ABD ile yeni yol haritası

Türk-Amerikan ilişkilerini Brunson öncesi-Brunson sonrası diye ayırmak mümkün. Trump’ın Türk ekonomisini hedef alan tweet’leri sonucunda doların 7.2’ye tırmandığı 13 Ağustos’ta ilişkilerimiz nasıl dibe vurduysa, 14 Aralık’ta Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra ABD’nin Suriye’den çekilme kararı almasıyla füze hızıyla düzelmeye başladı.

Türk-ABD ilişkilerinde tam bir ‘V durumu’ yaşanıyor. Hızlı dibe vuruş ve hızlı düzelme. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump, 9 gün arayla ikinci kez görüştüler. Hem de ABD’nin Suriye’den çekilme kararı almasına, Türkiye’nin DEAŞ’la mücadele misyonunu üstlenmesine kadar uzanan özgül ağırlığı yüksek görüşmeler oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonun birkaç gün içinde başlayacağını açıklamıştı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları öncesinde de “Bir gece ansızın gelebiliriz” demişti. Erdoğan’ın stratejisini anlamayanlar ise “Böyle davul zurna çalarak operasyon mu yapılır?” diye eleştirmişti. Ancak anlamadıkları bir nokta vardı. Cumhurbaşkanı önce psikolojik savaşı başlatıyor, ardından askeri operasyonlar geliyordu. Erdoğan bu stratejisiyle savaşmadan istediği sonucu elde etti. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’nda Rusya’yı yanımıza aldık, hava sahasını kullandık. Fırat’ın doğusunda ise çarpan etkisi yapan bir başarı elde edildi. Churchill’in dediği gibi, “Savaş askerlere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir”. Burada askeri küçümseyen bir yaklaşım yok. Tam aksine, askeri gücü kullanarak sonuç alma sanatı diyebiliriz.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN