Gündem

Azerbaycanlı gazeteci Elmir Saftarov yazdı: Azerbaycan-Özbekistan hattında yeni dönem

Azerbaycanlı gazeteci Elmir Saftarov, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Özbekistan ziyaretini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini değerlendirdi. Saftarov, Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki stratejik ortaklığın ulaştırma, enerji, yatırım ve Türk dünyasındaki iş birliği başlıkları üzerinden daha da güçlenebileceğine dikkat çekti.

Abone Ol

Azerbaycan Devlet Haber Ajansı Azertac’ın gazetecisi Elmir Saftarov, kaleme aldığı yazıda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Özbekistan’a gerçekleştirdiği devlet ziyaretinin iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti.

Saftarov, Azerbaycan-Özbekistan ilişkilerinin yalnızca siyasi temaslarla sınırlı olmadığını, ekonomik yatırımlar, ulaştırma-lojistik projeleri, enerji iş birliği ve karşılıklı güven temelinde kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü ifade etti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin diplomatik dostluğun ötesine geçtiğini belirten Saftarov, mevcut iş birliğinin somut projeler ve karşılıklı yatırımlarla desteklendiğine dikkat çekti.

Saftarov’un yazısı şöyle:

“Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Özbekistan’a gerçekleştirdiği devlet ziyareti, ikili ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmasının yanı sıra, ülkeler arasındaki iş birliği ilişkilerinin derinleştirilmesine ve güçlendirilmesine de önemli ölçüde ivme kazandırdı.

Özbekistan ile ilişkilerimiz kapsamlı stratejik ortaklık ve müttefiklik niteliği taşımaktadır. Bu da sadece belgeler üzerinde değil, somut projeler, karşılıklı yatırımlar, siyasi diyalog ve ulaştırma-lojistik alanında yürütülen pratik iş birliğiyle ilerletilmektedir. Bu ilişkiler diplomatik dostluğun ötesindedir ve karşılıklı güven, siyasi irade, ekonomik çıkarlar ve ortak stratejik bakış açıları temelinde kurulmuştur.

Halihazırda hayata geçirilen geniş kapsamlı projeler, her iki tarafın uzun vadeli iş birliğine dayalı ilişkilerde çıkar sahibi olduğunu söylemeye imkân vermektedir. Azerbaycan ve Özbekistan arasındaki ilişkiler artık ayrı ayrı alanlardaki iş birliği çerçevesinden çıkarak çok yönlü stratejik ortaklık modeline dönüşmektedir. Burada siyasi ilişkiler ekonomik bağları, ekonomik ilişkiler ise ulaştırma, enerji ve yatırım projelerini tamamlamaktadır.

İkinci Karabağ Savaşı’ndan sonra Azerbaycan’ın bölgede oluşturduğu yeni gerçeklikler, ülkemizin Avrupa’nın enerji güvenliğindeki önemli rolü, Batı ülkelerinin ve kuruluşlarının liderlerinin düzenli olarak Azerbaycan’ı ziyaret etmesi, ülkemizin bölgesel liderlik özellikleri ve aynı zamanda ulaştırma-transit imkânları ve potansiyeli, Orta Asya devletlerinin de dikkatinin merkezindedir.

Azerbaycan’ın coğrafi konumu bu açıdan özel önem taşımaktadır. Ülkemiz Hazar Denizi ile Kafkasya’yı, Orta Asya’yı Türkiye ve Avrupa’ya bağlayan önemli bir ulaştırma merkezidir. Bakü Uluslararası Deniz Ticaret Limanı, Bakü–Tiflis–Kars demiryolu, Azerbaycan’ın geliştirdiği karayolu ve demiryolu altyapısı ile ülkenin Doğu–Batı ve Kuzey–Güney ulaştırma koridorlarına katılımı, Azerbaycan’ın transit önemini daha da artırmaktadır.

Doğal olarak, bunu belirleyen faktörler arasında ortak tarih, kültür ve dil de önemli bir yer tutmaktadır. Azerbaycan ve Özbekistan halkları arasındaki tarihî-kültürel bağlar, siyasi ilişkilerin daha sağlam bir temel üzerinde kurulmasına imkân vermektedir. Bu ilişkiler yalnızca devletlerarası bağlar açısından değil, aynı zamanda halklar arasında mevcut olan tarihî yakınlığın modern dönemde siyasi ve ekonomik iş birliğine dönüştürülmesi açısından da önemlidir.

Ülkemizin Güney Kafkasya’daki potansiyeli ve artan uluslararası nüfuzu, Özbekistan’ın ise Orta Asya’daki önemli konumu ve kalkınma alanında elde ettiği sonuçlar, iki kardeş ülkenin koordineli faaliyetini gerekli kılmaktadır. Çünkü iş birliği sadece karşılıklı çıkarlardan kaynaklanmamaktadır. Aynı zamanda güvene, itimada ve derin bağlara dayanan ilişkilerden söz edilmektedir.

Bu açıdan Azerbaycan–Özbekistan ilişkilerinin önemli özelliklerinden biri de tarafların birbirlerinin bölgesel rolünü tamamlamasıdır. Azerbaycan Güney Kafkasya’nın önemli siyasi, enerji ve ulaştırma merkezlerinden biri olarak öne çıkarken, Özbekistan Orta Asya’nın en büyük ve stratejik açıdan önemli devletlerinden biridir. Başka bir ifadeyle, iki ülkenin iş birliği birbirini tamamlayan coğrafi ve ekonomik imkânların bir araya getirilmesine dayanmaktadır.

Bu iş birliğinin bir yönünü Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesindeki yoğun temaslar oluşturmaktadır. Bu ilişkiler sadece Azerbaycan’ın Özbekistan ile ilişkileriyle sınırlı değildir; genel olarak Türk dünyası ülkeleri arasında siyasi, ekonomik ve ulaştırma ilişkilerinin genişletilmesi sürecinin bir parçasıdır.

Şöyle ki:

Azerbaycan–Türkiye arasında Müttefiklik Hakkında Şuşa Beyannamesi;

Azerbaycan–Kazakistan arasında stratejik ortaklığın ve müttefiklik ilişkilerinin güçlendirilmesi yönünde kabul edilen belgeler ve Devletlerarası Yüksek Konsey;

Azerbaycan–Özbekistan arasında Müttefiklik Antlaşması;

Azerbaycan–Kırgızistan arasında Müttefiklik Hakkında Bildiri;

Azerbaycan–Türkmenistan arasında Stratejik Ortaklık Hakkında Bildiri;

Azerbaycan–Macaristan arasında Stratejik Ortaklığın Güçlendirilmesine İlişkin Bildiri, bütün bu yönde şekillenen yeni ilişkiler sisteminin önemli örnekleridir.

Bu tür bir iş birliği, dünyadaki jeopolitik ve jeoekonomik meydan okumalar karşısında da özel önem taşımaktadır. Çünkü TDT çerçevesinde koordineli faaliyetlerin genişletilmesi tüm taraflara fayda sağlamakta, alternatif ulaştırma ve ticaret güzergâhlarının geliştirilmesine imkân vermekte, lojistik zincirlerinin dayanıklılığını artırmakta ve olası risklerin en aza indirilmesine olanak sağlamaktadır.

Özellikle son yıllarda küresel ulaştırma sisteminde meydana gelen değişiklikler karşısında alternatif ve güvenli güzergâhların önemi daha da artmıştır. Ticaret yollarında güvenlik konusunun önem kazandığı, geleneksel güzergâhlarda jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Orta Koridor gibi alternatif ulaştırma arterleri yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik önem taşımaktadır.

Tam da bu açıdan TDT çerçevesinde Azerbaycan–Özbekistan ilişkileri oldukça değerlidir.

Yani Azerbaycan, Özbekistan için Kafkasya–Türkiye–Avrupa yönünde, Özbekistan ise Azerbaycan için Orta Asya–Çin yönünde stratejik transit ortağıdır.

Burada temel mesele şudur ki, Azerbaycan ve Özbekistan yalnızca birbirlerine yük taşıyan iki ülke değildir. Onlar daha büyük bir bölgesel ulaştırma zincirinin iki önemli halkasıdır. Bir ülkenin coğrafi avantajı diğer ülkenin coğrafi konumuyla tamamlanmaktadır. Bu da karşılıklı fayda yaratmakta ve uzun vadeli iş birliği için ekonomik zemin oluşturmaktadır.

Kısacası, ulaştırma altyapısı siyasi ve ekonomik iş birliğinin fiziksel temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle Azerbaycan–Özbekistan ilişkilerinde ulaştırma konusuna yalnızca transit gelirleri açısından yaklaşmak doğru olmaz. Burada daha büyük bir jeoekonomik amaç bulunmaktadır. Amaç, Orta Asya’yı Hazar Denizi üzerinden Güney Kafkasya, Türkiye ve Avrupa ile daha sıkı bir şekilde birbirine bağlamak, yeni ticaret güzergâhları oluşturmak ve bölge ülkelerinin dünya pazarlarına erişim imkânlarını genişletmektir.

Bir diğer önemli alan enerji iş birliğidir. Azerbaycan’ın Avrupa’nın enerji güvenliğinde artan rolü, Özbekistan’ın ise enerji sektöründe modernizasyona ve yeni yatırım imkânlarına ihtiyaç duyması, iki ülke arasında enerji alanındaki iş birliği için ilave fırsatlar oluşturmaktadır. Bu iş birliğinin gelecekte elektrik enerjisi, yenilenebilir enerji, yeşil enerji ve enerji altyapısı alanlarında genişlemesi mümkündür.

Bütün bunlar göstermektedir ki, Azerbaycan–Özbekistan ilişkileri yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmemelidir. Bu ilişkiler daha geniş Türk dünyasının siyasi ve ekonomik entegrasyonu, Orta Asya ile Güney Kafkasya arasındaki bağların güçlendirilmesi ve Avrasya ulaştırma haritasında yeni imkânların oluşturulması bağlamında ele alınmalıdır.

Bugün Azerbaycan sadece Özbekistan ile değil, bütün Türk devletleriyle ilişkilerinde yeni bir aşamaya adım atmaktadır. İş birliğinin yeni yönleri oluşturulmakta, siyasi diyalog derinleşmekte, ekonomik ve ulaştırma bağları genişlemektedir. TDT bu sürecin kurumsal platformlarından birine dönüşmektedir.

Gelecek açısından en büyük imkânlardan biri de Türk dünyası içerisinde ulaştırma ve lojistik sistemlerinin daha sıkı bir şekilde entegre edilmesidir. Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Türkiye arasında ulaştırma bağlantıları daha da koordine edilirse, Türk devletlerinin dünya ticaretindeki rolü önemli ölçüde artabilir.

Bu tür bir iş birliği taraflar için gelecekte daha büyük imkanlar yaratacaktır. Aynı zamanda ortak tarihe, kültüre ve dile sahip halkların birliği için de yeni fırsatlar oluşturacaktır.”