklarla savaşmak için dengeli bir beslenme modeline geçilmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Asya Naz Al, vücut savunma mekanizmasını güçlendirecek beslenme önerilerini sıraladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklığı güçlendirmek için tüm besin gruplarını içeren çeşitli ve dengeli beslenme modeli benimsemenin en doğru koruma yöntemi olduğunu belirten Medipol Mega Üniversite Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Asya Naz Al, bağışıklığı güçlendiren besinler hakkında bilgiler verdi.&nbsp;</p>

<h3><strong>“ANTİOKSİDANLAR, HÜCRE HASARINI AZALTABİLİR”&nbsp;</strong></h3>

<p>C vitamininin, antioksidan özelliklere sahip bir vitamin olduğunu söyleyen Dyt. Al, “Antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını azaltabilir. C vitamini ayrıca bağışıklık hücrelerinin üretimi ve fonksiyonu üzerinde olumlu bir etkiye sahip vitaminlerden. Bu nedenle, yeterli C vitamini alımı, vücut savunma mekanizmasını güçlendirirken, hastalıklara karşı direnci de artırır. Portakal, mandalina, greyfurt, limon, kivi, çilek, ahududu, brokoli, kuşkonmaz ve yeşilbiber C vitamini içeren gıdalardır” dedi.&nbsp;</p>

<h3><strong>“ÇİNKO EKSİKLİĞİ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ZAYIFLAMASINA NEDEN OLABİLİR”&nbsp;</strong></h3>

<p>Çinkonun, bağışıklık hücrelerinin üretimi, gelişimi ve aktivasyonu üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ifade eden Dyt. Al, “Ayrıca, çinko antioksidan özelliklere sahip bir mineral olup, hücre hasarını azaltır ve bağışıklık sistemini destekler. Çinko eksikliği, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle, çinko içeren besinleri düzenli olarak tüketmek veya gerekirse bir doktor kontrolünde takviye almak, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Çinko içeren gıdalar; dana, kuzu ve tavuk eti, istiridye, yengeç, karides ve soğuk su balıkları, nohut, fasulye, mercimek ve bezelye gibi baklagiller, kabak çekirdeği, ay çekirdeği, badem, fındık, süt, peynir, yoğurt ve yumurta sarısı” diye konuştu.&nbsp;</p>

<h3><strong>“PROBİYOTİKLER BAĞIRSAK MUKOZASININ BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUR”&nbsp;</strong></h3>

<p><em><strong>Dyt. Al, şöyle devam etti:&nbsp;</strong></em></p>

<p>“Probiyotikler, sindirim sistemimizdeki zararlı bakterilerin çoğalmasını engelleyerek bağırsak mukozasının bütünlüğünü korur ve bağırsak sağlığını destekler. Sağlıklı bir bağırsak florası, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasını sağlar. Yoğurt, kefir ve turşu probiyotik içeren besinlerdir.&nbsp;</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri, özellikle EPA ve DHA bağışıklık sisteminin işlevi üzerinde olumlu etkilere sahip yağ asitlerinden. Bu yağ asitleri, vücutta iltihaplanma süreçlerini düzenler ve bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivasyonunu artırır. Omega-3 içeren besinler ise somon, ton balığı, ceviz, chia tohumudur.”&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“SARIMSAK VE SOĞAN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN GÜÇLENMESİNE KATKI SAĞLAR”&nbsp;</strong></h3>

<p>Sarımsak ve soğanın, içerdikleri biyo-aktif bileşenler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağladığını belirten Dyt. Al, “İki bitki de antimikrobiyal, antioksidan ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Sarımsak, allicin adı verilen bir bileşen içerir. Allicin, antibakteriyel ve antiviral etkiler göstererek, enfeksiyonlarla mücadelede rol oynar. Bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırır. Soğan ise quercetin ve alliin gibi bileşenler içerir. Quercetin, antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğundan bağışıklık sistemini destekler” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<h3><strong>“ZENCEFİL VÜCUTTA İLTİHAPLANMAYI AZALTABİLİR”&nbsp;</strong></h3>

<p>Zencefilin, gingerol adı verilen bir bileşen içerdiğini söyleyen Dyt. Al, “Gingerol, antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Bu özellikler, vücutta iltihaplanmayı azaltabilir ve bağışıklık sisteminin doğru çalışmasına destek olur. Zerdeçalın ana aktif bileşeni curcumin, güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Curcumin, iltihaplanma üzerinde olumlu etkiler göstererek bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivasyonunu artırır” dedi.&nbsp;</p>

<h3><strong>“DEMİR EKSİKLİĞİ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ETKİLİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMASINI ENGELLER”&nbsp;</strong></h3>

<p>Demirin, bağışıklık sisteminin düzgün çalışması için elzem minerallerden olduğuna değinen Dyt. Al, “Bağışıklık sistemi hücreleri, özellikle lenfositler ve makrofajlar, demiri kullanarak enfeksiyonlarla savaşır. Demir, bu hücrelerin üretimi ve aktivasyonu için gereklidir. Ayrıca, demir, vücuttaki oksijen taşınmasında ve enerji üretiminde de önemli bir rol oynar. Bağışıklık hücreleri enerjiye ihtiyaç duyar, bu nedenle demir eksikliği, bağışıklık sisteminin etkili bir şekilde çalışmasını engeller. Bu nedenle, yeterli demir alımı, bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar ve enfeksiyonlara karşı daha etkili bir savunma mekanizması oluşturur. Dana ve kuzu eti, tavuk, hindi, yeşil mercimek, nohut, fasulye, bezelye, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, ıspanak, pazı, karalahana gibi gıdalar demir içerir” diye konuştu.&nbsp;</p>

<h3><strong>“YEŞİL ÇAY BAĞIRSAK SAĞLIĞINI DESTEKLER”&nbsp;</strong></h3>

<p>Yeterli su tüketiminin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ifade eden Dyt. Al, “Su, hücresel işlevlerin sürdürülmesi için gereklidir. Hücrelerin düzgün çalışması, bağışıklık hücrelerinin uygun şekilde işlev göstermesine katkı sağlar. Aynı zamanda toksinleri ve atıkları vücuttan uzaklaştırarak bağışıklık sistemine destekler. Yeşil çay ise içeriğindeki antioksidan maddelerle bağışıklığı destekler. Bağırsak sağlığını destekleyen polifenoller içerir. Sağlıklı bir bağırsak florası, bağışıklık sisteminin etkili bir şekilde çalışmasını destekler. Günde iki fincan tüketebilirsiniz” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/uzmani-bagisikligi-guclendirecek-beslenme-onerilerini-siraladi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2024/01/bagisiklik-spot123.jpg" type="image/jpeg" length="71594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan 'X hastalığı' açıklaması]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/saglik-bakani-fahrettin-kocadan-x-hastaligi-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/saglik-bakani-fahrettin-kocadan-x-hastaligi-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Dünya Sağlık Örgütü tarafından duyurulan 'X Hastalığı' hakkında sosyal medya hesabından açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından X hastalığına ilişkin açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklamasında "Farzımuhal Hastalık. DSÖ’nün verdiği isimle X hastalığı. Gerçek hayatta karşılığı yok. İleride bir gün bir salgın yaşanacak olursa, ona hazırlıksız yakalanmamak için yapılan çalışmalarda teorik anlamda geçiyor. Siz rahat olun. Ve kendinizi soğuk algınlığından koruyun." dedi.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Farzımuhal Hastalık. DSÖ’nün verdiği isimle X hastalığı. Gerçek hayatta karşılığı yok. İleride bir gün bir salgın yaşanacak olursa, ona hazırlıksız yakalanmamak için yapılan çalışmalarda teorik anlamda geçiyor. Siz rahat olun. Ve kendinizi soğuk algınlığından koruyun.</p>
— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) <a href="https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1750115140744225109?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">January 24, 2024</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<h3><strong>DSÖ'NÜN AÇIKLAMASI</strong></h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, yaptığı açıklamada, Covid-19'dan 20 kat daha ölümcül olduğu iddia edilen X hastalığına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.</p>

<p>Ghebreyesus, X hastalığına karşı hazırlıklı olmanın önemini vurgulayarak, ülkelerin bu ortak düşmanı ele almak üzere bu mayıs ayına kadar bir pandemi anlaşmasına varmalarını umduğunu ifade etmişti.</p>

<h3><strong>İLK KEZ 2018'DE BİR TERİM OLARAK KULLANILDI</strong></h3>

<p>Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "Pandemi anlaşması, karşılaştığımız tüm zorlukları ve tüm çözümleri bir araya getirebilir" demişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/saglik-bakani-fahrettin-kocadan-x-hastaligi-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2023/01/fahrettin-koca-sorulari-yanitsiz-birakti.png" type="image/jpeg" length="91975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA'da ilaç tedavisi için kök hücre temelli test]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/smada-ilac-tedavisi-icin-kok-hucre-temelli-test</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/smada-ilac-tedavisi-icin-kok-hucre-temelli-test" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü'nde, TÜBİTAK desteğiyle SMA hastalığında ilaç tedavisinin kişiye özel etkisini test edecek kit geliştirilmesi için çalışma başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü'nce 'SMA Hastalığının Tedavisinde İlaçları Test Edecek Kit Oluşturma' projesi başlatıldı. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Can Akçalı ve ekibinin, 'TÜBİTAK 1004 Mükemmeliyet Destek Programı' kapsamında desteklenen projenin 2025 yılında tamamlanması planlanıyor. Proje ile SMA’lı çocuklarda ilaç tedavisinin etkili olup olmayacağını test edecek bir kit geliştirilecek. SMA hastalarında kullanılacak ilaçların hastaya özgün faydasının kök hücre temelli metotlarla önceden ön görülebilmesi, bu sayede hem tedavinin başlaması için gereken sürenin kısaltılması hem de bu konuda gereksiz harcamaların önüne de geçerek, ülke ekonomisine katkıda bulunulması amaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'4 DOZ İÇİN 180 BİN DOLAR HARCANIYOR'</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Akçalı, genetik bir mutasyondan kaynaklanan SMA hastalığında kullanılan çok pahalı 2 farklı tedavi olduğunu söyleyerek, "Birincisinde bu gen mutasyonuna karşı DNA yapısında bir ilaç verilerek sinir hücrelerinin mutasyondan ortaya çıkan fonksiyon kaybının düzeltilmesi hedefleniyor. Diğer tedavi yöntemi ise gen tedavisiyle genin tamamen değiştirilmesi oluyor. Bizim bu proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla hedeflediğimiz ilk tedavi ile ilgili. Her bir doz fiyatının yaklaşık 45 bin dolar olduğu bu ilaç tedavisi, günümüzde 8 doz olarak veriliyor ve toplam 360 bin dolarlık bir maliyet gerektiriyor ve bu tedavinin maliyeti devletimiz tarafından karşılanıyor. Bu hastalarda 4 doz sonunda ilacın etkisi değerlendirilerek, ilacın diğer dozlarının yapılıp yapılmamasına karar veriliyor. Eğer herhangi bir etki saptanmamışsa ilacın diğer 4 dozu yapılmamakta; ancak önce yapılan 4 doz için hasta başı 180 bin dolar harcanmış olmaktadır" dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Akçalı, yılda yaklaşık 2 bin SMA tanısı konulan Türkiye'de hastaların yaklaşık yüzde 50’sinden biraz daha fazlasının bu tedaviye karşılık verdiğini söyleyerek, "Oluşturduğumuz bu kit ile hastanın ilaçtan fayda görüp görmeyeceğini önceden saptayarak, hastaları doğru tedaviye yönlendirmeyi hedefliyoruz. Bu sayede hem hasta için çok önemli olan zaman geçirilmeyerek hemen tedaviye başlanacak, hem de aynı zamanda ekonomik anlamda faydası olmayacak bir tedaviye yılda 180 milyon dolar yatırılmasını önleyerek, bu paranın daha pahalı gen tedavilerinin yapılacağı tedavilere yönlendirilmesini sağlayacağız" diye konuştu.</p>

<h3><strong>'TÜRKİYE'DE İLK ÇALIŞMA'</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Akçalı, projenin 2025 yılında tamamlanacağını öngördüklerini belirterek, "Hastaların kan hücrelerinden çeşitli yöntemlerle embriyonik kök hücre benzeri hücre elde ederek, bunları sinir hücrelerinde farklılaştırıyoruz. Bu, Türkiye’de embriyonik kök hücre benzeri kök hücrelerle oluşturulan ve farklılaştırılan sinir hücreleriyle yapılan SMA’daki ilk çalışma. SMA hastalarında bu yaklaşım ilk defa yapılıyor; hem Türkiye’de hem de bildiğimiz kadarıyla dünyada. TÜBİTAK’ın bu kapsamda bize vermiş olduğu destek çok önemli. Çünkü gerçekten yüksek miktarda harcama gerektiren bir çalışma bu. Bu anlamda da TÜBİTAK bize çok destek oldu ve halen de oluyor. Onun dışında da Ankara Üniversitesi’nin değerli çalışanları çok yardımcı oluyorlar. Asistanlarımız bu proje için canla başla çalışıyorlar. Dolayısıyla bu projenin başarılı sonuçlanması ki; başarılı sonuçlanacağına yürekten inanıyoruz. Böyle bir projenin Türkiye’de ortaya çıkmasının da bizim için ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/smada-ilac-tedavisi-icin-kok-hucre-temelli-test</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2024/01/smada-ilac-tedavisi-icin-kok-hucre-temelli-test.jpg" type="image/jpeg" length="54029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsviçre merkezli ilaç firması Türkiye kararı: Satış durduruldu]]></title>
      <link>https://www.polemikhaber.com/isvicre-merkezli-ilac-firmasi-turkiye-karari-satis-durduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.polemikhaber.com/isvicre-merkezli-ilac-firmasi-turkiye-karari-satis-durduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de 14 önemli ilacın satışını durdurduğunu açıklayan Novartis firması, stokların tükendiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Novartis firması, 14 önemli ilacın satışını Aralık 2023'te sonlandırdığını duyurdu. Bu kararın Türkiye'nin ilaç teminindeki zorlukları artıran kur artışları ve tedarik sorunları gibi nedenlerden kaynaklandığı bildirildi.</p>

<p>Novartis firması, yaptığı açıklamada, "Stoklarımızın bitmiş olması sebebiyle, söz konusu ürünlerin istekleri 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren karşılanamayacaktır" dedi.</p>

<h3><strong>'TÜRKİYE'DE EŞDEĞERİ YOK'</strong></h3>

<p>Satışı durdurulan ilaçlar, koah, göz tansiyonu, alzheimer, migren, göz enfeksiyonu, göz ağrısı ve epilepsi ilaçları gibi kritik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar. Bu ilaçlardan bazılarının Türkiye'de başka bir alternatifi bulunmuyor.</p>

<h3><strong>'KUR FARKLI SEBEBİYLE PAZARA SÜREMEDİK'</strong></h3>

<p>Novartis İlaç Türkiye İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörü Nilüfer Gürpınar Güner, konuyla ilgili olarak, "Ülkemizdeki fiyatlarımız nedeniyle uzun zamandır ciddi problemler çekmekteyiz. Mevcut ekonomik koşullar ve kur farkları sebebiyle ürünlerimizin bazı formlarını pazara süremedik" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu karar, Türkiye'de ilaç teminiyle ilgili yaşanan problemleri daha da büyüterek, özellikle kritik hastalıklara yönelik tedavi alan hastaların mağdur olmasına yol açabileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.polemikhaber.com/isvicre-merkezli-ilac-firmasi-turkiye-karari-satis-durduruldu</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://polemikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/polemikhaber-com/uploads/2024/01/satislar-durduruldu-ilac-12.jpg" type="image/jpeg" length="19839"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
