Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, terörle mücadeleye ilişkin bilgi verdi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, son yıllarda terör örgütlerinin dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'nin bölgesinde de emperyalist devletlerin vekalet savaşında bir araç olarak kullanıldığını belirtti.

KURTULMUŞ: "ŞUNU BİR KEZ DAHA HATIRLATMAK İSTERİM..."

Kurtulmuş, teröre karşı 'ama'sız, 'fakat'sız, tavizsiz bir mücadeleyi sürdürmenin gerekliliğini vurguladı.

Emperyalist devletlerin bu politikalarını boşa çıkaracak en önemli değerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu konudaki net kararlılığı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Sadece son terörist kalmayıncaya kadar değil, terörist bu topraklardan ve bu bölgeden sökülüp atılıncaya, arkasındaki destekler yok edilinceye kadar teröre karşı kararlı mücadelemiz ciddi bir şekilde devam edecektir. Terör örgütlerine kimlerin siyasi, lojistik, askeri ve istihbari destekler verdiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bu desteklerin arkasındaki esas niyetin de üç temel noktada toplandığını gayet iyi biliyoruz. Bunlardan birisi, bölgeyi istikrarsızlaştırmak, bir diğeri ülkeleri bölüp parçalayarak yeni birtakım devletler ortaya çıkarmak ve daha da önemlisi bu bölgede yaşayan halkları birbirlerine karşı düşmanlaştırmaktır. Onun için, teröre karşı mücadelede her alanda güçlü bir şekilde bu mücadeleye destek olmak, bu mücadeleyi sürdürmek mecburiyetindeyiz. Türkiye, hiç şüphesiz bu terör belasını da bütün unsurlarıyla birlikte tasfiye edecek, yok edecek ve tarihin çöplüğüne atacaktır. Ancak terörün destekçilerine şunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Teröre verilen destek, karanlığa sıkılmış bir kurşun gibidir. O desteği verenler, bir gün o kurşunun kendilerini de bulacağını, kendilerine de zarar vereceğini unutmamalıdırlar" dedi.

Kurtulmuş, başta komşu ülkeler olmak üzere bütün ülkeleri de Türkiye'nin teröre karşı haklı mücadelesinde destek olmaya çağırdı.

GÜLER: 'STRATEJİK ÖNGÖRÜDEN YOKSUN SÖYLEMLERE ŞAHİT OLUYORUZ'

Genel Kurul'da önce Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, bilgilendirmede bulundu.

Bakan Güler, "Bugüne kadar terörle mücadelede; yurt içinde ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlar ile terör örgütüne çok ağır darbeler indirdik, örgütün hareket kabiliyetini bitme noktasına getirdik. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin ve milletimizin güvenliğine yönelen tehditleri, sınırlarımıza dayanmadan bertaraf edebilmek için cansiparane bir şekilde görev yapmaktadır. Bu mücadelemiz sırasında ne acıdır ki şehit haberi alındıktan sonra, bilen-bilmeyen bazı kesimler tarafından çeşitli yorumlar yapılmakta, spekülasyonlar oluşturulmaktadır. Bir kısmı siyasi maksatlı olan bu söylemlerin, kahraman Mehmetçik'in gayretini yok sayma ve yürüttüğümüz mücadeleye zarar verme amaçlı olduğu görülmektedir. 'Ordumuzun bölgede ne işi var' diye soruluyor. Ayrıca 'Suriye ve Irak'ta bedel ödediğimiz' veya 'üs bölgelerinde gerekli tedbirlerin alınmadığı' gibi stratejik öngörüden yoksun; teknik ve taktikten uzak, bilinçsiz ve art niyetli söylemlere şahit oluyoruz. Şüphesiz ki bu söylemlerde bulunanlar, yakın geçmişte yaşananları, Irak ve Suriye'den kaynaklı ödediğimiz bedelleri de unutmuşa benziyorlar" diye konuştu.

'TERÖRLE MÜCADELEDE KONSEPT DEĞİŞİKLİĞİNE GİTTİK'

Eleştirilerin olabileceğini ancak böylesine hassas ve milli bir konuda, birlik ve dayanışma içerisinde olmak yerine yaşanan acıların, siyasi malzeme yapılmasının, asla ve asla kabul edilemeyeceğine işaret eden Bakan Güler, "Teröristlerin yanı başımızda bu şekilde yuvalanması ve düzenlediği saldırılar karşısında artık sınırlarımızın ötesinde daha etkin ve kalıcı tedbirler alma lüzumu ortaya çıktı. Bu kapsamda 2016 yılından itibaren, terörle mücadelede, kapsamlı bir konsept değişikliğine giderek çok yönlü güvenlik anlayışını kararlı bir şekilde uygulamaya koyduk. Sınırlarımızın emniyetini ileriden sağlama ve terörü kaynağında yok etme stratejisini uygulamaya başladık. Suriye'de icra ettiğimiz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekatları ile terör örgütlerini bertaraf ettik ve Suriye hududumuzun yüzde 63'ünü ileriden kontrol altına almayı başardık. Bu operasyonlarla sınırlarımızda kurulmak istenen terör koridorunu parçalarken; aynı zamanda bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk" ifadelerini kullandı.

'ŞEHİRLERİMİZDE DAHA BÜYÜK BEDELLER ÖDEYECEKTİK'

Suriye'deki süreç hakkında yapılan eleştirilere değinen Bakan Güler, şu ifadeleri kullandı:

"Suriye'de bedel ödediğimiz söyleniyor. Evet, Türkiye, Suriye konusunda bedel ödemiştir. Ama Suriye'ye girip gerekli tedbirleri almadan önce ödemiştir. Bu da az önce ifade ettiğim terör örgütünün hain saldırılarıyla oldu. Ancak, başarıyla gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla bölgedeki durum artık, hem bizim hem de bölge halkının menfaatlerine uygun bir şekilde devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından 2019'da başlatılan Pençe harekatları, terör örgütünün Irak kuzeyindeki hareket kabiliyetinin engellenmesi ve ülkemizi hedef alan eylem arayışlarının kısıtlanması noktasında önemli kazanımlara ulaşmamızı sağlamıştır.

Terör örgütü unsurlarına karşı 'sızma, sıcak takip ve yerinde etkisiz hale getirme' gibi taktiklerin başarıyla yürütülmesini sağlayan 'üs bölgeleri stratejisi' sayesinde; Sinat-Haftanin'den Hakurk'a kadar uzanan yaklaşık 300 kilometrelik Türkiye-Irak sınır şeridinde, ortalama 15 ile 30 kilometre derinlikte güvenli hat oluşturulmuştur. Pençe serisinin sonuncusu olan ve 17 Nisan 2022'de başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu ile kilit kapatılmış ve Irak sınırımızın tamamının emniyeti ileriden tesis edilmiştir. Şu an eğer orada olmasaydık, örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi devam edecekti ve kendi şehirlerimizde daha büyük bedeller ödeyecektik.

Bugün artık, yurt içinden tek bir şehit haberi gelmiyor. Üs bölgelerimize, kalekollarımıza tek bir saldırı yapılamıyor. Bu da terörü kaynağında yok etme stratejimizin başarısını gösteriyor. Irak sınırımızda verilen mücadeleler ve Irak’ın kuzeyindeki varlığımız sayesinde bugün artık en doğudaki sınır şehirlerimizden Hakkari ve Şırnak başta olmak üzere ülkemizin tamamında güvenlik ve huzur ortamı tesis edilmiştir."

'ÜSLERİMİZDE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ SÜREKLİ ARTIRIYORUZ'

Çok ciddi bir operasyonel tecrübe gerektiren bu seviyedeki bir hava harekatı yoğunluğunu dünyada benzerini görmenin mümkün olmadığını söyleyen Bakan Güler, "Bölgedeki üslerimizde de güvenlik tedbirlerini sürekli artırıyoruz. Nitekim operasyonlarla terörist unsurları temizledikten sonra üs bölgelerindeki konuşlanma ve emniyete ilişkin hazırlanan tesisler aşama aşama geliştirilmekte ve nihayetinde son teknolojiyi haiz koruyucu sistemlerin kullanıldığı hale dönüştürülmektedir. Müteakip süreçte ise yol yapımı ile yaşam konteynerleri, banyo-tuvalet, klima, jeneratör ve diğer yaşam malzemelerinin temini dahil iyileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmakta; üs bölgelerimiz mütemadiyen güçlendirilmektedir. Örneğin Pençe bölgelerine toplam 620 kilometre yol, 3 tane köprü yapılmıştır. Yine operasyon bölgelerine 1173 yaşam konteyneri, 2 bin 869 jeneratör, 2 bin 482 soğuk iklim çadırı, 3 bin 760 adet klima dahil radyatör ve soba ısıtıcı gönderilmiştir" dedi.

'ŞEHİTLERİMİZİN KANI YERDE BIRAKILMAMIŞTIR'

Irak'ın kuzeyinden son gelen haberler karşısında acılarının büyük olduğunu vurgulayan Bakan Güler, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ancak evlatlarımızın intikamını almak için kudretimiz daha büyük, irademiz ve kararlığımız ise tamdır. Bugüne kadar şehitlerimizin kanını yerde bırakmadık, bırakmıyoruz. Nitekim bugüne kadar Pençe serisi ve Pençe-Kilit Harekatı bölgelerindeki üs bölgelerimize yönelik, PKK'lı teröristlerin 3 bin 151 defa taciz ve sızma gibi saldırı girişimleri oldu. Bu saldırılara mukabil Irak'ın kuzeyinde 1689 terörist etkisiz hale getirilirken; bölgede teröristlerin döşediği 5 bin 23 mayın/el yapımı patlayıcı temizlenmiş, 2 bin 477 mağara ve sığınak kullanılamaz hale getirilmiş; ayrıca 3 bin 416 silah ile 1 milyon 390 bin 421 mühimmat ele geçirilmiştir.

Irak kuzeyindeki üs bölgelerimize düzenlenen son saldırılar sonrasında da Irak ve Suriye'de kapsamlı hava harekatları başlatılmıştır. Milli İstihbarat Teşkilatı ile koordineli olarak yürütülen söz konusu harekatlarda, Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyinde tespit edilen toplam 114 hedef imha edilmiştir. Son 5 günde 77 terörist etkisiz hale getirilerek şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır. Böylece son 1 yılda etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2 bin 374'e ulaşmıştır. Tabii ki bunların hiçbirisi, bir şehidimizin tırnağına bile değmez, acımızı dindirmez, yüreğimizi soğutmaz. Dolayısıyla, asla geri adım atmadan son terörist de etkisiz hale getirilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz."

FİDAN: 'TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KÖKÜNÜN KAZINMASI ELZEMDİR'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise devletin terör belasını bitirme yönündeki kararlılığının her şeyin üzerinde olduğunu belirterek, "Meşru müdafaa hakkımız çerçevesinde PKK/YPG ve destekçileriyle sınır ötesindeki mücadelemiz son terör odağı etkisiz hale getirilinceye kadar devam edecektir. Her zaman söylediğimiz gibi bölgemizde barış ve güvenliğin güçlendirilmesi, milli güvenlik sistemimizin bir parçası olan dış politikalarımızın önceliklerinin başında yer almaktadır. Bu stratejinin bir parçası olarak tüm terör örgütlerinin kökünün bölgemize kalıcı bir biçimde kazınması elzemdir. Bu yalnızca milletimizin değil, tüm bölge ülkelerinin barış ve huzur içinde güvenli ve müreffeh bir biçimde yaşamalarının olmazsa olmaz şartıdır" dedi.

'ÜLKEMİZ ESARET GÖMLEĞİNİ YIRTIP ATTI'

Türkiye'nin tüm komşularının ve müttefiklerinin bölgedeki terör örgütleriyle olan mücadeleye samimiyetle destek vermesinin bir zaruriyet haline geldiğini kaydeden Fidan, "Soğuk savaş döneminde birbiriyle savaşamayan kamplar vekil unsurlar ile savaşa girmiştir. Aynı senaryolar Türkiye'de de uygulanmaya çalışıldı. Hükümetlerimiz terörle mücadelede ezber bozarak esaret gömleğini yırtıp atmıştır. Uluslararası mücadelede kullanılan en klasik araçlardan biri bildiğiniz gibi vekil unsurlar ve terör örgütleridir. Özgürlük güvenlik dengesinde altın oran yakalanmıştır. Örgüt silahlı varlığını kaybetmiştir. Ülkemizin her bölgesi emniyet içinde yaşanılır hale gelmiştir, daha çok Suriye ve Irak'ın milli güvenlik tehdidi haline gelmiştir. Ülkemizi hedef alan örgütler birbirleriyle etkileşim halindedir" diye konuştu.

'DAHA İLERİ TEDBİRLER ALMAKTA TEREDDÜT ETMEYECEĞİZ'

Türkiye'nin yürüttüğü askeri harekatlar sonucu terörün kaynağında bertaraf edildiğini ve yönetici kadrosunun elimine edildiğini kaydeden Bakan Fidan, "Terörle mücadele diplomasimizi kararlılıkla yürütüyoruz. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede siyasi ayağı olduğunu bilerek şekillendiriyoruz. Örgüt Suriye ve Irak'ta güçsüzlükten istifade ederek zemin kazandı. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Irak'ta PKK'ya alan açtı. Süleymaniye'ye yönelik yaptırımlarımıza rağmen KYB, PKK'ya müzahir tutumunu değiştirmezse daha ileri tedbirler almakta tereddüt etmeyeceğiz. Bölücü örgüt, Irak içinde nüfuzunu artırma gayretinde. Suriye'nin kuzeyinde bir terör devleti kurulmasına asla izin vermeyeceğiz. Örgütün Suriye ve Irak arasındaki geçişkenliği her iki sahada etkisiz kılınmasını gerektirmektedir" ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan ayrıca, ABD'nin ve bazı Avrupa ülkelerinin IŞİD ile mücadele bahanesiyle PKK'ya destek verdiğini ve PKK'nın Gazze'ye yönelen ilgiden yararlanmaya çalıştığını dile getirdi.

'TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SON KULLANMA TARİHİ GEÇMİŞTİR'

Bakan Fidan, TBMM'nin terörle mücadele konusundaki kararlı tutumunun, bundan sonraki çalışmalarında kendilerine güç vereceğini belirterek, "Terör örgütünün son kullanma tarihi geçmiştir. Ülkemize kasteden bölücü terör örgütüne, sınırlarımız boyunca ve ötesinde kendisini güvende hissedebileceği hiçbir alan bırakmayacağız. Sınırlarımıza mücavir toprakların, hain emellerin planlanıp icra edildiği, dokunulmaz sahalar olmasına izin vermeyeceğiz. Terörle mücadele konusunda tek ses, tek yürek olan milletimizden aldığımız kuvvetle, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, terörle mücadele diplomasimizi, devletimizin tüm kurumlarıyla birlikte sürdüreceğiz" dedi. 

SELÇUK ÖZDAĞ: CUMHURBAŞKANI, ÖZEL’İ NİYE ARAMADI?

Bakanların ardından; Saadet Partisi Grup Başkanı ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, TBMM Genel Kurulunda, Pençe-Kilit Harekatı bölgesindeki terör saldırıları ve terörle mücadeleye ilişkin hükümet bilgilendirmesi üzerine grubu adına söz aldı.

Terörün her türlüsüne lanet okuyan Özdağ, "Bu terör, 40 yılı aşkın bir süredir hep aynı şeyleri yaparak farklı bir sonuç elde edilemediği için mi bitirilmiyor?" sorusunun cevaplandırılması gerektiğini söyledi.

Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın terör saldırısı sonrasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile telefonda görüştüğünü hatırlatarak, "Cumhurbaşkanı, terör saldırısından sonra sadece iki parti liderini aramıştır. Onları araması doğru bir şeydir ama Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanını neden aramamaktadır? Saadet-Gelecek grubunun genel başkanları neden aranmamaktadır? Burada 15 parti var. 15 partinin genel başkanları neden aranmamaktadır?" sorularını yöneltti.

"MESELE SADECE BİR GÜVENLİK MESELESİ DE DEĞİLDİR"

Şehit haberlerinden sonra yapılan açıklamaların, ruhsuzluğunun, tekdüzeliğinin, değişmeyen klişelerin sadece öfkeyi artırdığını söyleyen Özdağ, klişe haline gelmiş bildirilerin, retorik söylemler ve sorumluluğu kendinden başka herkese yükleyen ikiyüzlü gayretkeş beyanların, terörü beslemekten, ona yol verip cesaretlendirmekten öteye bir işe yaramadığını söyledi.

Terörün birçok ülkenin sorunu olduğunu, özellikle etnik terörün beslendiği sosyolojik bir taban olduğunu ifade eden Özdağ, şöyle devam etti:

Mansur Yavaş: Benim artık son dönemim Mansur Yavaş: Benim artık son dönemim

"Örgütü taşere eden uluslararası güçleri, devletleri es geçmeyelim. Ayrıca bu yapıların ideolojik bir yanı var ki bununla mücadele etmek ciddi bir kararlılık ve hazırlık gerektirir. Bu mesele sadece bir güvenlik meselesi de değildir. Ekonomik bir meseledir, sosyal ve kültürel bir konudur. Tarihi ve sosyolojik kodları ve gerçeklikleri vardır, heleki etnik terörün, dayandığı toplumsal bir tabanı da vardır. Bütün bir toplumun topyekün hissetmesi gereken bir acı ve dolayısıyla bizatihi milletin katılımının yani 85 milyonun beraberce bu mücadelenin içerisinde olması gerekmektedir."

Özdağ, terörle mücadele konusunda bir şey yapmak yerine yapıyormuş gibi görünmekten vazgeçilmesini istedi.

BÜLENT KAYA: "ÖFKELERİMİZLE MÜZAKERE EDEMEYİZ"

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da TBMM'nin Orta Doğu'nun ve Türkiye'nin içine çekilmek istenilen çatışmalı, kaos sürecinin farkına varması gerektiğini söyledi.

Kaya, yaşanan süreçte TBMM'nin aklıselim ve sağlıklı şekilde müzakere etme mecburiyetinin olduğunu belirterek, öfke, hırs ve intikam duygularıyla bu konuların müzakere edilemeyeceğini kaydetti.

Türkiye'nin terör ve teröristle mücadelesinin uluslararası bir boyut kazandığını ifade eden Kaya, sınır güvenliği, düzensiz ve kontrolsüz göç konularına değindi.

Kaya, "Bir taraftan mazlumlarla dayanışırken bir taraftan da düzensiz göç sebebiyle ülkemizin maruz kalacağı bu Orta Doğululaştırma sürecine dikkatlerinizi çekmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİLİ DERVİŞOĞLU: ‘HERKESİ BURADAN UYARIYORUM’

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, TBMM Genel Kurulunda, Pençe-Kilit Harekat Bölgesi'ndeki terör saldırısı ve gelişmelerle ilgili yapılan bilgilendirme üzerine, İYİ Parti Grubu adına söz aldı.

Meclisi bilgilendiren Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a teşekkür eden Dervişoğlu, "Türk milletinin vatanına, istiklaline, istikbaline, hürriyetine ve Türk devletinin bekasına kastedenlerin akıbetini tarih yazıyor. Herkesi buradan uyarıyor ve tarihten ders çıkarmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.

Terörün bir yıldırma ve baskı unsuru haline getirilerek bölgenin siyasi, iktisadi ve sosyal istikrarsızlığa sürüklenmesine izin verilmeyeceğini kaydeden Dervişoğlu, "Kahraman Türk ordusu, Türkiye'nin güney sınır hattında oluşturulmak istenen terör koridoruna mukavemet gösterdikçe ve bu bölgedeki terör unsurlarını yok ettikçe, emperyalizmin ve onun maşası olan PKK terör örgütünün tabii hedefi olacaktır" diye konuştu.

Irak ve Suriye'nin ardından bir sonraki hedefin İran olacağını, onu da dört parçalı terör devleti projesinin son aşaması olan Türkiye'nin izleyeceğini kaydeden Dervişoğlu, bunun gerçekleşmemesi için gereken inisiyatifin, devletin yetkili organları eliyle büyük Türk milleti adına alınması gerektiğini söyledi.

Dervişoğlu, "Türk milletinin istiklalinin ve egemenliğinin ilanihaye var olması için tek bir seçenek vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güney sınırlarının emperyalizm destekli terör unsurlarından arındırılmasıdır" görüşünü dile getirdi.

Bu sebeple İYİ Parti olarak, Irak-Suriye tezkeresine "evet" oyu verdiklerini anlatan Dervişoğlu, "Irak-Suriye tezkeresine 'hayır' oyu vermek demek, 'Türk Silahlı Kuvvetleri Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyinden geri çekilsin ve tüm bu bölge PKK terör örgütünün kontrolüne geçsin' demektir. Onun için kimse İYİ Partiyi gerek Irak-Suriye tezkeresine verdiği destekten dolayı gerekse teröre karşı ortaya koyduğu güçlü iradeden dolayı, iktidarın sırasına ve tarafına geçmekle isnat etmeye kalkışmasın. İYİ Parti olarak elbette tarafız. Türk milletinden ve Türkiye'nin milli menfaatlerinden yanayız." değerlendirmesinde bulundu.

"TERÖR PROPAGANDASININ HİÇBİR TÜRLÜSÜNE MÜSAADE EDİLMEMELİ"

"İYİ Parti, çözüm sürecinin failleriyle, Türkiye'yi bir sığınmacı hendeği haline getirenlerle, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel ilkelerine hasımlık edenlerle aynı safta olmayacaktır" diyen Dervişoğlu, "İYİ Parti, gece gündüz sıraya geçerek 'Apo'nun heykelini dikeceğiz' diyenlere selam gönderenlerle; sırtını PKK'ya yaslayanlar ve onlarla herkesin gözü önünde açık ve şeffaf bir şekilde ortak hareket edenlerle; PKK'yı bir terör örgütü olarak görmeyen sözde siyasi yapılara meşruiyet kazandırmaya çalışanlarla aynı safta olmayacaktır" dedi.

Sadece dışarıda değil, içeride de terör propagandasının hiçbir türlüsüne müsaade edilmemesi gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, "İstiklal Savaşı'na riyaset eden ve Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Gazi Meclisin çatısı altında alenen terör propagandasına müsaade edildiği müddetçe terörle mücadelede eksik ve yetersiz kalınacağı aşikardır" ifadelerini kullandı.

Terörü övmenin, terörist başına güzellemeler yapmanın "demokrasi" olmadığının altını çizen Dervişoğlu, "TBMM'de bu kürsü de dahil olmak üzere hiçbir kürsü terör övücülüğünün ve terörist seviciliğinin aracı olarak kullanılamaz. Her kim ki bu Gazi Mecliste, teröristlerin hain eylemlerinin kirli emellerine kendisini alet ederse, vatanımızın birliğine ve bölünmez bütünlüğüne kastederse, bunun bedelini ödemelidir ve ödeyecektir." diye konuştu.

"TÜRK MİLLETİNİN DÜŞMANIYSANIZ, DÜŞMAN GİBİ MUAMELE GÖRECEKSİNİZ"

"Bir taraftan sırtını eli kanlı terör örgütünün şiddet eylemlerine dayayan, diğer taraftan dönüp sözde barış ve demokrasi havariliği yapan iki yüzlülere ve etnik bölücülere buradan sesleniyorum; Türk milletinin düşmanıysanız, düşman gibi muamele göreceksiniz" ifadelerini kullanan Dervişoğlu, "Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğümüze kastetmeye niyetliyseniz bunun bedelini ağır bir şekilde ödeyeceksiniz. Her kim ki bir yandan terör örgütünün şiddet faaliyetleri karşısında sus pus oluyor, diğer yandan gelip de burada barış ve demokrasi havariliği yapıyorsa biliniz ki onlar, iki yüzlü kirli bir siyasetin maşası olmuşlardır" değerlendirmesinde bulundu.

Pençe Kilit Harekatı bölgesi başta olmak üzere kahraman Türk Ordusuna yönelik yoğunlaşan bu saldırıların hem bir iç muhakemeyi hem de doğru durum tespitiyle birlikte etkili çözüm iradesinin ortaya konulmasını zaruri kıldığını dile getiren Dervişoğlu, "Geçmişte olduğu gibi Türk milletinin hep birlikte bir millet olma şuurunun, Gazi Meclisimiz eliyle tüm dünyaya duyurulması gerekmektedir. 'İmza atmak şehit vermemizi engellemiyor' diyenler, Türk milletinin ve TBMM'nin iradesini küçümseyenlerdir. Elbette irade beyanı her şey değildir ama her şeyin başlangıcı irade beyanıdır. Açıkça söyleyin; her türlü siyasi beklentiyi ve taassuplarınızı aşarak terörle mücadeleden yana mısınız, yoksa değil misiniz?" diye sordu.

MHP’Lİ AYDIN: HER TÜRLÜ KÖTÜLÜK KARŞILIK BULMAYA DEVAM EDECEK

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Pençe-Kilit Harekatı bölgesindeki terör saldırıları ve terörle mücadeleye ilişkin hükümet bilgilendirmesi üzerine, MHP Grubu adına söz aldı.

Harekat bölgesinde şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, başta aileleri ve yakınları olmak üzere millete başsağlığı dileyen Aydın, etnisite ve inanç odaklı özgürleştirme plan ve projelerinin, herhangi bir barış, huzur ve kalkınma sağlamadığı gibi bundan sonra da sağlamasının mümkün olmayacağına işaret etti.

Yüzyılı aşan bir süredir gizli işbirlikleri veya müesses nizam ilkeleri gereği milleti ve onun kurumsal çatısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni benzer bir senaryo gereği, kadim Anadolu toprağından atma girişimlerinin ham hayalden öteye geçmediğini söyleyen Aydın, "Cumhuriyetimizin banisi aziz Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinde özce ve özetle ifade ettiği gibi; şartların ve imkanların en kısıtlı olduğu dönemlerde bile yüce Türk milletinin kurumsal tüm donanımıyla güçlü Türk devlet yapısı, her türlü plan, senaryo ve tuzakları bozacak kararlılık ve kabiliyettedir" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, bu uluslararası müesses nizamlara karşı sesini-soluğunu, kuvvetini-kudretini açıktan dile getirmekle kalmadığını, "Dünya sizden büyüktür" ve "Tek galip Allah'tır" ilahi hükmünü yüzlerine haykırarak, hem istiklal ve egemenliğini muhafaza ettiğini hem de tüm mazlum milletlerin duygu ve düşüncelerine tercüman olduğunu ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bölgesinde ve küresel ölçekte meydana gelen kaos, kriz ve savaşlarda, barıştan yana tavrın yegane savunucusu olarak inisiyatif alan Türkiye'nin, Ankara merkezli bu kutlu yürüyüşünü akamete uğratmaya çalışanların, her türlü kirli tuzak, plan ve senaryoları boşa çıkarılmıştır. Bugün kararlı bir mücadele azmiyle aziz milletimizin varlığına, birliğine ve dirliğine musallat olmuş her türlü terörün yurt içinde bitme noktasına getirilmesi ile Batı'nın müesses nizam muktedirleri bu defa yaklaşık bin 500 kilometrelik güney sınırımızda bir 'teröristan' oluşturma düşüncesiyle yaratıp, vekalet verdikleri canilerle hız kesmeye çalışmaktadırlar. Fakat bütün bunlar beyhude çabalardır.

 Çünkü artık cin şişeden çıkmış, maskeler düşmüş, kimin kiminle beraber olduğu aleniyet kazanmış ve bütün bu hain planlar ortalığa serpilmiş, yani güneş balçıkla artık sıvanamamaktadır. Dahası son hain saldırılarda açıkça görüldüğü gibi bıçak kemik seviyesini de aşmış, buna mukabil vatanımızı ve milletimizi hedef alan her türlü kötülük, misliyle karşılık bulmuş ve bulmaya devam edecektir."

"FITRATIMIZDA DA İLKELERİMİZDE DE ZERRE DEĞİŞME OLMAMIŞTIR"

MHP'li Aydın, dün Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, ticari ve ekonomik yaptırımlar, siyasi ve askeri ambargolar gibi klasik yöntemlere başvuranların, bugün Haçlı ruhuyla kutsal kitaba ve mabetlere saldırılarla Türk ve İslam karşıtlığını hortlatma girişimleri gibi ucuz ve ucube yeni yöntemler denediklerini söyledi.

"Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, Türk'ün barışın güvercini olması kadar savaşın da kartalı olduğu tarihi hükmünü yok edemeyeceklerdir" diyen Aydın, MHP'nin, söz konusu vatan olduğunda her zaman her türlü siyasi mülahaza ve hesabı teferruat görüp, "önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" demeyi içselleştirdiğini, hasbi bir ilkesel siyasi tutum ve davranış modeli oluşturduğunu dile getirdi.

Aydın, MHP Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in, Adana milletvekili olarak 19 Ağustos 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili Meclis konuşmasındaki ifadeleri aktararak, şöyle konuştu:

"1974-2024; aradan 50 yıl geçmesine rağmen fıtratımızda da ilkelerimizde de zerre miskal değişme olmamıştır. Bilge liderimizin yol başçılığında, siyasi partimiz aynı istikamet üzerine hareket etmektedir çok şükür. Aziz milletimizin, vatanımızın ve onların tüten ocağı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığını ve birliğini hedef alan her türlü habis plan, proje ve tuzak karşısında Milliyetçi Hareket Partisi amasız, fakatsız o günkü duruşun aynısını bugün de sergilemektedir. Benzer ilkesel tutum ve davranışın, bu Gazi Meclisin çatısı altında aziz milletimize ve onun kurumsal yapısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne aidiyet onurunu taşıyan her siyasi parti grubu tarafından sergilenmesini diliyor ve temenni ediyorum."

DEM PARTİLİ KOÇYİĞİT: ‘BU ÖLÜMLERDEN HEPİMİZ SORUMLUYUZ’

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurulu'nda, Pençe-Kilit Harekatı bölgesindeki terör saldırısı ve gelişmelerle ilgili yapılan bilgilendirme üzerine, DEM Parti Grubu adına söz aldı.

DEM Parti olarak siyasetteki varlık gerekçelerinin, gençlerin yaşamını yitirmemesi olduğunu ifade eden Koçyiğit, "Bizler her zaman ölüm yerine yaşamı savunduk ve savunmaya da devam edeceğiz. Bir tek yurttaşımızın dahi burnunun kanamaması için çaba gösterdik ve bundan sonra da bu çabayı göstermeye devam edeceğiz. Gelin bu ülkede barışı, demokrasiyi ve özgürlüğü tesis edelim" diye konuştu.

DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, ülkenin refaha kavuşmasının yolunun, "Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünden geçtiğini" dile getirdi.

Koçyiğit, "Bu ölümlerden hepimiz sorumluyuz. Şayet Meclis olarak, demokratik siyaset olarak görevimizi yerine getirebilmiş olsaydık bu ölümler yaşanmazdı. Meclis bu kayıplardan sonra derhal sorumluluk almalıdır. Daha ne bekleniyor? Meclis, ölümlerin durması için sorumluluk alırsa biz parti olarak canla başla çalışacağımızın sözünü bir kez daha veriyoruz" ifadesini kullandı.

Güvenliği sağlamanın en kolay ve ucuz yolunun barış olduğunu kaydeden Koçyiğit, şunları söyledi:

"Gelin, Kürt sorununun demokratik çözümünü hep birlikte sağlayalım. Gelin, Meclisimiz bir kez olsun bütün ezberleri bozsun, rasyonel akla ve politikalara dayanan bir süreç için rol üstlensin. Bu parlamento, çatışmasızlığı esas alan bir çalışmayı yürütebilir, çünkü geçmişte yürüttü. Normalleşme ve demokratikleşme zemini oluşturulabilir. Bildiri yayımlamak sorunları çözmüyor, ortadan kaldırmıyor. Parlamento yas evi değildir, taziye dileme yeri değildir. Parlamento, insanları yaşatmak için söz kurma, elini taşın altına koyma ve eylem yeridir.

Mecliste bir komisyon kuralım. Kürt sorununun kaynaklık ettiği başta demokrasi sorunlarımız olmak üzere hukuksal alanda, adalet alanında, toplumsal yaşamda, emek yaşamındaki tüm eşitsizlikler ve sorunların çözüm yollarına dair Meclis komisyonu bir çalışma yapsın. Bütün sorunların, çatışmaların diyalog ve müzakereyle, siyaset yoluyla çözümü konusunda parlamento ve siyaset kurumu olarak bir deneyim ortaya koyalım, yeni bir başlangıç yapalım." (DHA)