CHP Sözcüsü Faik Öztrak; dün yeni asgari ücreti  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına tepki gösterdi.

Öztrak, “Bu fotoğraf, ucube saray rejiminin ne olduğunu gösteren bir ibret numunesi. Mevzuata göre, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun aldığı kararları, komisyon başkanı açıklar. İşvereni, emekçisi dahil, 85 milyonu kucaklaması gereken bir Cumhurbaşkanının, emekçilerin temsilcisinin oturmadığı bu masada ne işi var? Ayıptır, yazıktır" sözleriyle eleştirdi.

Erdoğan'ın "Sırtımızda küfe var" açıklamalarına, "Sizin sırtınızdaki küfede beşli çete var. ‘Utancı gidenin kalbi ölürmüş.’ Milletin sırtına yükledikleri küfeye, beslemeleriyle, yanaşmalarıyla doluşanlar şimdi çıkmış, ‘Sırtımızdaki küfede 85 milyonu taşıyoruz’ diyor. Bu kadarına da pes doğrusu" dedi. Öztrak, yeni asgari ücreti ise “Bu asgari ücret, üç ay dayanmaz, açlık sınırının altına düşer" sözleri ile değerlendirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Öztrak, Erdoğan'ın Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan (KYK) öğrenim kredisi alan yurttaşların faizlerinin silineceği yönündeki açıklamalarını anımsatırken, "Genel Başkanımız; ‘Kredi Yurtlar Kurumu borçlarının faizini sileceğim’ dedi. Çakma ekonomist bunun üzerine apar topar, ‘KYK geri ödemelerinin sadece alınan kredi rakamı üzerinden yapılmasına karar verdik’ diye açıklama yaptı. ‘Herhangi bir enflasyon farkı ya da faiz uygulamayacağına’ söz verdi. Ama şimdi anlaşılıyor ki, ‘KYK borçlarının faizini sildik, siliyoruz, sileceğiz’ derken takibe düşen borçların faizini silmemişler. Gençlerimizi aylarca kandırmışlar" diye konuştu. 

CHP Sözcüsü Öztrak'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: 

'MİLLETİMİZ PERİŞAN OLDU'

‘Çakma doktor, candan eder. Çakma hoca, dinden eder.’ Yaşayarak gördük ki çakma ekonomist de ülkeyi perişan eder deyip duruyorum. Geçtiğimiz yılın eylül ayında saraydaki çakma ekonomist ‘Faiz sebep, enflasyon netice’ dedi. Ekonomiyi bu safsataya göre yönetmeye kalktı. Paramızı pul etti, enflasyonu hortlattı. Hayat pahalılığı azdı. Milletimiz perişan oldu.

'HESAPLARINA BAKILDIĞINDA GÖRÜLDÜ'

2021 yılının son üç ayında, tabela faizini beş puan indirerek yüzde 19’dan, yüzde 14’e çekti. Faiz indirimlerine başladıkları gün dolar kuru 8 lira 65 kuruştu. 20 Aralık 2021 gecesinde 18 lira 33 kuruşları gördü. Sadece üç ayda yüzde 53 devalüasyona sebep oldu. Çakma ekonomist geçen yılın son üç ayında yaptığı her açıklamayla, aldığı her kararla, döviz piyasasındaki yangını körükledi. 20 Aralık 2021 gecesi döviz piyasasında tarihin en büyük silkeleme operasyonunu yaptı. Çakma ekonomist o gece, Kur Korumalı Mevduat dediği, mevduat sahiplerini Hazine’nin parasıyla devalüasyondan koruyan faturayı da tüyü bitmedik yetimin sırtına yükleyen, skandal bir uygulamayı ‘Millete hiçbir maliyeti olmayacak’ diye yutturdular. Ama kamu bankaları eliyle arka kapıdan milyarlarca dolar sattı. Merkez Bankası’nın kasasından bir gecede satılan dövizin 7-8 milyar doları bulduğu daha sonra hesaplara bakıldığında görüldü.

'GENEL MÜDÜRLERİNİ DE FİGÜRAN ETTİLER'

Bu finansal kumpasın sabahında dolar kuru 11 lira 20 kuruşa kadar düştü. Saray, sebep olduğu devalüasyondan döviz alarak kendini korumaya çalışan milyonlarca vatandaşı bir gecede soydu, soğana çevirdi. Bir gecede milyarlarca dolar milletin cebinden alındı, bu işlerden haberi olan saray yakınlarının, yandaşlarının cebine kondu. Cumhuriyet tarihinin en büyük servet transferi yapıldı. O gün sorduk, o gece döviz alıp satarak milyonlarca dolarlık vurgun yapanlar kim diye. Hala cevap alamadık. Daha o günlerde Nebati Bakan çıktı, hiç sıkılmadan, ‘Ya arkadaşlar, biz bir şey yaptık mı? Yok efendim. Lan nasıl? Harika’ diyerek televizyonlarda meddahlık yaptı. Oynadıkları bu orta oyununa banka genel müdürlerini de figüran ettiler.

'YAPANLARIN YANINA KÂR KALMAYACAK'

O gece yaşananları biz unutmadık. Kimin veya kimlerin 18 lira 33 kuruşlardan dolar satıp, sabahında 11 lira 20 kuruştan aldığını, kimlerin bir gecede dolar bazında yüzde 64 vurgun yaptığını, hiç kimse merak etmesin bu seçimlerden sonra elbette öğreneceğiz. Bu kumpas yapanların yanına kâr kalmayacak.

'MODEL KILIFINA SOKUP YUTTURMAYA KALKTILAR'

Yıl bitmeden Hazine’ye binen yük 92 milyar lirayı buldu. İşin başında vazgeçilen 10 milyar liralık vergi alacağından bahsetmiyorum bile. Bir de Merkez Bankası’na binen yükler var. Onun da yaklaşık 70 milyar lira olduğunu tahmin ediyoruz. Sene daha bitmeden Kur Korumalı Mevduatın millete yükü en az 172 milyar lira oldu. Milleti bu yıl soydukları yetmedi. Bu uygulamayı 2023 sonuna kadar uzattılar. Seçime kadar kazanın dibinde ne varsa sıyıracaklar. O gün millete kurdukları kumpası bir de utanmadan, model kılıfına sokup yutturmaya kalktılar. ‘Çin modeli’, ‘Maçin modeliymiş’ dediler. Bu modele göre faiz inecek, Türk lirası değer kaybedecek, ihracat şahlanacak, cari fazla verilecek, döviz rezervleri dolup taşacak, ardından Türk lirası değerlenecek, enflasyon da gerileyecekti.

'2022 BİTERKEN KASA 43 MİLYAR DOLAR AÇIK VERİYOR'

Nebati Bakanı, ‘Hani şöyle hayal edersiniz ya bir uyusam da 6 ay sonra uyansam diye... Bir uyuyun 6 ay sonra uyanın Türkiye'de... Çok farklı noktalarda olacağız’ dedi. Peki, sonuç? Bu safsataları yürürlüğe koydukları 2021 Eylül ayında 12 aylık dış ticaret açığı 44 milyar dolardı. Bugün dış ticaret açığı 107 milyar dolar. Dış ticaret açığı, son 10 yılın zirvesinde. 12 aylık cari açık 12,5 milyar dolardı. Bugün 43,5 milyar dolar. ‘Fazla verecek’ dedikleri cari açığı üç buçuk katına çıkardılar. ‘Dolup taşacak’ dedikleri döviz kasasını da tamtakır ettiler 2022 biterken kasa 43 milyar dolar açık veriyor.

'SANDIĞA GÜN SAYIYOR...'

Bu kifayetsizler ülkemizi tüketici enflasyonunda dünyada altıncı, gıda enflasyonunda dünyada dördüncü, üretici enflasyonunda da dünyada birinci yaptılar. Verdikleri bütün sözler boş çıktı. Hiçbirini tutmadılar. Ar damarı çatlamadıysa bir yönetici böylesine bir yıkıma sebep olduğunda milletinden özür diler ve koltuğunu bırakırdı. Millete 11 yıldır 2023 masalları anlatıp, vadettiklerinin yarısına bile ulaşamayan daha mürekkebi kurmayan geçen yıl verdiği sözlerin bile hiçbirini tutturamayan bu hükümetin başı ve şürekası, sahte başarı hikayeleri anlatıp milleti kandırabileceklerini sanıyorlar. Millet sizin ne yaptığınızı gördü, cüzdanını, tenceresini nasıl boşalttığınızı yaşadı, notunuzu verdi, tasdiknamenizi elinize tutuşturmak için, sandığa gün sayıyor.

'MİLLETLE EĞLENİYORLAR'

Bu banknot (Elindeki 200 TL’yi göstererek) 2009’un ocak ayında tedavüle girdi. Üzerinde 200 lira yazıyor. Ama ekonomiyi yönetemeyen beceriksizler, bugün bu paranın satın alma gücünü 29 liraya düşürdü. Çakma ekonomistin hortlattığı enflasyon canavarı, bu banknotun 171 lirasını yedi bitirdi. Yok olanın değeri çoktur. Çok olanın değeri yoktur. Bu 200 lira ilk çıktığında tedavüldeki toplam paranın sadece yüzde 5’iydi. Şimdi yüzde 55’i… 200 liralık banknotu daha önce kolay kolay görmezdik. Şimdi ATM’ler 200 liralık banknotlarla tıka basa dolu. Ama paramızı pul eden kifayetsizler için geçer akçe, ‘Söyle yalanı, bulunur inananı.’ Sene biterken çıkmışlar ‘Enflasyonun boynunu kırdık’ diyerek milletle eğleniyorlar.

'MİLLETİN FAZLA ÖDEYECEĞİ VERGİ 485 LİRA'

Sarayın çakma ekonomisti 10 gün önce, ‘Açıkça söylüyorum, herkes hesabını 2023'te yüzde 20'ler seviyesinde, enflasyona göre yapsın. Aksi yönde hareket edenlere hükümet olarak biz kendi yetkilerimizi milletimiz de tercihleriyle kendi iradesini kullanarak gereken cevabı verecektir’ dedi. Ama daha söylediklerinin mürekkebi kurumadan Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne yüzde 61,5 zam yaptı. Yüzde 20 enflasyon hesabını unuttu. Oysa yüzde 61,5 değil, yüzde 25 zam yapabilirdi. Elinde böyle bir yetki var. Ama elindeki yetkiyi bu yönde kullanmadı. Millete anlattığı hesaba kendi uymadı… 2023’te motor hacmi en düşük araç sahipleri, bin 635 lira yerine; 2 bin 120 lira motorlu taşıt vergisi ödeyecek. Çakma ekonomist kendi sözüne uymadığı için milletin fazladan ödeyeceği vergi, 485 lira.

'GENÇLERİMİZİ AYLARCA KANDIRMIŞLAR'

Genel Başkanımız; ‘Kredi Yurtlar Kurumu borçlarının faizini sileceğim’ dedi. Çakma ekonomist bunun üzerine apar topar, ‘KYK geri ödemelerinin sadece alınan kredi rakamı üzerinden yapılmasına karar verdik’ diye açıklama yaptı. ‘Herhangi bir enflasyon farkı ya da faiz uygulamayacağına’ söz verdi. Ama şimdi anlaşılıyor ki, ‘KYK borçlarının faizini sildik, siliyoruz, sileceğiz’ derken takibe düşen borçların faizini silmemişler. Gençlerimizi aylarca kandırmışlar.

'MECLİS TATİLE GİRDİ. EYT DÜZENLEMESİ 2023’E KALDI'

Yine aldattıkları, umutlarıyla oynadıkları bir başka kesim de Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT). Genel Başkanımız, ‘EYT yükleniyor…’ dedi. 20 yıllık hükümetin aklına nihayet EYT geldi. Atama Çalışma Bakanı çıktı, ‘EYT’yle ilgili kapsamlı çalışmamızı ‘Aralık ayı başında’ açıklayacağız’ diye söz verdi. Aralık başı geldi, geçti. Bu sefer, ‘Aralık ayının ‘sonuna’ kadar çalışmayı bitirip Meclis’e götürürüz diye umuyorum. Çok hızlı çalışıyoruz’ dedi. Ardından Meclis’teki bütçe görüşmelerinde çıktı ‘Aralık’ta Meclis'e getireceğimi söylemiştim. ‘İnşallah’ sözümü tutarım. 1999 öncesi işe girenlerin çoğunun evrakı kayıp, organize etmeye çalışıyoruz’ dedi. Aralık başıydı, aralık sonuydu, inşallah, maşallah derken, Meclis tatile girdi. EYT düzenlemesi 2023’e kaldı.

'CUMHURBAŞKANININ, EMEKÇİLERİN TEMSİLCİSİNİN OTURMADIĞI BU MASADA NE İŞİ VAR'

İETT, başarılı bürokrat Buğra Gökçe'ye emanet İETT, başarılı bürokrat Buğra Gökçe'ye emanet

Alın teri ve emek, en yüce değerdir. Ama işçinin alın teri ve emeğini gasp eden, refahtan pay vermeyen bir hükümet iş başında. Bunu ben demiyorum. Çakma ekonomistin yönettiği TÜİK söylüyor. Çalışanların milli gelirden aldığı pay, 2018’den bu yana 6 puan birden düştü. Böyle bir zulmü emekçilerimiz daha önce ne gördü ne de yaşadı. Ama bunların gözünde emekçinin, zerre miskal değeri yok.  Dün, 2023 için belirlenen asgari ücret, bu gördüğünüz masada ilan edildi. (Elinde asgari ücret açıklanırken çekilen fotoğrafı göstererek) Bu masada, emeği karşılığında bu asgari ücreti alacak, bununla çoluğunu çocuğunu geçindirecek, bununla yaşayacak emekçilerin temsilcisi yok. Bu fotoğraf, ucube saray rejiminin ne olduğunu gösteren bir ibret numunesi. Mevzuata göre, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun aldığı kararları, komisyon başkanı açıklar. İşvereni, emekçisi dahil, 85 milyonu kucaklaması gereken bir Cumhurbaşkanının, emekçilerin temsilcisinin oturmadığı bu masada ne işi var? Ayıptır, yazıktır.

'O MASAYA OTURARAK YANLIŞ YAPAN SENSİN'

Erdoğan belli ki, ‘Benim olduğum masaya nasıl oturmazlar, neden benim sözümü dinlemediler’ diye işçi temsilcilerine kızmış. Masadaki Bakanına teşekkür ediyor. İşveren temsilcisine teşekkür ediyor. Ama işçi temsilcilerinin adını bile ağzına almıyor. O masaya oturarak yanlış yapan sensin. Oturmayan işçi temsilcisi değil. İşçi, ‘Verdiğiniz benim emeğimin karşılığı değil, o masaya oturmam’ diyor. 85 milyonu kucaklaması gereken Cumhurbaşkanı kisvesindeki AK Parti Genel Başkanı yanar ateş masaya koşuyor. Bu ucube rejimin ne menem bir rezalet olduğunu, emekçiyi nasıl umursamadığını bir kere daha ortaya koyuyor.

'BU ASGARİ ÜCRET, ÜÇ AY DAYANMAZ, AÇLIK SINIRININ ALTINA DÜŞER'

Peki, belirlenen 8 bin 500 liralık net asgari ücret, sadra şifa olacak mı? Ne yazık ki cevap, koca bir hayır. Geçen yıl bu zamanlar asgari ücretle; bin 168 kilo soğan alınabiliyordu. Bugün 8 bin 500 lirayla 756 kilo soğan alınabiliyor. Kayıp, 412 kilogram soğan. Geçen yıl asgari ücretle; 234 kilo pirinç alınabiliyordu. Bugün 8 bin 500 lirayla 210 kilogram pirinç alınabiliyor. Kayıp, 24 kilogram pirinç. Geçen yıl asgari ücretle; 338 kilo toz şeker alınabiliyordu. Bugün 309 kilo şeker alınabiliyor. Kayıp, 29 kilogram şeker. Bu asgari ücret, üç ay dayanmaz, açlık sınırının altına düşer.

'SİZİN SIRTINIZDAKİ KÜFEDE BEŞLİ ÇETE VAR'

Cumhurbaşkanı oturmaması gereken masada hem oturuyor hem de bir küfe edebiyatı tutturmuş gidiyor. (Elinde karikatürist Sefer Selvi’nin eserini göstererek) ‘Bizim sırtımızda küfe var. Ama bizim sırtımızdaki küfe 85 milyonun taşındığı bir küfe’ diyor. Sizin sırtınızdaki küfede beşli çete var. Hep söylüyoruz, ‘Utancı gidenin kalbi ölürmüş.’ Milletin sırtına yükledikleri küfeye, beslemeleriyle, yanaşmalarıyla doluşanlar şimdi çıkmış, ‘Sırtımızdaki küfede 85 milyonu taşıyoruz’ diyor. Bu kadarına da pes doğrusu.

'KATAR’DA MAÇ İZLEME KEYFİ ACABA MİLLETİMİZİN SIRTINDAKİ KÜFEYE NE KADARLIK BİR FATURA DAHA YÜKLEDİ'

Dünya futbol şampiyonu Arjantin’in Cumhurbaşkanı, kalkıp Katar’a şampiyonluk maçını izlemeye gitmedi. Finali tasarruf gerekçesiyle, evinden izledi. Ama millete, ‘Sizi sırtımızda taşıyoruz’ masalı anlatan sarayın kibirlisi uçan sarayına atladı, yanına dolan yanaşmalarıyla beraber Katar’a maç izlemeye gitti. Sanki enflasyon canavarını hortlatan, cari açığı azdıran, Merkez Bankası’nın döviz kasasını boşaltan, milletin cüzdanını, tenceresini tamtakır eden, çocukların açlıktan ölmesine, üniversitedeki gençlerin açlıktan bayılmasına sebep olan, vadettiği hiçbir hedefi tutturamayan kendisi değilmiş gibi güle oynaya Dünya Kupası finalini izledi. Katar’da maç izleme keyfi acaba milletimizin sırtındaki küfeye ne kadarlık bir fatura daha yükledi?  

'BAĞIMSIZ YAYIN KURULUŞLARIMIZI RTÜK SOPASIYLA HİZAYA GETİRMEYE KALKIYOR'

Ülkemizde milletin rızasını alma kabiliyetini yitirmiş zorba bir yönetim var. Trol ordularıyla, havuz medyasıyla, besleme kalemleriyle, organize yalanlarıyla, milletimizi zehirleyerek kendine rıza üretmeye çalışıyor. Kirli zehirlerinin panzehiri olan bağımsız yayın kuruluşlarımızı ise, RTÜK sopasıyla hizaya getirmeye kalkıyor. Halk TV, Tele-1, Fox TV gibi bağımsız kanalların üzerinden RTÜK sopası hiç kalkmıyor. Bu yılın tamamında bu kanallara verilen cezalar 15 milyon lirayı buldu. Onlarca yayın durdurma cezası da cabası. Yerel seçimlerde televizyonda, İmralı’nın mektubunu okutmak suç değil, terörist başının kardeşini devlet televizyonuna çıkarmak suç değil, ama terörü ne menem bir şeyse ‘mimikle övmek’ suç.

'KENDİLERİNİN DIŞINDA KİMSE KONUŞMASIN HİÇ KİMSE FİKRİNİ İFADE ETMESİN İSTİYORLAR'

Cari açık verirken, ‘Cari fazla verdik’ diye palavra atmak suç değil. Enflasyonla milletin belini kırarken, ‘Enflasyonun boynunu kırdık’ demek, suç değil. Ama canlı yayında, ‘Cumhurbaşkanı, bir tek gün pazara gitse şu cümleyi kurmaya utanır’ demek suç. İstanbul Büyükşehir Belediyemize çökmeye çalışmak suç değil, ama bunu ‘Halkın iradesine darbe’ diye değerlendirmek suç. Yapmak istedikleri çok açık. Seçimlere giderken baskı ve zorbalıkla kendilerinin dışında kimse konuşmasın hiç kimse fikrini ifade etmesin istiyorlar.

'BELEDİYE BAŞKANIMIZ EKREM İMAMOĞLU, GÖREVİNİN BAŞINDADIR'

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, İstanbulluların ve milletimizin iradesi saray için büyük lokmadır. Emin olsunlar boğazlarında kalır. Vakti saati geldiğinde ayarı bozulmamış adalet terazisinde tartılırlar bu yaptıklarının hesabını verirler. Bizim en büyük güvencemiz, ‘Zulüm bizdense ben, bizden değilim’ diyen hak ehli vicdanlardır. Çok şükür, sarayın kurduğu bu kumpas daha şimdiden hangi partiden olursa olsun tüm vicdanlı yüreklerde mahkûm olmuştur. Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu, görevinin başındadır. 16 milyon İstanbulluya hizmete devam edecektir.

'SENİ ‘SIRTINDA KÜFE’ OLARAK GÖRENLERİ KALDIRIP ATMA ZAMANI GELDİ'

Aziz milletimiz, çağrımız doğrudan sizedir; geçmiş geride kaldı. Gelecek ise hep beraber bizi çağırıyor. Bundan sonra hepimiz gelecek için daha cesur olmalıyız. Artık bu çürümüş, yozlaşmış, tükenmiş yönetimi, geldiği yere gönderme vakti geldi. Bulundukları makamları, mevkileri, halkın emaneti olduğunu unutanlara bir ders verme zamanı geldi. Seni korkutmaya, sindirmeye cüret edenlere tokadı basma vakti geldi. Seni ‘sırtında küfe’ olarak görenleri kaldırıp atma zamanı geldi. Biz ağır yüklerinizi kaldırmaya, sıkıntılarını feraha kavuşturmaya, hak ettiğiniz refahı sağlamaya, bu ülkeye hak, hukuk ve adalet getirmeye kararlıyız. Biz hazırız. Gelin bize katılın. Karanlıktan aydınlığa, hep beraber çıkalım.” (ANKA)