Soruşturma dosyasında kayıt dışı olduğu iddia edilen yüksek miktardaki para trafiğinden şifreli iletişim yöntemlerine, yurtlardaki kayıt sisteminden devlet denetiminden kaçınmaya yönelik talimatlara kadar çeşitli iddialar yer aldı.
Mehdi İddiası
Savcılık dosyasındaki tespitlere göre, Alihan Kuriş’in tabana “Mehdi” olarak lanse edildiği öne sürüldü.
Sabah’tan Halit Turan’ın haberine göre, Kuriş’in resmî kayıtlardaki doğum tarihinin 28 Temmuz 1982 olduğu, ancak yapının tabanında hicri 1 Muharrem 1400 tarihine denk gelen 21 Kasım 1979 tarihinin kullanıldığı belirtildi.
Dosyada ayrıca Kuriş’in resmî kayıtlarda “Erhan Faruk” olan adının 1989’da “Ali Erhan”, 2006’da ise “Alihan” olarak değiştirildiği bilgisine yer verildi.
Yurtlarda Kamera Talimatı
Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, yurtlarda kamera kaydı tutulmaması yönünde talimat verildiği ileri sürüldü.
Kolluk kuvvetlerinin denetim amacıyla gelmesi durumunda ise kameraların “bozuk” olduğunun söylenmesinin telkin edildiği iddia edildi.
Dosyada, Kuriş’in kararlarını Peygamber Efendimiz ile görüşerek aldığı yönünde tabanda bir inanç oluşturulmaya çalışıldığı ve bu yöntemle karar mekanizmasına yönelik sorgulamaların önüne geçilerek mutlak itaatin sağlanmasının amaçlandığı da öne sürüldü.
Faaliyet Merkezini Almanya’ya Taşıma Planı
Soruşturma dosyasına göre, artan denetimler nedeniyle yapının faaliyet merkezini Almanya’ya kaydırmayı planladığı iddia edildi.
Bu kapsamda Köln’de 17 bin metrekarelik arazi üzerine inşa edilen ve maliyetinin 70 milyon euro olduğu belirtilen VIKZ tesisinin, Avrupa’daki dinî ve eğitim faaliyetlerinin merkezi haline getirilmesinin hedeflendiği öne sürüldü.
“Kendimizi Kuma Gömeceğiz” Talimatı
Dosyaya göre yapı içerisinde faaliyetlerin gizli tutulması amacıyla “Kendimizi kuma gömeceğiz” ifadesinin kullanıldığı belirtildi.
WhatsApp ve Facebook gibi uygulamaların kullanılmaması, iletişimin şifreli e-postalar üzerinden gerçekleştirilmesi ve emirlerin “Ulak” adı verilen aracılarla illere ulaştırılması gibi yöntemlerin kullanıldığı iddia edildi.
Ulakların aynı şehre art arda gönderilmediği ve aynı aracı kullanmamaları yönünde tedbirler alındığı da dosyadaki iddialar arasında yer aldı.
Yurtlar ve derneklerle ilgili gizli bilgilerin ise yalnızca sorumluların erişebildiği “şifreli” çantalarda muhafaza edildiği ileri sürüldü.
İki Ayrı Kayıt Sistemi İddiası
Soruşturma dosyasında, yurtlarda resmî ve gayriresmî olmak üzere iki farklı kayıt tutulduğu da iddia edildi.
Gayriresmî gelirlerin takibi için yapı içerisinden bir sorumlu görevlendirildiği, işlemlerin kendisine zimmetlenen bilgisayar üzerinden yapıldığı ve sisteme şifre, e-posta ve cep telefonu üzerinden üç aşamalı doğrulamayla erişildiği öne sürüldü.
Ayrıca söz konusu bilgisayarın güvenliğinin sağlanmasına özel önem verildiği belirtildi.
ByLock Benzeri Uygulama İddiası
Dosyada yer alan bir diğer dikkat çekici iddia ise yapının özel bir haberleşme uygulaması geliştirdiği yönünde oldu.
FETÖ’nün kullandığı ByLock’a benzetilen bu uygulama üzerinden iletişim sağlandığı ve söz konusu sistemin güvenlik ve istihbarat birimlerince tespit edildiği öne sürüldü.
Soruşturma kapsamında ortaya çıkan iddialara ilişkin adli sürecin devam ettiği belirtildi.