Araştırmacılar, mamut, ren geyiği, yabani tavşanve kaz gibi hayvanların yanı sıra kavak, huş ve mazı ağaçları gibi bitkiler ve bakteri ve mantarlar dahil mikroorganizmalardan canlı organizmalarla ilgili bilgiler taşıyan DNA parçaları tespit edildiğini söyledi. 

‘EŞSİZ EKOSİSTEM’

Lundbeck Vakfı’nın Jeo Genetik Merkezi Direktörü Eske Willerslev, "Mamut büyük bir sürprizdi. Daha önce Grönland'da hiç bulunmamıştı. Ancak en büyük sürpriz, Kuzey Kutbu ve ılıman türlerin modern bir benzeri olmadan bir araya getirilmiş bu eşsiz ekosistemiydi" dedi. 

Nature dergisinde yayınlanan çalışmanın lideri olan Willerslev, "2 milyon yıl önce, iklimin küresel ısınma nedeniyle birkaç yıl içinde tanık olmayı umduğumuza çok benzer olduğu bir zamanda, Grönland'ın bu kadar çeşitli bitki ve hayvana sahip olduğunu kimsenin tahmin ettiğini sanmıyorum" diye ekledi. 

Suudi Arabistan'da infaz Prens Selman’la iki katına çıktı Suudi Arabistan'da infaz Prens Selman’la iki katına çıktı

Eski DNA son derece bozulabilir olsa da, çalışma, doğru koşullar altında daha önce mümkün olduğuna düşünülenden daha uzun süre hayatta kalabileceğini gösterdi. Willerslev, şimdi en az 4 milyon yıl öncesine ait DNA bulmanın şaşırtmayacağını söyledi.

GERÇEKLER SONRADAN ORTAYA ÇIKTI

Araştırmacılar, Arktik Okyanusu'ndaki Peary Land’deki beş bölgeden elde edilen organik açıdan zengin 41 örnekten DNA çıkarıp sıraladı. Sonrasında, tortudaki kilden mikroskobik DNA parçaları çıkaran araştırmacılar, 100'den fazla hayvan ve bitki türü tanımladılar. Örnekler ilk olarak 2006 yılında çıkarılmıştı, ancak daha önceki DNA tespit çabaları başarısız oldu. Eski DNA'yı çıkarmak için kullanılan yöntemler o zamandan beri gelişti ve sonunda ciddi bir atılım sağladı.

Willerslev, "Bunun, DNA'nın kendisini, mümkün olduğu düşünülenin ötesinde hayatta kalmasını sağlayan mineral parçacıklara bağlamasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu bağ, bozulma oranını azaltıyor" derken, DNA'nın soyu tükenmiş türleri diriltmek için kullanılamayacağını, ancak bitkilerin ısınan bir iklime karşı nasıl daha dirençli hale gelebileceğinin sırlarını açığa çıkarabileceğini de söyledi.

Kayıtlara geçen en eski DNA, donmuş toprağın altında korunan, Sibirya'da 1.2 milyon yıl öncesine dayanan bir mamutun azı dişinden elde edilmişti. 

POLEMİK HABER/DIŞ HABERLER