17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Marmara Denizi’nde beklenen olası depreme ilişkin bilimsel çalışmalar sürerken, yeni bir araştırmada Ana Marmara Fayı üzerinde meydana gelebilecek 100’den fazla deprem senaryosu ele alındı.

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Yasemin Korkusuz Öztürk, Hürriyet’ten İsmail Sarı’ya yaptığı açıklamada, 23 Nisan 2025’te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin Marmara’daki büyük deprem tehlikesini ortadan kaldırmadığını belirtti.

“Kesin bir bariyer oluşturmuyor"

Öztürk, Ana Marmara Fayı’nın geometrisinin olası bir depremin ilerlemesini kesin biçimde durduracak bir bariyer oluşturmadığını belirterek şunları söyledi:

“Yani model sonuçlarımız, Ana Marmara Fayı’nın geometrisinin, başlamış olan bir depremin doğu veya batı yönünde ilerlemesini her durumda engelleyen kesin bir bariyer oluşturmadığını gösteriyor. Bu durum, 23 Nisan depreminin meydana gelmiş olmasının olası bir büyük depremin ilerleyişini engellenmeyeceği görüşünü de destekliyor.”

100’den fazla senaryo incelendi

Araştırmanın olası Marmara depreminin nasıl gelişebileceğine ilişkin farklı ihtimalleri ortaya koyduğunu anlatan Öztürk, şöyle konuştu:

“Bu çalışma, olası bir Marmara depreminde kırılmanın nerede başlayabileceği, doğuda ve batıda hangi kesimlere kadar ilerleyebileceği, oluşabilecek moment büyüklüğünün hangi aralıkta değişebileceği ve farklı senaryolarda hangi bölgelerde daha yüksek yer hareketleri oluşabileceği konusunda örnekler sunuyor.”

Dinamik simülasyonlara göre Ana Marmara Fayı’nın herhangi bir segmentinde başlayan deprem, batıda Ganos’a, doğuda ise 1999 depreminde kırılan İzmit Fayı’nın batı ucuna kadar ilerleme potansiyeli taşıyor. Ancak Öztürk, bu sonucun her depremde bütün hattın kırılacağı anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Avcılar açıkları için dikkat çeken sonuç

Araştırmanın İstanbul açısından en dikkat çekici sonuçlarından biri Avcılar açıklarındaki fayla ilgili oldu. Öztürk, bu fayın Adalar Fayı’na kıyasla kırılmaya daha elverişli olabileceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Önceki ve devam eden çalışmalarımızın diğer önemli sonuçlarından biri de Avcılar açıklarındaki fayın, Adalar Fayı’na kıyasla kırılmaya daha elverişli bir yapı gösterebildiği ve Adalar Fayı’nın doğuda görece bir bariyer oluşturabileceği yönünde. Dolayısıyla olası bir Doğu Marmara Denizi depreminin Avcılar açıklarındaki fay üzerinde başlaması, değerlendirdiğimiz modeller açısından daha olası görünüyor.”

Öztürk, bu sonucun hem dinamik hem de yarı-statik simülasyonlarda ortaya çıktığını kaydetti.

Tek büyük deprem yerine iki deprem senaryosu

Çalışmada dikkat çeken bir başka olasılık ise Marmara’daki gerilimin tek bir büyük deprem yerine iki ayrı depremle açığa çıkması oldu.

Öztürk, bu senaryoyu şöyle anlattı:

“Bu durumda, Avcılar açıklarında başlayabilecek bir depremin Adalar Fayı’na ilerlememesi ve burayı daha sonra statik olarak tetiklemesi söz konusu olabilir. Özetle, böyle bir senaryoda, tek bir M>=7.0 büyüklüğündeki deprem yerine, birbirinden bağımsız veya kısmen bağlantılı iki daha küçük deprem (6.0-6.8) meydana gelmesi de olası senaryolar arasında değerlendirilebilir.”

“Yapı stokunda yeterli noktada değiliz"

Marmara’da depreme hazırlığın yalnızca fayların izlenmesiyle sınırlı tutulmaması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, yapı stokunun güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

“Ülkemizin birçok bölgesinde devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları, yapı stokunun depreme karşı daha güvenli hâle getirilmesi açısından önemli bir hazırlık sürecini oluşturuyor. Ancak özellikle yapı stokunun tamamının güvenli hâle getirilmesi açısından henüz yeterli noktaya ulaştığımızı söylemek mümkün değil. Bu nedenle kentsel dönüşümün bilimsel veriler ve doğru planlama esas alınarak sürdürülmesi gerekiyor” dedi.

Depreme hazırlık kapsamında kentsel dönüşümün yanı sıra afet bilincinin artırılması, düzenli tatbikatların yapılması ve kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ile yurttaşlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.