Kesmeşeker’in 30 yılı: ‘Şimdi sırada 50 var’

30’uncu yıla özel olarak 30 EP’sini yayınlayan Kesmeşeker’in kurucusu Cenk Taner, “Kesmeşeker’de en önemli olan şey yani üretimdir, o üretim hep oldu. Duruş tabii çok önemlidir bir grup için. O duruş her zaman oldu. Ben 30’u kestiriyordum. Şimdi bakıyorum 50’yi de kestiriyorum” diyor.

Kültür Sanat 03.04.2021, 10:00
Kesmeşeker’in 30 yılı: ‘Şimdi sırada 50 var’

Söyleşi: Sercan Meriç

Türkçe rock müziğin en önemli gruplarından Kesmeşeker, 30 yılı devirdi.

Bu özel yılda dinleyicilerine 30’u hediye etti.

3 eski, bir de yeni şarkıdan oluşan EP, plak formatıyla yayınlandı. 

Kesmeşeker’in “Kaptan”ı Cenk Taner ile grubun özdeşleştiği Kadıköy’de buluştuk.

Geride kalan 30 yılı, Kesmeşeker’in geçirdiği evreleri, pandemi ile birlikte değişen müzik dünyasını konuştuk. 

Müziğe başladığınız gün Kesmeşeker’in 30 yılı deviren, bu kadar uzun soluklu olabileceğini düşünüyor muydunuz? 
Açıkçası yani bu yönde hayallerimiz vardı. Zaten öyle yola çıkmıştık. Benim en çok inandığım şeylerden birisi istikrardır. Bizim dinlediğimiz müzisyenler de 30-40 yılı devirmiş insanlardı. Onun için istikrara ben çok inanıyordum. İlk başlangıçlar nahiftir. Ben de başta, gelişimi insanlar yıllarca görsün istiyordum. O şekilde 30 yıla gelindi tabii ki. 30 deyince bize de garip geliyor. 

Kesmeşeker’in ruh yaşı kaç sizin için? 
Her konserde grup yeni sahneye çıkıyormuş gibi hissediyoruz. Aslında bu işin de güzel tarafı aslında. O adrenalin de insanı ayakta tutan bir durum. Kesmeşeker’de en önemli olan şey üretimdir, o üretim hep oldu. Duruş tabii çok önemlidir bir grup için. O duruş her zaman oldu. Böyle böyle 30’a geldi. Ben 30’u kestiriyordum. Şimdi bakıyorum 50’yi de kestiriyorum. Ama tabii belli de olmaz.

‘Grup dediğin kavram faşist bir yapıya sahip’

Grup dinamiğine dair ne söylersiniz? 
Kesmeşeker belki de en çok eleman değiştiren gruplardan biri. Aslında aynı insanlar gelip geçti. Tarih içerisinde bir iki tane hatamız olmuştur. 30 yıl uzun çünkü grup için. Kesmeşeker’e bir gruptan ziyade aslında bir tek adam projesi demek daha doğru olur. Cenk Taner’in grubu gibi oldu. Benim iki tane solo albümüm var. Onlar da rahatlıkla Kesmeşeker külliyatına girebilir. Cenk Taner ve Kesmeşeker ayrılmaz bir bütün oldu. Gelip gidenler de kendi dinamiğiyle geldi. Hani o bir grup için kan değişimidir. Zordur. Futbol gibidir. İyi bir futbol takımı beraber oynaya oynaya görmeden pas atar ya, grup da aslında öyledir. Nerede kimin ne yapacağıyla göz göze anlaşırsın. Yeni eleman demek de yeni transfer gibi. Gruba girmek demek sadece çalmak demek değil. Grup başka bir yapı. Yol yapıyorsun, aynı otelde odada kalıyorsun, karakter yapıları da çok önemli. Dolayısıyla taraftarın benimsemesi gerekiyordu. Bizim dinleyicimiz de Kesmeşeker’de oluyor diye her geleni benimsediler. Kan değişimini bir artıya dönüşürdük. Çünkü yeni gelen enerjisiyle geldi. Kesmeşeker demokrattır aynı zamanda. Fazla faşizan bir düzen yok grupta. Aslında grup dediğimiz kavram faşist de bir yapıya sahiptir işin açıkçası. Şarkı yazarı vardır ve dikte eder. Bizde öyle bir yapı yok. Daha demokrat ve açık bir grubuz. Dolayısıyla bu şekilde bir 30 yıl devrildi. 

30’u hücum kayıt olarak kaydettiniz. Kayıtları ne zaman yaptınız? 

30’uncu yılla ilgili birçok proje vardı. Birisi sergi açılacaktı, bir tane normal albüm yapacaktık. Bir de hediye albüm çıkaracaktık. Bu aslında bir 30’uncu yıl albümümüz değil. Dinleyicilerimize hediye albümümüz. 

Aslında konserlerde özlediğiniz canlı performansı bu albümde bir nebze olsun dindirdiniz gibi… 

Biraz öyle oldu. Grup için de aslında yeni bir meydan okuma oldu. Kapanma başlamadan önce bir iki prova yapmıştık. Ada Müzik'te iki günde canlı olarak kaydettik. Bir yeni parça, üç tane de eski parçanın yeni düzenlemesi var, akustik. 

‘Parçaları seçmek çok zor oldu’

Parçaları nasıl seçtiniz?
Çok zor oldu. Parçaları bizim seçmemizi istediler. Ben de dedim ki “Nasıl seçeyim abi ben yüz parçara arasından üç tane?” Kesmeşeker’in tarihi boyunca farklı yönlerini göstermek istedik seçimlerde. Bir tanesi balad, bir tanesi doğu, bir tanesi rock… Genel bir yapı oldu. 

Plak seçimine nasıl karar verdiniz? 
Bunun tabii birkaç nedeni var. Biz plak çağından geliyoruz. Ben evde hala plak dinleyen bir insanım. Gençken de dinliyordum. Bir de bütün formatlar değişti. CD çıktığı zaman CD bozulmaz deniyordu. Sonra MP3 çıktı. Bin tane format çıktı. Ama plak hep ayaktadır. Şimdi Spotify, Apple Music, fizy var. Plak yatırımı da olan bir format. Bir tane pikabınız, amfiniz, kolonunuz olması gerekiyor. Çok daha kalıcı olduğuna. Bizim için de çok daha sıcak bir format tabii. 

‘Yeni albümde dinleyecekler’

Kesmeşeker’in politik mesajları güçlü olan şarkıları da var. Ancak hediye albümde bu şarkılardan göremiyoruz. Bunun sebebi nedir? 
Normal albümde kullanacaktık o şarkılarımızı. Bu dört şarkılık özel bir albüm olduğu için başka şarkılar tercih ettik. Yoksa yeni albümde var. Onu kaydettiğimiz zaman da dinleyecekler. 

Kesmeşeker, 30 yıldır Kadıköy’ün en özel oluşumlarından. Eskiden de “Karşının grubu” olarak anılıyordunuz. Bunlar ne ifade ediyor sizin için? 
Karşının grubu demek için karşının yazarı olmak lazım. O bir yakıştırma oldu nedense. ‘Kadıköy sound’ gibi Kesmeşeker üzerinden türetilmiş kavramlar var. Bir semtle özdeşleşmek herkese nasip olmayan bir şey. O açıdan çok memnunuz.  

Kadıköy sizce Kesmeşeker’e hak ettiği değeri veriyor mu? 
Bence veriyor. Biz sadece işimize baktık bahane üretmeden. Turneye çıktığımız zaman herkes “Abi Kadıköy'de farklı çalışıyorsunuz” diyorlar. Aslında aynısını çalıyoruz. Burada dinleyici çok daha rahat, daha katılan bir dinleyiş var. Anadolu'da ne de olsa bir çekingenlik oluyor en başta. Kadıköy albümü var mesela. O bizim için taçlandırma oldu.

30’uncu yıla özel, bir önceki albüme atıfla “Kadıköy’de ne güzel filizlendik biz?” diyebilir miyiz sizin için?
Ben hiç böyle nostaljik bir insan da değilim. Süper bir gençlik var. Harikalar. Kadıköy’ün havasından mı suyundan mı bilmiyoruz ama bir özgürlük kokusu vardır. Bir Avrupa şehrinden daha Avrupalıdır o konuda. Rahat hissedersin. Öyle bir baskı yoktur. Kesmeşeker’in sözlerinde çift anlam çok kullanırım ben. “Kadıköy’de ne güzel solduk biz” sözünde de çift anlam var. Beni gören Kadıköy falan diyor. İşte biz buradan bakıyoruz dünyaya, işte buradayız.

‘Daha umutlu olmayı isterdim’

Grup açısından bu kadar uzun süre canlı konser veremediğiniz olmuş muydu? 
Pandemiden herkes gibi bizim grup da çok etkilendi. Biz gene biraz daha şanslıyız çünkü Burgazada’da bir konser verdik. Bizden sonra yasaklandı. Antrenman yapma şansımız oldu. Gruplar için çok önemli şeyler bunlar. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” deniyor. Şimdi gene aynı muhabbet var. Şimdi göreceğiz. Bir müzisyen sendikası kurulacak mı? Bana sorarsan kurulmayacak. “Her koyun kendi bacağından asılır”a döneceğiz. Tarihe bakalım. Her şey eskisi gibi oluyor. Daha umutlu olmayı isterdim ama geçmişe bakınca bunu görüyorum. 

Cenk Taner nasıl üretmeyi sürdürdü bu dönemde? 
İlk bir iki hafta “Kendimize dönelim, içimize dönelim. Bu harika fırsat, okumadığımız kitapları okuyalım, dinlemediğimiz müzikleri dinleyelim” diyenler vardı. Bir aydan sonra biraz o gevşedi. Ekmek yapanlar vardı. Maya bulunmuyordu Kadıköy'de. İkinci aydan sonra böyle bir şey olmadığı ortaya çıktı. Benim daha önceden hazırladığım bir dosya vardı, bir şiir kitabı çıktı. E bu mini albümü çıkardık. Ben hep yeni şarkı yaparım. Taze çıkar şarkılar. 
‘Bambaşka bir dünya kurulacak’

Müzik bu dönemden itibaren farklılaşabilir ya da yeniden şekillenebilir mi? Geleceğe dair bir öngörünüz var mı? 
Bu tip durumlar için aradan bir zaman geçmesi gerekir. Gezi’de olduğu gibi. Bir beklemek ve süzmek gerekir. O kadar çok şey değişti ki işte her şey online oldu, okullar online, müzik online… Başka bir yere geçiyor. Tabii bizim kuşak da çok değişim gördüğü için aslında biraz daha hazırlıklı. Bizimkiler jetonlu telefondan buraya geldiler. Tek kanal televizyondan buraya geldiler. Gençler için bambaşka bir dünya var. Her şey yolunu bulacaktır sonuç itibariyle, bambaşka bir dünya kurulacak. 

Size neden kaptan diyorlar?
1999’daki albümümüzde “Kaptan” diye bir şarkı vardı. Çok doğal olarak geldi o lakap. Ben öyle sınavlara falan giren bir adam değilim. Doğal bir kaptanlık oldu o. Hani yol gösterici, kılavuz gibi algılandı. Öyle kaldı yıllardır. Biz de memnunuz. Herkes kaptan aşağı, kaptan yukarı...

Yorumlar (0)
17
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 34 72
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Hatayspor 34 53
6. Alanyaspor 34 52
7. Gaziantep FK 33 51
8. Sivasspor 34 51
9. Karagümrük 34 50
10. Göztepe 35 47
11. Rizespor 34 42
12. Antalyaspor 35 42
13. Konyaspor 34 41
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 34 37
17. Kayserispor 34 35
18. Başakşehir 33 33
19. Gençlerbirliği 34 32
20. Erzurumspor 34 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. Chelsea 32 55
5. West Ham 32 55
6. Liverpool 32 53
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 32 46
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 32 34
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 31 70
2. Real Madrid 31 67
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 31 64
5. Villarreal 31 49
6. Real Betis 31 48
7. Real Sociedad 31 47
8. Granada 30 39
9. Levante 31 38
10. Celta de Vigo 31 38
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Osasuna 31 37
13. Cádiz 31 36
14. Valencia 31 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 31 27
17. Huesca 31 27
18. Real Valladolid 30 27
19. Elche 31 26
20. Eibar 31 23