Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Ankara’da kadınlara yönelik polis şiddetini ve gözaltında kötü muamele iddialarını Meclis gündemine taşıdı.

'GÖZALTI TUTANAKLARINI İMZALAMAYA ZORLANDILAR...'

TİP Sözcüsü, verdiği önergede kadınlara yapılan kötü muamele iddialarını şu sözlerle sıraladı:

¨Gözaltına alınan kadınların ters kelepçe ile saatlerce duvara dönük bir şekilde ayakta bekletildikleri, emniyet personellerinin kötü muamelede bulundukları, gözaltı tutanaklarını imzalamaya zorlandıkları, adli muayeneye girerlerken yanlarında bir çevik kuvvet polisi bir sivil polisin kendileri ile birlikte muayene odasına girdikleri, gözaltına kadınların yanına giden avukatların gözaltında bulunan kişiler için getirmiş oldukları ağzı kapalı ve açılmamış olan su şişelerinin ‘savcıya sorulması gerektiği’ gerekçesi ile verilemediği iddia edilmektedir.¨

Kılıçdaroğlu, toplu açılış töreninde! Kılıçdaroğlu, toplu açılış töreninde!

‘ADLİ MUAYENEYE POLİS KABUL EDEN KAÇ DOKTOR VAR?’

Kadıgil, Soylu’ya şu soruları yöneltti:

1-) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde gözaltına alınan kadınların ters kelepçe ile saatlerce ayakta bekletildiği iddiası doğru mudur? Bu işlemin hukuki yararı nedir?

2-) Emniyet personellerinin gözaltına alınan kadınlara bağırdığı, hakaret ettiği iddiası doğru mudur?

3-) Gözaltına alınan kadınların adli muayeneye girme işlemlerinde neden yanlarında bir çevik kuvvet polisi bir sivil polis bulunmuştur? İlgili personeller diğer gözaltı işlemlerinde de adli muayeneye girmekte midir? Adli muayeneye iki polisi kabul eden ve bu uygulamayı teamül haline getiren kaç doktor vardır?

4-) Avukatların gözaltında bulunan kişiler için getirmiş olduğu ağzı kapalı ve açılmamış olan su şişeleri “savcıya sorulması gerektiği” gerekçesi ile verilmemiştir. Avukatların, gözaltındaki kadınların susuz kalmalarının mümkün olmadığı yönündeki ısrarlı taleplerine karşılık olarak gözaltındakilerin çeşmeden su içebilecekleri ve kendilerinin “uygulamaları” doğrultusunda gözaltındaki kişilere yalnızca üç öğün su verildiğini belirtilmiştir. Bu uygulama hangi gerekçeyle işletilmektedir?