Uçum, söz konusu düzenlemenin olağan bir terörle mücadele yasası olmadığını belirterek, kanunun sistematik terörü sona erdirmeyi amaçlayan özel bir düzenleme olduğunu savundu.

Uçum sosyal medyada yaptığı değerlendirmede, 7595 sayılı Kanun’un “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki çerçevesini oluşturduğunu ifade etti. Kanunun uygulanmasının belirli aşamalara bağlı olduğunu belirten Uçum, şartların yerine getirilmesi halinde bazı hukuki sonuçların ortaya çıkacağını, kişisel şartların gerçekleşmemesi durumunda ise “negatif hukuki sonuçlar” doğacağını söyledi.

“7595 Sayılı Kanun Olağan Bir Terörle Mücadele Kanunu Değil”

Uçum, kanunun yalnızca mevcut hukuk kuralları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, genel amacının sistematik terörü kesin ve kalıcı biçimde tasfiye etmek olduğunu belirtti.

“7595 sayılı Kanun olağan bir terörle mücadele kanunu değildir. Bu kanun sistematik terörü bitirmeye matuf genel bir amaca sahiptir” diyen Uçum, düzenlemenin devletin milli ve kamusal bir üstün yarar doğrultusunda uyguladığı politikanın hukuki zeminini oluşturduğunu ifade etti.

Uçum’a göre kanunun uygulanmasıyla ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar, sürecin başarılı şekilde tamamlanmasına ve başvurucuların kişisel şartları yerine getirmesine bağlı olacak.

“Şartlar Gerçekleşmezse Negatif Hukuki Sonuçlar Doğar”

Uçum, sürecin aşamalı yapısına dikkat çekerek, devletin belirli şartlara bağlı olarak muhataplara yeniden başlama imkânı sunduğunu belirtti.

Uçum, “Bu politikanın başarısına bağlı tali sonuçlar olacaktır. Diğer deyişle devlet, pozitif hukuk yoluyla bir milli ve kamusal üstün yarar politikası uygulamaktadır. Tamamlandığı zaman muhataplarla ilgili kişisel şartlar da gerçekleşmişse kanundan kaynaklı bazı pozitif hukuki sonuçlar doğacaktır. Kişisel şartlar gerçekleşmezse negatif hukuki sonuçlar doğacaktır” ifadelerini kullandı.

Sürecin zorunlu aşamalarını dikkate alarak hareket edenlerin Türkiye’nin ortak kazanımına katkı sağlayacağını belirten Uçum, buna direnenlerin ise kaybedeceğini savundu.

“Rutin Dışı Dönemler, Rutin Dışı Yöntemlerle Yönetilir”

Uçum, “Terörsüz Türkiye” sürecinin Cumhuriyet tarihinin önemli rutin dışı dönemlerinden biri olduğunu belirterek, sürecin parti siyaseti açısından değil, ülkenin ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Uçum, 7595 sayılı Kanun’un TBMM tarafından 10 Ağustos 2026’da kabul edildiğini, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı.

Kanunun, Türkiye’nin sistematik terörü sona erdirmeye yönelik geçiş sürecinin hukuki çerçevesini oluşturduğunu belirten Uçum, kanundaki “terör örgütünün fiilen sona ermesi” ve “örgütün tamamen tasfiyesi” gibi ifadelerin hukuki bir sona erme veya tasfiye anlamına gelmediğini, bunların pratik süreçler olarak yürütüleceğini kaydetti.

Komisyon Raporuna Vurgu

Uçum, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun 18 Şubat 2026’da sunduğu raporun 7595 sayılı Kanun’un hazırlanmasında önemli bir çerçeve oluşturduğunu belirtti.

Raporda silah bırakma ve örgütün tasfiyesinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi, geçiş sürecine özgü müstakil ve geçici bir yasal düzenleme yapılması, adli işlemlerin yürütülmesi, cezasızlık ve af algısının oluşmaması, izleme ve raporlama mekanizmalarının kurulması ile süreçte görev alanlara yasal güvence sağlanması gibi başlıkların yer aldığını hatırlatan Uçum, 7595 sayılı Kanun’un bu temel esaslarla uyumlu olduğunu savundu.

Kanunun Uygulanması Aşamalı Olacak

Uçum’un değerlendirmesine göre kanundan yararlanma otomatik olarak gerçekleşmeyecek. Başvuruların belirlenen süre içinde yapılması ve yetkili yargı mercilerince kişi, suç ve istisnalar açısından incelenmesi gerekecek.

Kanun kapsamında bazı soruşturma, kovuşturma ve mahkûmiyet hükümlerinin belirli şartlarla ertelenebileceğini belirten Uçum, bunun için örgütün fiili varlığının sona ermesi, silah ve mühimmatın teslim edilmesi ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanması gibi şartların gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.

Uçum ayrıca kanunda belirli suçlar için istisnalar bulunduğunu, özellikle bazı ağır suçların kapsam dışında tutulduğunu belirtti.

“Sürece Direnenler Kaybedecek”

Değerlendirmesinin sonunda sürecin pratik aşamalarına dikkat çeken Uçum, silah bırakma ve örgütün bakiye unsurlarının tasfiyesi gibi adımların geciktirilmemesi gerektiğini savundu.

Uçum, “Sürecin aşamalı niteliğini görenler ve bu zorunlu aşamalar dinamiğine uyumlu davrananlar Türkiye’nin hep birlikte kazanmasına katkı yapmaktadır ve yapacaktır. Buna direnenler ise kaybedecek ve Türkiye’nin demokratik siyasi geleceğinde yeri olmayacaktır” ifadelerini kullandı.