Pera’nın büyüsü…

16.10.2020 12:44 Tüm Yazıları

İstanbul’u İstanbul yapan yerler isimli bir liste yayınlansa Pera, tarihi ve yaşam kültürü ile ilk sıralarda yer alırdı. Beyoğlu ile Pera’yı aynı kefeye koymamak gerektiğine inanıyorum. Pera aşk hikayeleri ile, yeme içme sektörüne ve Türk mutfağına katkıda bulunan meyhaneleri ile farklı bir bölgedir. Geçtiğimiz haftalarda Sayın Mehmet Yalçın’ın  köşesinde yazdığı Refik Restaurant‘ın kapanması haberi bu yazıyı yazmama vesile oldu. Pera bölgesinde 2010 yılında başlayarak toplamda 5 restoran açmış sonrasında aşağıda okuyacağınız sebeplerden dolayı 2014 yılında kapatmak zorunda kalmış birisi olarak yazıyı okuyunca biraz duygusallığa kapılarak hem gerildim hem de üzüldüm. Son yıllarda hiçbir bölgenin zarar görmediği kadar zarar görmüş olan Pera bölgesinin uzun zaman toparlayabileceğini düşünmüyorum. Dünyada ünlenmiş markalaşmış şehirlerin ünlü bölgeleri vardır ve bu bölgeler kolay kolay değişmez. Ancak ülkemizde maalesef durum bu şekilde değil. Refik ve Refik gibilerinin kapanması, yaklaşık 70 yıl yaşamış restoranların ömrünün bitmesinin ciddi anlamda üzücü tarafları vardır. Mehmet Yalçın beyin yazısında katılmadığım nokta bu bölgede 2011 yılında Beyoğlu Belediyesi'nin restoranların masalarını kaldırmasıyla başlayan, 'Gezi Parkı eylemleri' ile devam ederek bu güne kadar gelen süreçte; ayakta kalabilmenin, iyi yemek yapabilmekten ve işletmecilik becerilerinden ziyade finansal olarak olağan üstü güce ve sabra sahip olmaktan geçtiğini düşünüyorum. Zamanında belediyenin yaptığı bu hatalı davranış yüzlerce işyerinin yatırımının çöpe gitmesine ve kapanmasına, binlerce kişinin işsiz kalmasına ve bölgenin değerini yitirmesine sebep oldu. Bir işletmecinin yaklaşık 70 yıllık işletme kültüründen uzaklaşarak değişime gitmesi yani ‘bozmuş’ durumuna düşmesinin sebebi orijinal hali ile ticari hayatına devam edemeyeceğini deneyimlemiş olması ve yeni arayışlara girmesindendir. 

Diğer taraftan sohbet ağırlıklı meyhanelerin değişimi konusuna katılıyorum. Meyhane demek iyi meze, iyi yemek, iyi rakı ve iyi arkadaşlar ile geçirilen kaliteli zaman demekti eskiden. Günümüzde durum meyhane adı altında müzik sesinden sohbet edilemeyen iyi yemekten uzaklaşmış çalgılı çengili eğlence satan işletmeler durumuna gelmiştir. Refik gibi, nesiller boyunca lezzetlerinden söz edilen işletmelerin varlığı şehir gastronomisi açısında çok önemlidir. Keşke turizm bakanlığımızın 50 yılı aşkın restoranlar ile ilgili özel bir çalışması olsa; yatırımcı ile işletmecileri bir araya getirerek daha uzun yıllar hizmet edebilmelerine olanak sağlansa güzel olurdu.

Şimdilerde Pera’nın büyüsü azalmış olsa da ben zaman zaman Pera’nın sokaklarında gezmeyi ve vakit geçirmeyi seviyorum. Bir gün mutlaka eski haline geri döneceğine ekonomiye ve turizme yeniden değer katacağına inanıyorum ve sabırla bekliyorum.

Yazarlar bölümünde yazılan yazıların yasal yükümlülüğü birinci derecede yazarı bağlar. Yazarın yazdıkları sitemizin görüşlerini yansıtmaz.

Gülden Kılıç

KKTC'de kim değil ne kazandı?

Mehmet Utku Şentürk

Tüketiyorum O Halde Varım!

Aykut Torunoğulları

Atalarımızdan Kalan Sözler

Uğur Karabayır ile Yemek İçin Yaşıyoruz

Pera'nın büyüsü…

Mansur Yavaş'tan Melek Aslan paylaşımı
Türkiye'de koronavirüsten 71 kişi daha hayatını kaybetti
Mahkeme Başkanı'ndan 'katil baba'ya ayar gibi ayar!
Tarihi zafer: 27 yıl sonra işgalden kurtarıldı!
Uğur Dündar'dan Erdoğan paylaşımı
Yeni Akit'ten Bekir Coşkun'a büyük saygısızlık!
MHP, İYİ Parti'nin ziyaret ettiği yeri dezenfekte etti
'Devlet, şirketlere el koyabilecek!'
13 yaşındaki çocuğa cinsel istismara 'iyi hal' indirimi! 
Başbakan şaşırtmaya devam ediyor! Bisikletle kırmızı ışıkta...