Akşener'den Erdoğan'a: Nebati'yle birlikte ekonomiyi Edi'yle Büdü gibi yönetiyorsunuz; işi ehline bırak, seçim kararı al

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Eğer dövize çok sıkıştıysan Nebati Bakan ile birlikte Edi'yle Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi işin ehline bırak" diye seslendi.

Gündem 29.06.2022, 11:40
Akşener'den Erdoğan'a: Nebati'yle birlikte ekonomiyi Edi'yle Büdü gibi yönetiyorsunuz; işi ehline bırak, seçim kararı al

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Akşener, AK Parti iktidarını ekonomi üzerinden eleştirdi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ise sandığı işaret etti. Akşener, "Eğer dövize çok sıkıştıysan Nebati Bakan ile birlikte Edi ile Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi işin ehline bırak. Merkez Bankası'nın görevini yapmasına izin ver, ekonomiye burnunu sokma. Sen bunları yapamazsın, o yüzden bir an önce seçim kararı al" diye konuştu.

Akşener'in konuşmalarından satır başları şu şekilde:

"- Dün gece AK Parti iktidarının İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelik başvurusunda yönelik çekincelerini geri çektiğini ve üyeliklerine destek vereceğini öğrendik. 25 Mayıs'ta yani bundan 1 ay önce ülkemizin bu konuda iki önceliği olduğunu söylemiştik. Bunlardan birincisi Putin'in Rusyası'nın saldırgan dış politikasına karşı NATO ittifakını olabildiğince güçlendirmektir. İkinci önceliğimiz ise PKK'nın Avrupa topraklarından topyekün bütün unsurlarıyla silinip atılmasıydı. Ne var ki dün gece bu çok temel konulardaki beklentilerimizi karşılamaktan oldukça uzak olduğu görülüyor.

- İktidarın İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarları ile bağdaşmıyor. Çünkü mutabakat metnine göre verilen sözlerin tutulması için oluşturulacak üçlü mekanizma İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olduktan sonra devreye girecek öncesinde değil yani bu mekanizmanın işlememesi durumunda Türkiye elindeki NATO kaybetmiş bir biçimde itirazlarını sürdürmek ve haklı davasını anlatacak muhatap aramak zorunda kalacak. 

- Sayın Erdoğan ve arkadaşları açısından aldanma ve aldatılmak sıradan alışkanlıklar olsa da bu durum Türk milleti için kabul edilebilir değildir. İkinci konu ise ülkemizin PKK ile YPG-PYD arasında kurduğu ilişkinin mutabakat metninde özenle birbirinden ayrılmış olmasıdır. Türkiye'nin devlet politikası YPG-PYD ve PKK'nın bir aynı olduğu, yani aynı zehirli ağacın dalları olduğudur. Ancak mutabakat metninin 5. paragrafı PKK terör örgütü olarak görülürken YPG ve PYD Türkiye'ye yönelik ulusal çıkar tehdidi olarak tanımlanıyor. Üstelik İsveç ve Finlandiya terör örgütlerine yapılan finans ve militan katılımlarını denetleme sözünü verirken yine 5. paragrafa işaret ediliyor. PYD ve YPG'yi bunun dışında tutuluyor yani PYD-YPG yönelik mali yardımlar mutabakat kapsamı dışında bırakılmış oluyor.

- Ezcümle üst perdeden atılan kürsü nutukları her zaman olduğu gibi yine müzakere masasında verilen tavizler ile taçlandırılmış gibi gözüküyor ve yine ülke çıkarlarımız açısından son derece önemli bir fırsat sayın Erdoğan'ın dış politikayı iç politikaya malzeme yapma sevdası uğruna kaçırılmış gözüküyor. İYİ Parti olarak süreci takip etmeye devam edeceğiz mutabakat masasında atılan geri adımın Sayın Erdoğan ile Joe Biden arasındaki görüşme yansımalarını da ayrıca değerlendireceğiz.

- Öngörü abidesi, büyük ekonomist Sayın Erdoğan inatla kafasının dikine giderek ülkemizdeki ekonomik krizi daha da derinleştirmeye devam ediyor. Bizzat kendisinin hazırladığı bütçe kanununda enflasyon yüzde 9.8 olarak öngörülüyordu. Ancak TÜİK rakamlarına göre bile yüzde 70'i buldu. Belli ki Bay Kriz, gece yatmadan önce günlüğüne yazması gereken dilekleri bütçe kanununa yazmış. 

- 15 milyon lira ve üzeri döviz ve altın cinsi bulunduran şirketler kredi kullanamayacak. Yani ya şirketler kredi almaktan vazgeçecekler, ya da enflasyona karşı korunmaktan vazgeçecekler. Şirketler, TL'nin daha da eridiği bir ortamda sattığı malı yerine koymak için döviz tutar. İktidarın oluşturduğu güvensizlik iklimi nedeniyle döviz mevduatı kullanılıyor. Sorunun kendisi bizzat kendisi ama kendisi dışında herkesi değiştiriyor. 

- Merkez Bankası'nı değiştirdi olmadı, TÜİK'in müdürlerini değiştirdi, olmadı. Şimdi de serbest piyasanın koşullarını değiştirmeye çalışıyor. Lafı eğip bükmeye gerek yok, BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür. Bu karar, Bay Kriz'in Türk şirketlerine uyguladığı bir ambargodur. Bazı dış güçler ülkemizi bir döviz krizine sokmaya çalışsaydı tam olarak böyle bir karar alırdı. Gerçekten ibretlik. Adım adım tam teşekküllü bir sermaye kontrolüne gidiyoruz.

- Bir kere de sen tasarruf etsen ne olur be kardeşim? Bir kalemde memlekete 500 milyon dolar girer fena mı olur? Eğer dövize çok sıkıştıysan Nebati Bakan ile birlikte Edi'yle Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi işin ehline bırak. Hakikaten öyle ama. Merkez Bankası'nın görevini yapmasına müsaade et. Seçimlere kadar da ekonomiye burnunu sokma. Biliyorum, sen bunların hiçbirini yapamazsın. Bir an önce seçim kararı al. Biz de millete döviz kuru ne zaman düşermiş gösterelim. 

-  Erdoğan'ın çiftçiye uyuzluğu neden diye düşünüyordum. Rahmetli Atatürk 'Köylü milletin efendisidir' dedi ya... Sırf ona uyuz olduğu için köylüyü bitirdi, çiftçiyi bitirdi. Tüm çiftçilere sesleniyorum, biliyorum çok bunaldınız... Lütfen ağaçlarınızı kesmeyin, bereketli günlere çok az kaldı. İYİ Parti olarak sizlere cennet vatanımızın her bir değerini korumanın sözünü veriyoruz. Üreterek kazanan, kazandıkça kalkınan Türkiye'nin sözünü veriyoruz. Bolluğun, bereketin, huzurlu bir geleceğin sözünü veriyoruz. Hiç merak etmeyin, çok az kaldı.

- Bay Kriz ve arkadaşları nedeniyle yaşadığımız devlet krizinin bir başka boyutu da çevre felaketleriyle karşımıza çıkıyor. Erzincan İliç'teki altın madeninde meydana gelen siyanür sızıntısı hepimizi dehşete düşürdü. Her ne kadar valilik ve şirket yetkilileri temizlendiğini söylese de bağımsız kuruluşların raporlarını bekliyoruz. Kurulduğumuz ilk günden beri madencilik sektörünün Türkiye ekonomisi için kilit role sahip olduğunu söylüyoruz. Biz de ülkemizin yer altı zenginliklerini milletimizle paylaşacak şekilde çıkartılması gerektiğine inanıyoruz. En önemlisi de madencilik faaliyetlerinin doğamızı, tarım arazilerimizi ve bizleri tehdit etmeyecek şekilde yapılması gerektiğini söylüyoruz. Geleceğimizi tehdit eden tüm madencilik faaliyetlerinin karşısındayız. 

- Nasıl oluyor da Anadolu'nun cansuyu Fırat Nehri'nin yanıbaşında siyanürle altın aramaya izin veriliyor. Madenin ortaklarına baktığımızda yine çok tanıdık bir grup görüyoruz. Bunlar yol ve köprülerde var, madenlerde var, medyada da var. Yaşanan felaketin kapısı yine beşli çeteye çıkıyor. Vatan topraklarını kupon arazi gibi gören zihniyetin Fırat Nehri'nin dibinde siyanürle altın çıkarılmasına ses etmemesi doğaldır. Çünkü bu iktidar, doların yeşilini doğanın yeşiline tercih eden bir rant iktidarıdır. 

SAĞLIK BAKANLIĞI'NA ÇAĞRI

- Sağlık sistemimiz iktidarın basiretsiz politikaları sebebiyle gittikçe derinleşen krizde sürükleniyor. Sayın Erdoğan, baş ekonomist...Her bir konuda bilgi sahibi. Bilmediği ne var? Ben de şükrediyorum Allah'tan her şeyi bilmiyorum. Her şeyi bilen bu arkadaşımız sağlık konusunda da uzman oldu. İlk işi doktorları kovmak oldu. Bu krizin izleri de sokaklardan anlaşılıyor. Vatandaşlar yanımıza geliyor. 'Nerede bu devlet?' diyor. Hastanelerden randevu alamadıklarını, ilaçlarına ulaşamadıklarını söylüyor. Sağlıkta yaşanan sorunlar zincirleme şekilde ilerliyor. Randevu alabilenler birbirlerini tebrik eder hale gelmişler. Artık randevu kuyrukları var. Randevu açılacağının garantisi de yok. Her gün alarm kurup saat 16.00'da sisteme girmeleri gerekiyor.

- AK Parti iktidarı yine sorunu çözmek yerine sorunun şeklini değiştirmeyi seçiyor. Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde alınamayan randevular sorunun sadece görünen yüzü. İkinci halka ise doktor yetersizliği. Ülkemizde 100 bin kişiye 195 hekim düşüyor. Almanya'da ise 100 bin kişiye 400 hekim düşüyor. Bay Kriz'e göre 'giderlerse gitsinler.' Bugün ülkemizde bir hastanın muayene süresi 5 dakika. Musluk tamiri 10 dakika, araç muayenesi 45 dakika ama hasta muayenesi sadece 5 dakika. İktidarın gözünde milletimizin araba lastiği kadar değeri yok. Hekimlerin günde 90dan fazla hasta bakmasını beklemek en büyük kötülüktür. Sağlık Bakanlığı'na çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, bilimsel gereklere uygun olarak DSÖ'nün de uygun gördüğü çerçevede gerekli önlemleri alın.

- Muayene olduktan sonra da karşımıza ilaç yokluğu çıkıyor. Türkiye'de ilaç erişilebilirliği oranı yüzde 12. Sağlıktaki kriz her gün derinleşirken Bay Kriz hala kürsülerde şov yapıyor. Doktorların dertlerinden bir haber. Varsa yoksa inşaat. İYİ Parti iktidarında sağlık çalışanlarını küstürmeyeceğiz.

Yorumlar (0)
18
açık