SURİYE PAZARI

Abone Ol

Geçen hafta Suriye’de yaşayan gazeteci Deniz Büstani’yi programımıza konuk etmiştik. İletişim konusunda küçük kesilmeler olmasına karşın gayet güzel bir program yaptık. İlk olarak Deniz Bey’e bu mülakata vakit ayırdığı için teşekkür ederim. Deniz Bey’in konuşmaları arasında belki en önemli konu Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın ve Sayın Beşar Esad’ın bir araya gelme niyetlerinin Reuters tarafından manipüle edilmesi olmuştur. 2016 yılında da her iki lider Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir araya gelmek üzere planlanma yaparken;  benzer bir şekilde iki devlet arasında ki ilişki sekteye uğratılmıştı.  O zaman da Suudi Arabistan kökenli bir gazete ile yapılacak olan görüşmeyi iptal ettirmeyi başarmışlardı. Yine Deniz Bey’in bahsettiği en önemli konuların başında Doğu Perinçek Bey ile yeni Vatan Partili eski Ak Partili Ethem Sancak’ın Şam ziyaretleri ile ilgili söylemlerinin külliyen bir hikâyeden ibaret olmasıdır ki bu Vatan Partisi’nde büyük bir fırtınanın eseceği anlamına gelmektedir. Ethem Sancak’ın AK Parti rüzgarı ile Suriye sınırında yapmış olduğu gayri resmi ticaretin vergilendirmesi Vatan Partisi tarafından yapılacaktır. Haksız ve hukuksuz kazanılan para vatan için kullanılmalıdır. Yoksa derin Doğu Bey çok sinirlenebilir. Benden söylemesi Ethem Bey. Doğu Bey aşk meşk laflarını da pek sevmez bilesin.

17/12/2022 tarihinde Bağlarbaşı Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Türkiye Yüzyılında Kürtler” başlıklı panele katıldım. Panelin başrollerinde Mehmet Metiner, Dr. Doğu Perinçek ve Doç. Dr. Abdurrahman Babacan vardı. Yaklaşık olarak 3 saat civarında konuşmacıları dinledim. Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’e yukarıda bahsettiğim konuyu sordum. Sayın Perinçek ısrarla Ocak ayında gideceklerini ve Şam yönetimi ile çok iyi ilişkilerinin olduğunu söyledi. Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ethem Sancak Bey de dinleyiciler arasında idi. Kendisine de benzer soruyu sorduğumda Etem Bey, “İt ürür kervan yürür” diyerek konuyu kapattı.

Mehmet Metiner başta olmak üzere konuşmacıların hepsinin “Tüm milliyetçilikleri ayaklar altına alıyoruz” demesi; Doç. Dr. Abdurrahman Babacan'ın Türk Milliyetçiliği ayrımcılığın temelini oluşturuyor ifadeleri, Dr. Doğu Perinçek’in “Kürtlerin hakkı yenildi” anlamına çıkan sözleri gerçekten çok ilginçti. Ethem Sancak’a “Şeyhim” diye hitap etmeleri ısrarla “Türk milliyetçiliğine” karşı dururlarken bir taraftanda “Kürt milliyetçiliğinin” yapılması en azından beni şaşkına çevirdi. Tekrar başlaması kesinleşen yeniden açılım saçılım sürecinde Türk Milliyetçiliğinin ayaklar altına alınması MHP’yi ve Sayın Devlet Bahçeli’yi nasıl etkiler? Yoksa Türk Milliyetçiliğinin de ayaklar altına alınmasına ses çıkarmayan bir MHP’mi göreceğiz bakalım.

ANKARA'DAN ABLAM ALMANYA'DAN ABİM GELDİ

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya seyahati sırasında Ekrem İmamoğlu’nun davasının sonuçlandırılması manidar değil, tam manası ile kumpastır. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkmasına rağmen müttehit organizasyonu ile Ekrem İmamoğlu’nun mağdur haline getirilmesi basit bir oyundan başka bir şey değildir. Zamanında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan için bu oyun oynandı ve tuttu. Türkiye son yirmi yıldır bu oyunun sonuçlarını yaşıyor. Diğer bir tabir ile siyasal İslamcıların yada İhvancıların Türkiye’yi orta doğululaştırılmasını ve bu şekilde soyulmasını sağladılar. Kabileciliğin, cemaatciliğin, adam kayırmacılığın, dar-ul harbin, kişiye göre hukukun uygulandığı bir ülke haline dönüştürdüler. Ekrem Bey’in davasını da bu şekilde değerlendirmekte fayda vardır. Ekrem Bey’in mağduriyeti üzerine yeni dönem kurgulanmaktadır.  

Ekrem Bey için Ankara’dan koştur koştur İstanbul’a gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve yanında getirdiği Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş seçim otobüsünün üstünde olayı sahiplendiler. Ancak Hüseyin Baş altılı masa tarafından kabul edilmediği halde Meral Hanım tarafından sahneye sürülmesi altılı masada ciddi bir problem olacağı anlamına gelmektedir.

Ekrem Bey, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu ile kimi zaman kayıkçı kavgasına benzer atışmaları aslında Sayın Soylu’nun AKP Genel Başkanlığı’na hazırlanırken Sayın Ekrem İmamoğlu’nun ise hemşehri kontenjanından Cumhurbaşkanlığı adaylığının desteklenmesinden başka bir şey değildir.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun  bir çok seçimi kaybetmesi, alevi olması CHP’ye Kürtlerin oy vermeyeceği gibi garip söylemlerle negatif algı oluşturan iktidar ve iktidarın muhalefetteki ortakları müteahhit cumhuriyetinin devamı ve Türkiye’nin daha soyulacak çok fazla değerinin olmasını göstermektedir. Kemal Bey’in kazanmaması için altılı masanın içerisinden bazılarının ihanet etmesi gerekmektedir. Ancak Kemal Bey’in kazanması için çok fazla gerekçe vardır. Dürüstlüğü konusunda kimse şüphe etmez, adaleti tesis eder, devleti bilir ve devleti devlet gibi yönetir, 4M siyasal islamcılar gibi yapmaz. Alevi olmasına rağmen mezhepçi değildir. Türk devletini kuruluş ayarlarına geri çevirir ve kuruluş manifestosu ve kurucuları ile hesaplaşmaktan vazgeçer. Dış politikada kardeşim, kankam, arkadaşım, dostum tanımlamaları yerine onurlu ve eşit iki devlet gibi görüşmelerin yapılmasını sağlar. Dışişlerinin tercümanları ile çalışır; Türk düşmanı ailelerin kızları ile değil. Daha sayamacağımız bir çok şey ekleyebiliriz.