Tabipler Birliği: Aşı süreci şeffaf yönetilmiyor

Tabipler Birliği: Aşı süreci şeffaf yönetilmiyor Türk Tabipler Birliği Covid-19 Pandemisi 9. Ay değerlendirme raporu açıklandı. Sosyal medya üzerinden yapılan basın toplantısında Sağlık Bakanlığı''nın aşı alım sürecinde şeffaf olmaması eleştirilerek, "Aşı ihalesini, alımını neden Türkiye Halk Sağlığı Kurumu değil de Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü yapıyor?" sorusu gündeme getirildi. 

Sağlık 11.12.2020, 16:21 11.12.2020, 16:21
Tabipler Birliği: Aşı süreci şeffaf yönetilmiyor

TTB, Covid-19 Pandemisi 9. Ay değerlendirme raporu düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Yaklaşık iki buçuk saat süren basın toplantısında, Covid-19 pandemisinin bu güne kadarki süreci, yaşananlar ve bundan sonrası ile ilgili değerlendirmelerde bulunuldu. Sağlık Bakanlığı'nın bugüne kadar olduğu gibi aşı sürecinde toplumu şeffaf bilgilendirmediğini belirten TTB Merkez Konseyi üyesi Prof. Dr. Vedat Bulut, “Eğer kamuoyunda bir endişe yaratırsanız pandemi ile mücadele edemezsiniz. İnsanlar güven duyup o aşıyı vurulmazlar” dedi. TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’da, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye’de pozitif olanların oranının toplumun yüzde  4.4’ünü oluşturduğunu, bu oranın işçi kesiminde de yüzde 7.3, sağlık çalışanlarında ise yüzde 11.3  olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı'nın sağlık çalışanlarını pandemiyle mücadelede tek başına bıraktığını savundu.

“AŞI SÜRECİ ŞEFFAF YÜRÜTÜLMÜYOR”

Covid-19 aşısı alım sürecinin de şeffaf yönetilmediğini savunan Bulut, “Türkiye de birinci  basamak sağlık hizmetlerinin, koruyucu sağlık hizmetlerinin ve Türkiye Halk Sağlık Kurumunun görevi olmasına rağmen aşı ihalesini Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü yapıyor. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu aşıları almıyor. Bu bile işin şeffaflıktan uzak ve yanlış bir şekilde yönetildiğini gösteriyor. Birinci basamak sağlık, koruyucu hekimlik sistemi içinde olması gereken aşı uygulamasında odak kurum Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü değil. Diğer yandan, Sağlık Bakanlığı yeterli aşının getirileceğini ve öncelik sırasını açıkladı. Ama bu aşıları kaça  mal edeceğini, kamuya maliyetinin ne olacağını ve hangi hızla uygulanacağını tam net kamuoyu önünde anlatmadı” dedi.

“ENDİŞE YARATILIRSA, PANDEMİYLE MÜCADELE EDİLEMEZ”

Gelen aşıların iki hafta boyunca testlerinin yapılacağının söylendiğini hatırlatan Bulut, “Eğer kamuoyunda bir endişe yaratırsanız pandemi ile mücadele edemezsiniz. İnsanlar güven duyup o aşıyı vurulmazlar. Aşı ile ilgili sosyal medyada pek çok bilgi kirliliği var. DNA’mızla oynanacak, mutasyon geçireceğiz, aşılar çok zararlı olacak gibi endişeler yersizdir. Biz sadece şunu söylüyoruz, bağımsız kuruluşlar için onay süreçleri belgelendirilerek bilgilendirilerek bilimsel yayınlarla yapılan her türlü aşı bizim  için önemli ve güvenilir. Bir an önce bizlerde yapılacağız. Aşı vurulmaktan hiç kimse endişe etmesin. Yeter ki normal süreci şeffaf olsun ve kamuoyuyla paylaşılsın” şeklinde konuştu.  

“SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTA SEÇMEK ZORUNDA KALIYOR”

Hastanelerde hasta seçme durumuna gelinmesinin sağlık çalışanlarının sorumluluğu olmadığını söyleyen TTB Merkez Konseyi üyesi Prof. Dr. Yasemin Yalım, “Türkiye’de bu süreci yöneten otoriteler başından beri çok yanlış kararlar aldı.Halen doğru kararları almakta da gecikiyor. Bu nedenle sağlık çalışanları sınırlı kaynaklarla hastalarla karşı karşıya kalıyor. Türkiye’de bu gün hasta seçme söz konusu. Sağlık çalışanları bunun stresini taşıyor. Sağlık çalışanları her şeye rağmen Pandemi sürecini kahramanca sırtlanmış durumdalar. Onları hasta seçme gibi,  böyle bir ahlaki vicdan azabı altına sokmaya kimsenin hakkı yok. Bunu aşabilecekleri bir aygıt verilmeli. Sağlık çalışanlarının bu işin sorumlu değildir, sorumluluk yükü bu süreci kim yürütüyorsa onundur, o sorumludur” dedi.  

“DURUMUMUZU BİLMEK İSTİYORUZ”

Açıklanan vaka sayılarını takip etmekten vazgeçtiklerini, çünkü içinden çıkamadıklarını söyleyen TTB COVID-19 İzleme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Özlem Kurt Azap, “Bütün dünyada hastaların oranının yaklaşık yüzde 10’unu sağlık çalışanları oluşturuyor. Biz çevremize baktığımızda sağlık çalışanlarının yüzde -20-30’u hasta. Dün bakanlığın açıkladığı sayı 1 milyon 700, demek ki 170 bin sağlık çalışanı aslında hasta belki de. Yani bu belkideler  insanı çok rahatsız ediyor. Kaç sağlık çalışanı hasta, yaşları, kaçı doktor, kaçı hemşire, kaçı sağlık teknisyeni.  Niye bu şeffaflıkta paylaşılmıyor. Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Sağlık çalışanlarının yorulması, tükenme boyutuna gelmesi çok ifade ediliyor. Durumumuzu bilmek istiyoruz.  Sağlık çalışanları ve yakınları için şeffaf bir halde bilgileri istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"KENDİLERİNİN İNANMADIĞI TABLOYA İNANMAMIZI İSTİYORLAR"

Covid-19 sürecindeki ölümleri değerlendiren Uzm. Dr. Nasır Nesanır’da, salgında ölenlerin sayısıyla ilgili yaptığı sunumda, “Sağlık Bakanlığının kendisinin inanmadığı, ama bizim inanmamızı istediği tablosuna göre 30 Kasım’a kadar 13 bin 746 ölüm olduğu belirtiliyor. Bu gerçeği yansıtmayan veriler bile salgın sürecinin iyi yönetilmediğini ortaya koyuyor. Sağlık Bakanı’da TÜİK gibi veriler açıklıyor ve siz buna inanın diyor” şeklinde konuşarak 2019 yılında, 2018 yılına göre fazladan ölüm oranları yüzde 4.1 iken, 2019’da bu oranın yüzde 45.6’ya çıktığını söyledi.  

 “ÖNERİLERİMİZ KARŞILIK BULMUYOR”

TTB COVID-19 İzleme Grubu üyesi ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala’da uyarılarının dikkate alınmamasını eleştirdi. Pala, “TTB, 7 aydır hem durumu saptayama çalışıyor, hem de sorunları ve çözüm önerileri toplumla paylaşıyor.  Maalesef karşılık bulmuyor. Karşılık bulmadıkça da pandeminin hasarı, hastalar, ağır hastalar ve ölümler yüksek oluyor. İkincisi de Türkiye ile ilgili halen bilgi sahibi değiliz. Türkiye’de salgının ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Hem filyasyon, temaslı takibi, tedavi ve sonrasına ait bilgileri henüz toplumla paylaşamıyoruz” şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)
23
açık