Prof. Dr. Korkut Boratav, iktidarın muhtemel bir döviz krizini nasıl ötelediğini anlattı.

Seçim öncesi yüksek cari açık, yüksek dış borç, yüksek dolar faizi ve düşük rezerv nedeniyle sorun yaşayan hükümetin yardımına kayıt dışı ve kayıtlı para girişlerinin koştuğunu belirten Boratav, Rusya ve Körfez ülkelerinden gelen ve geleceği açıklanan kaynağa işaret etti.

KAYNAĞI BELİRSİZ PARA GİRİŞİ

2022 yılının Ocak-Ağustos döneminde cari açık 39,8 milyar dolar olurken, bu açığın 28,3 milyar doları kaynağı belirsiz para girişlerini gösteren “net hata ve noksan” (NHN) kalemi ile kapatılmıştı. Eylülde açıklanan 3 milyar dolarlık cari açıkla birlikte 9 aylık açık 42,8 milyar dolara yükselecekti ancak veri revizyonu yapılarak bu rakam 38 milyar dolara çekildi.

Eylülde NHN kalemindeki 2,6 milyar dolarlık girişle birlikte 9 aylık kaynağı belirsiz para girişi de 30,9 milyar dolara yükselecekti ancak veri revizyonuyla birlikte bu rakam da 24,9 milyar dolara çekildi.

‘MERKEZ NHN’NİN BİR KISMINI BUHARLAŞTIRDI’

Kayıt dışı para girişlerine son dönemde dış çevrelerin de dikkat çektiğini, bu konunun tedirginlik yarattığını, Batı kaynaklı analizlerde de son dönemde bu olguya işaret edildiğini belirten Boratav, Merkez Bankası’nın (TCMB) böylesi bir dönemde veri revizyonu yaparak kaynağı belirsiz paranın bir kısmını buharlaştırmasının manidar olduğuna dikkat çekti.

Boratav, 2020 yılında kayıt dışı para hareketlerinde 44 milyar dolarlık girişi buharlaştıran TCMB’nin, geçen ay açıkladığı revizyonla birlikte de 28 milyar dolarlık kaynağı belirsiz girişi diğer kalemlere taşıdığını, bu revizyonun keyfi olduğu yönünde kuvvetli bir izlenim olduğunu dile getirdi.

2013-2019 yıllarının 44,4 milyar dolarlık kayıt dışı sermaye girişi, Mart 2020’de duyurulan revizyonla 3,8 milyar net çıkışa dönüşmüştü. TCMB’nin geçen ay duyurduğu 2012-2022 yıllarını kapsayan 11 yıllık revizyon sonucunda da 28 milyar dolarlık kaynağı belirsiz para girişi diğer hesaplara aktarılmıştı.

‘KİRLİ PARA GİRİŞİ OLMASI KAÇINILMAZ’

Dünyada Cayman Adaları, Man Adası ve Lüksemburg gibi vergi cennetlerinin bulunduğunu, dünya genelinde vergi kaçırmak isteyen büyük sermaye çevrelerinin ve kara para aklamak isteyen çevrelerin bu ülkelere para transferi yaptıklarını belirten Boratav, Orta Doğu’nun karanlık işlerine fazlasıyla giren Türkiye’ye de bu tür kirli para girişinin olmasının kaçınılmaz olduğunu, Orta Doğu ve Rusya’dan son dönemde insan girişleriyle birlikte para girişlerinin de muhtemel olduğunu belirtti.

“Bu tür kayıt dışı sermaye girişlerini hizmet ticaretine taşırsanız karanlık ticareti de milli gelire taşımış olursunuz” diyen Boratav, TÜİK’in ardından TCMB verilerine güvenin de sarsıldığını vurguladı.

'Faiz indirimlerine devam' demişti... Enflasyon altıya katlandı! 'Faiz indirimlerine devam' demişti... Enflasyon altıya katlandı!

Türkiye sınırından insanların serbestçe giriş yapabildiğini, savaşa takılan karanlık güçlerle bağlantılı olan ya da olmayan fonların da serbestçe Türkiye’ye girmiş olmasının muhtemel olduğunu belirten Boratav, yaptırımdan ya da Rusya’daki seferberlikten kaçan Rusların da Türkiye’ye para transferi yapmış olabileceğine işaret etti.

‘POLİSİYE BİR VAKA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Dolar kurunun iki aydır 18,60 civarında yatay hareket ettiğini, TL’nin reel olarak değer kazandığını, son dört yılda üç farklı döviz krizine sahne olan ve jeopolitik gerilimlerle karşı karşıya olan bir ülkede döviz piyasalarının birden bire sakinleştiğine dikkat çeken Boratav, Rusya ve Ortadoğu kaynaklı kaynağı belirsiz fonların devrede olduğunun tahmin edilebileceğini vurguladı.

“Polisiye vaka ile karşı karşıyayız, izini sürmek benim gibi masa başında iktisat verilerini izleyenleri aşıyor. Siz gazetecilerin alanına giriyor” diyen Boratav, Sedat Peker ve bazı gazetecilerin Türkiye’ye dönük uyuşturucu trafiğine işaret ettiklerini hatırlattı.

Kısa vadeli dış borcun 185 milyar dolar olduğunu, buna bir de yıl sonunda 45-50 milyar doları bulabilecek cari açık eklendiğinde yaklaşık 240 milyar dolarlık dış yükümlülük rakamına ulaşılacağını belirten Boratav, kayıt dışı para girişlerine rağmen durumun bıçak sırtı olduğunu, çözülmesi gereken risklerin 2023 yılına taşındığını dile getirdi.