Sosyal Medyanın Ehliyeti Olmalı mı?

Abone Ol

Dünya son yirmi yılda iletişimin en hızlı evrimini yaşadı. Televizyon ve radyonun onlarca yılda başarabildiğini, sosyal medya birkaç yıl içinde yaptı: herkesi bir star, bir sanatçı, bir bilim insanı, bir bilirkişi haline getirdi. Herkes kendi kanalının yayıncısı oldu. Beğeni sayıları, izlenme grafikleri, takipçi rakamları modern çağın yeni ölçü birimleri…

İnsanlar sadece izlenme ve beğenilme duygusunu tatmakla kalmadı; bundan para kazanmayı da keşfetti. Böylece “içerik üretimi” adı altında, aslında etik sınırları zorlayan bir çürüme yarışı başladı. Çıplaklık, mahremiyet ihlali, rezillik, sansasyon… Bunlar izlenme uğruna meşrulaştırıldı. Sosyal medyanın hızla yaydığı bu kültür, toplumun değerlerini her gün biraz daha erozyona uğratıyor.

Bir Ehliyet Meselesi

Nasıl ki direksiyon başına ehliyetsiz geçmek toplum için bir tehlikeyse, sosyal medyada da denetimsizce içerik üretmek aynı ölçüde riskli. Bugün din, inanç, hukuk ya da değerler sistemi bile çoğu zaman sosyal medya hesaplarına evrilmiş durumda. İnsanlar inandıkları Tanrı yerine, “özel yaşam, hak, hukuk, istek ve lanet” dizelerini profil biyografilerine yazıyor. Adeta sosyal medya, modern çağın tapınağına dönüşmüş halde.

Öyleyse şu soru kaçınılmaz: Sosyal medya için bir ehliyet olmalı mı?

Tıpkı radyo ve televizyon yayıncılığında olduğu gibi belirli etik sınırlar, eğitimler ve izinler getirilmeden bu mecranın hızla kontrolden çıkacağı açık.

Parlak Yüzü

Elbette sosyal medyanın toplumsal faydaları da var. Toplumun hızlı tepkisi sayesinde kimi davalarda adaletin daha çabuk tecelli etmesi, kurumların harekete geçmesi mümkün oluyor. Bu yönüyle bakıldığında, kitlelerin gücü tarihte hiç olmadığı kadar görünür hale geldi. Ancak bu fayda, devasa buzdağının yalnızca görünen küçük kısmı.

Özgürlük mü, Kaos mu?

“İfade özgürlüğü” kılıfı, çoğu zaman ölçüsüzlük için bir perdeye dönüşüyor. Oysa özgürlük, sınırsızlık değil; başkasının hakkına, onuruna, değerine zarar vermeden var olabilmek demek. Ehliyetsiz bir aracın can almasıyla, ehliyetsiz sosyal medya kullanıcısının kitleleri manipüle etmesi arasında aslında büyük bir fark yok.

Son Söz

Sosyal medya artık hayatın bir parçası değil, hayatın ta kendisi. Ve bu hayat, kontrolsüzce büyüyen bir orman yangını gibi. Eğer bu yangını sınırlamazsak, elimizde yalnızca küller kalacak. Belki de artık zamanı geldi: “Sosyal medya için bir ehliyet” düşüncesini tartışmaya açmanın. Çünkü bazen özgürlüğün değil, sorumluluğun sınırları toplumu ayakta tutar.