Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, "Afrin’i teröre kim teslim etti" isimli yazısına "Unutunca geçmişi mi siliyoruz? Yoksa gelecekten bir parçayı mı kaybediyoruz?" sözleriyle başladı ve haber bültenlerinin terörist Afrin'den iddialarını yineledi. Barış Terkoğlu'nun yazısı şu şekilde: 

"Haritayı açıp bakın...

Meşhed Ruhin’den komşusu Afrin’e, spor ayakkabılarınızı sıkı bağlarsanız yürürsünüz. Kısacası uzak sandığınız öyle uzak değil.

AFRİN’DE ERDOĞAN KUTLAMASI

Afrin, 2012’de, Suriye ordusunun çekilmek zorunda kalmasıyla, PYD’ye geçti. 2014’te, örgüt, Afrin’de özerklik ilan etti.

Öyle gizli saklı sanmayın. İmralı’da yapılan meşhur görüşmelerde bu konu da konuşulmuştu. Öcalan, 3 Nisan 2013 tarihli tutanaklarda, her şeyi önden söylüyordu: “Haseke için de bir öz savunma oluşmalı. Sadece Kürtlerin değil, oradaki Araplar ve Süryaniler dahil herkesin savunması yapılmalı, Sonra Afrin’e doğru ilerleme olabilir. Zaten önümüzdeki günlerde Suriye’deki duruma dair heyetle konuşacağız, bazı kararlar alacağız herhalde. Yeni oluşacak Suriye’de bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bölgeler olur.”

Oldu da...

2014’ten 2018’e kadar PYD, Afrin’i kendi bayrağıyla yönetti. Gelgelelim, 20 Ocak 2018 tarihinde hükümet, Afrin operasyonunu başlattı.

Operasyon, Türkiye’nin işgalci olmadığı vurgusuna dayanıyordu. ÖSO adı verilen, esasında Türkiye’nin birleştirmesiyle yanyana gelen Suriyeli silahlı gruplar, sonunda Afrin’i yönetecekti. Türk ordusu, bu grubun arkasındaki büyük güç olarak, Afrin sahasına dahil olacaktı.

18 Mart 2018 günü, Afrin şehir merkezi TSK-ÖSO kontrolüne geçti. 24 Mart’ta ise Afrin’in tamamı. O yıl haziran ayında seçim vardı. Erdoğan, Afrin’i kazanan başkomutan olarak meydanlara çıktı. Nitekim Erdoğan’ın haziran ayındaki zaferi, Afrin’de ÖSO tarafından havaya açılan ateşlerle kutlandı.

‘AFRİN KAHRAMANI’NIN TASFİYESİ

Afrin sonra unutuldu gitti...

Arama motoruna “Afrin’den acı haber” yazın. 5 yıldır, basmakalıp cümlelerle, ne kadar çok okumuşuz. Şehit haberleri birer birer gelince, saniyelerimizi bile ayırmamışız.

Oysa sadece 2 ay 4 günlük operasyon süresinde, resmi açıklamalara göre, 54 Mehmetçik şehit, 236’sı yaralıydı. Sonrasında çeşitli aralıklarla şehitler gelmeye devam etti.

Unuttuk dedim ya...

Boşuna söylemiyorum. En bilineni “Afrin kahramanı” diye manşetlerde yer bulan komutanın kaderi. Postallarındaki çamuru bile gördüğümüz Metin Temel, operasyon bittikten birkaç ay sonra, YAŞ’ta orgeneralliğe yükseltilen tek karacı general olmuştu. Ancak bir süre sonra, Hulusi Akar ile yıldızının barışmadığını öğrendik. İşin ilginci, kavganın en bilinen sebebi de Afrin’di. Temel, Madalya ve Başarılı Birlik Ödül Töreni’ne, Afrin’e bayrak çeken komutan dahil, bazı askerleri önermiş, kabul görmemişti. Sürecin sonunda Temel’in yanı sıra Afrin operasyonunda birlikte çalıştığı Hakan Atınç, Mustafa Barut ve Erdal Şener gibi komutanlar da tasfiye edildi.

ÖSO’NUN ÇETELEŞMESİ

Afrin’i ÖSO’ya verdik dedim de...

Asıl skandal da orada. Türkiye, Afrin’e girerken tüm dünyaya kendisine yönelik terörü bitirmek için girdiğini anlatmıştı. Harekâtın hem içeride hem dışarıda meşru gerekçesi de buydu. Ancak ÖSO, Türk askeri kadar temiz değildi.

Hani Ümit Özdağ, “ÖSO’cuların Afrin’de nasıl çeteleştiğini, giriştikleri eylemlerin halkı terörün kucağına ittiğini konuşmadık” diyor ya, haksız mı?

Aslında Erdoğan, Afrin harekâtı sonrasında, “ÖSO’nun bazı gruplarında ganimet anlayışı var” sözleriyle sinyalini vermişti. Türk askerinin kanıyla alınan Afrin’de, ÖSO’nun altındaki gruplar, bir süre sonra ayrıştı. Her biri kendisine çalışır hale geldi. Sigara kaçakçılığı gibi rant meselelerinde birbirine düştü. Fidye için cinayet, işkence, adam kaçırma, ev baskınları ve yağmalama olayları birbirini takip etti. “Maaşını ödediğimiz ÖSO yaptı” denilemediği için haberlerde hep “ÖSO içine sızan gruplar yaptı” diye okuduk. Oysa ÖSO zaten toplama bir oluşumdu. Afrin’de yaptıklarıyla Arapları da Kürtleri de Türkmenleri de inletiyordu.

Bütün bunlara bir de Türkiye’deki ekonomik kriz eklenip, paylaşım savaşı kızışınca ipler daha da gerildi. Geçen mayıs ayında, ÖSO’cuların kontrol ettiği bölgelerde, gösteriler başladı. Görünür sebep elektrik zamları ve hayat pahalılığı idi. Ancak daha derininde ÖSO’nun yönetme şekline karşı tepkiler vardı. Nitekim Türkiye ve Erdoğan karşıtı sloganlar bunun belirtisiydi. Yetmedi, Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriye yönetimi ile görüşebileceklerine yönelik sözleri, kimi ÖSO gruplarının da katıldığı tepkilere dönüştü. Geçen ağustos ayında Türk askerine ve bayrağına saldıracak kadar ileri gittiler. Bir zamanlar Erdoğan’ın “Suriye’nin Kuvayı Milliyesi” dediği ÖSO, Türk halkının tepkisiyle karşılandı.

AFRİN TERÖRE TESLİM

Bu kadar da değil...

İstanbul’da Üç Askeri Alana TOKİ El Koydu İstanbul’da Üç Askeri Alana TOKİ El Koydu

Çeteleşmenin sonunu birkaç hafta önce gördük. ÖSO çatısı altındaki Şam Cephesi ve Ceyş’ül İslam gibi silahlı gruplara karşı Hamza Tümeni, Süleyman Şah ve Ahrar eş-Şam savaşmaya başladı. Her şey Hamza Tümeni’nin, Ceyş-ül İslam Grubu’na yakın Muhammed Ebu Gannum ve hamile eşini öldürmesiyle başladı. Çatışmalar büyüyünce, komşu İdlib’i elinde tutan terör örgütü HTŞ dahil oldu. HTŞ, bizzat ÖSO içindeki grupların davetiyle Afrin’i ele geçirdi. Böylece Mehmetçiğin terörden arındırmak için canını verdiği Afrin, ÖSO’cuların eliyle terör örgütüne teslim edilmişti. Bugün Türkiye’nin müdahalesiyle görüntüde HTŞ geri çekilmiş görünse de Afrin’de artık HTŞ gölgesi var. “Diklendiğimiz” ABD, “Esad ve Rusya karşıtı” diyerek HTŞ ile uğraşmıyor ama HTŞ bizim için terör örgütü.

Sonuç olarak...

Onlarca Mehmetçik’i, “terör bitsin” diye gönderdiğimiz Afrin’de şehit verdik. Hem şehitlerimizi hem “Afrin kahramanı” dediklerimizi unuttuğumuz yetmedi. Kontrolü bıraktığımız ÖSO’nun ganimet zihniyetine göz yumup Afrin halkını yabancılaştırdık. Çeteleşmiş yapıların, Afrin’i terörist HTŞ’ye teslim edecek kadar çıkarının peşinde olduğunu okuyamadık. Afrin’den çıkan terörist gelip kalbimizde bomba patlattı. Hafızamızı kaybetmiş gibi, “5 yıl önce kontrol altına aldığımız Afrin’den çıkan terörist İstanbul’un göbeğinde nasıl eylem yaptı” diye kendi kendimize sorar hale geldik.

Taksim’deki cani saldırıdan alacağımız tek bir ders, vereceğimiz tek bir cevap var: Suriye’de düzen ÖSO’ya havaleyle kurulamaz, acilen Şam ile kalıcı barış gerekiyor. 5 yıl önce, yine seçim arifesinde sınır ötesi harekâtı konuşmuştuk. Sınırın ötesinde istikrarlı bir düzen kurulamadıkça 5 yıl sonra da varacağımız yer aynısı olacak. Afrin’in sivil halkı için, can veren Mehmetçik için, hem Suriye hem Türkiye için, Taksim’de kaybettiğimiz yurttaşlarımız için, sığınmacıların güvenle dönüşü için en doğrusu bu...

Hafıza geçmişin değil, geleceğin anahtarıdır. Hem istikbali hem istiklali, hatırlayanlar koruyacak."