Mart ayında vaka sayılarında artış yaşanması ile birlikte kafe ve restoranlar üçüncü defa kapatılmıştı. Bunun sonucu olarak vaka sayılarının düşmesi beklenmiş ancak beklenen olmamıştı. Restoranların günah keçisi seçildiği bu dönemde kapalı oldukları dönemde vaka sayılarının azalmaması, hatta rekor seviyelere çıkması bir kez daha gösterdi ki restoranlar vaka artışının sorumlusu gösterilmemelidir. Binlerce işletmenin, milyonlarca insanın geçimini sağladığı yeme içme sektörü uğradığı bu haksızlık karşısında devletinden ciddi destekler bekliyor. 

DİSK tarafından hazırlanan rapora göre, istihdamın yaklaşık % 61’i (16.4 milyon) kapanmadan muaf sektörlerde çalışıyor. İstihdamın yaklaşık % 22’si (6 milyon) kapanmadan kısmen muaf sektörlerde. Kapanma kapsamındaki sektörlerde çalışanlar % 17 (4.4 milyon) civarında. Disk’ in yaptığı bu açıklama sonrasında, İBB’ nin sosyal medya hesabından ‘Metro İstanbul: Hatlarımızda yaşanan yolcu yoğunluğu nedeni ile yoğun olan hatlarımızda ek seferler düzenlenmektedir’ açıklaması kapanmanın ne kadar fayda sağlayacağı sorusunu akıllara getiriyor. Normal zamanlarda yeterli olan metro hizmetlerine ek seferler konulması ve yoğunluk yaşanması sokağa çıkma yasaklarında bir tek bana garip gelmiş olamaz. Kapanmadan muaf ve kısman muaf kişilerin toplamı yaklaşık 22 milyon olarak DİSK tarafından açıklanmış. Her gün bu kadar insanın sokaklarda otobüslerde olduğu bir durum tam kapanma olarak görülmeli mi? 
Pandemi sürecinde yeme içme sektöründe işletme kaybı yaklaşık %30 seviyesini geçti. Sektörün temsilcisi olan derneklerden ve ticaret odalarından yapılan açıklamalar kayıpların bu seviyede olduğunu ancak sektörün korumaya alınmaması durumunda kayıpların artacağını söylüyorlar. Tam kapanma uygulamasını yapılacağı tarihler, bayram günlerini de kapsadığı için keşke tam anlamı ile bir kapama yapsaydık ve bu hastalık belasından en iyi ölçüde kurtulabilseydik. Umarım bu kadar insanın gezdiği bu ortamda vaka sayıları azalı, uygulamalar beklenen sonucu verir ve restoranlarda bir daha kapanmaz.