Daha bir sürü hayalim var gerçekleştirmek istediğim...

MUHAMMED Eymen Şahin. Türkiye’nin ilk erkek ampute mankeni.

Dünya komplekssizi bir genç. Çok enerjik, çok hayat dolu. Ve inanılmaz bir sporcu. A Milli, Süperlig ve 1. Lig takımlarında 15 sene boyunca basketbol oynayıp spor kariyerine devam etmiş. Aynı zamanda hep modellik yapmış. Markaların yüzü olmuş. Son olarak modacı Hakan Akkaya’nın FW19-20 Marie Antoniette ve 13. İthib Kumaş Tasarım Yarışması defilelerinde de podyumda yer aldı. Sahneleri seviyor, podyumları seviyor. “Önyargılar kırılmalı. Mesele engellilerde değil, mesele insanların beyinlerindeki engellerde...” diyor. Engellilere sürekli “Hayata karışın!” mesajı veriyor. Bu arada Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi, hayat hikâyesini konu alan ‘Parkeden Podyuma’ isimli kısa bir film çekmiş. Film çeşitli festivallere katılıyor. İyi niyetli, iyi kalpli bir genç, yolu açık olsun...

- Türkiye’nin ilk ‘ampute erkek mankeni’sin, tebrik ederim.

Teşekkürler.

- ‘Ampute’ tanımı seni rahatsız ediyor mu?

Hayır, hiç.

- Peki ya ‘engelli’ lafı?

O da rahatsız etmiyor. İyi ya da kötü bir çağrışımı yok bende. Hiç üzerime alınmıyorum. Çünkü ne fiziki ne de manevi hiçbir konuda engelli görmüyorum kendimi. Sır bu galiba, sen görmeyince başkaları da seni öyle görmüyor. İnsanlar bana “engel tanımayan adam” diyorlar. Hoşuma gidiyor. Ne mutlu bana...

GELİŞMİŞ BİR ADALET DUYGUM VAR...

Özgüvenin hep mi bu kadar yüksekti?

Ego ve özgüven arasında ince bir çizgi var. Kendini tanıyan, doğrularını-yanlışlarını bilen, kendine saygı duyan biri özgüvenlidir bana göre. Ben de öyleyim. Ezik bir tip değilim ama ego tavan antipatik bir insan da değilim.

- Eskişehirli ve 25 yaşında olduğunu biliyorum. Seni biraz daha yakından tanıyalım...

Kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim. Sporun her dalını severim. Ama tutkum basketbol. Yüzme ise popüler hobim. En bariz özelliğim vicdanlı oluşum. Bazen abartıyorum bu meseleyi ama benim için önemli. Gelişmiş bir adalet duygum var...

Nasıl bir ailede büyüdün?

Sevgi dolu bir ailede. Birbirimize çok bağlıyız. Her zaman bir bütün olarak kalmayı öğreten, yuvayı, huzurla doldurabilen bir ailem var. İki de kardeşim var, her biri benim canımdan bir parçadır.

Nasıl bir çocukluk?

Bir bacağım olmadığı için tabii standartlardan farklıydı. Tek bir şeyi çok iyi anladım: Aile her şeydir.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ