SANATÇI efendiler!
Atatürk haklıdır. Hem de çok haklıdır.
Gerçekten de hepimiz bakan olabiliriz, hepimiz milletvekili olabiliriz, hatta hepimiz cumhurbaşkanı olabiliriz.
Ama hepimiz sizin gibi sanatçı olamayız.
*
Fakat sanatçı efendiler!
Diyorum ki...
Siz de biraz ne dediğinize dikkat etseniz, nasıl olur?
Alkışların, sloganların gazına gelmeseniz...
Ağzınızdan çıkanı kulağınız işitse...
Sağa sola çekilmeyecek laflar etseniz...
Bildiğiniz konularda konuşsanız...
Bilmediğiniz konulara girmeseniz...
*
Çünkü işin sonunda ama en sonunda...
- Aslında ben öyle demek istememiştim.
- Ben Sayın Cumhurbaşkanımızı kastetmemiştim.
- Benim muradım o değildi.
- Ben Türkiye’den söz etmiyordum.
- Ben Türkiye’de faşizm var demedim ki...
Falan demek zorunda kalıyorsunuz ya...
Üzülüyoruz vallahi!
ÖYLE MESUDUM Kİ!
METİN Akpınar olayı gösterdi ki...
Bu memlekette...
Bütün kutuplaştırma çabalarına rağmen...
“Metin Akpınar baştan sona haklıdır” ile “Metin Akpınar baştan sona haksızdır” diyenlerin dışında...
İşin haklı taraflarına da haksız taraflarına da hakkaniyetle işaret edilmesini arzu eden, büyük, çok büyük bir sessiz çoğunluk varmış.
Onların gür sesini işittim.
Bu yüzden...
Öyle mesudum ki anlatamam!
NEDİR? NE İŞTİR?
BİNALİ Yıldırım, İstanbul’a aday olunca Meclis Başkanlığı görevini bıraksa ne olur, bırakmasa ne olur?
Bu konu niye böyle hararetle tartışılıyor? Bu konu niye bu kadar mesele ediliyor?
Binali Bey istifa ederek aday olsa ne kaybedecek? İstifa etmeden aday olsa ne kazanacak?
Kampanyasını “Meclis Başkanı” sıfatıyla yürütürse daha fazla mı oy alacak?
Binali Bey’in böyle bir şeye ihtiyacı mı var?
Yoksa kaybederse dönecek bir makamı mı olsun diye düşünülüyor?
Nedir? Ne iştir?