Seçimlerin ardından yüksek faiz kaynaklı yabancı sıcak para girişi ve yerleşiklerin dövizden TL'ye geçişi, kurda sınırlı da olsa düşüşü beraberinde getirdi. TCMB'nin sadece geçen hafta nette 13,9 milyar dolarlık döviz alımı, kurda düşüşü sınırladı.

Yerel seçimlerin hemen öncesinde 29 Mart'ta 32,34 TL olan gösterge dolar kuru, dün 32,25 seviyesinde haftayı kapattı. Seçimlerin ardından kurda yükseliş yerine sınırlı da olsa düşüş görüldü. 

Kurun son dönemde sınırlı da olsa düşmesi ya da yatay hareket etmesinde, yüksek faizin etkisiyle yerleşiklerin dövizden TL'ye geçişleri, yabancı sıcak para girişleri ve yerli bankalarda artan döviz krediler etkili oluyor. 

Bu faktörler Merkez Bankası'nın (TCMB) rezervlerini artırmasına da olanak tanırken, TCMB'nin rezerv birikimi, kurda düşüşü de sınırlıyor.

TL'de yüzde 50'ler seviyesinde bulunan faiz için Türkiye'ye gelen yabancı sıcak para ise, kısa vadede rahatlama sağlasa da orta vadede hem yurt dışına kaynak transferi hem de kurda tekrar yükseliş riski oluşturuyor.

Yabancılar dolar ya da başka bir para biriminden düşük faizle borçlanıp yüksek faizli TL'ye yatırım yaparak, kurun fazla artmadığı bir durumda, kısa vadede yüksek kazançlar elde edebiliyor.

MERKEZ BANKASI'NDAN REKOR DÖVİZ ALIMI

Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara'nın hesaplamasına göre, seçimden önceki 13 haftada kurda yükselişin önüne geçmek amacıyla nette 31,8 milyar dolarlık döviz satan TCMB, seçimden sonraki altı haftada rezerv biriktirmek ve döviz kurunda düşüşü sınırlamak üzere nette toplam 37,5 milyar dolarlık döviz satın aldı.

Kriz bayram tatilini de vurdu! Yurttaşların yüzde 83'ü, tatile çıkamıyor Kriz bayram tatilini de vurdu! Yurttaşların yüzde 83'ü, tatile çıkamıyor

Sözcü'den Emre Deveci'nin haberine göre, TCMB'nin net döviz alımı 10 Mayıs haftasında 13,9 milyar dolarla rekor kırdı. 

Kara'ya göre, "Sermaye girişi ve ters dolarizasyonun hızlanması ile döviz arzı çok hızlı arttı. Merkez Bankası rekor döviz alımları yaparak hem TL'nin fazla değerlenmesine izin vermiyor, hem de rezerv biriktirmiş oluyor".

Veriler, rezerv rakamlarına da yansıyor. 29 Mart-10 Mayıs arasındaki dönemde TCMB'nin brüt rezervinin 11,3 milyar dolar, net rezervinin 15,4 milyar dolar, swap hariç net rezervinin ise 41,9 milyar dolar arttığını gösteriyor. Geçen hafta ise brüt rezerv 7,5 milyar dolar, net rezerv 9,8 milyar dolar, swap hariç net rezerv ise 15,2 milyar dolar arttı.

Böylece brüt rezerv 134,4 milyar dolara, net rezerv 30,9 milyar dolara, swap hariç net rezerv -23,6 milyar dolara yükseldi.

MERKEZ'DEKİ REZERV ARTIŞININ KAYNAKLARI NEDİR?

TCMB'nin rezerv artışında yabancı sıcak para girişleri ve yerleşiklerin dövizden TL'ye geçişleri etkili. Nitekim, seçim sonrasındaki 6 haftada yabancıların swap kanalından girişi yaklaşık 15,8 milyar dolar, hisse ve tahvil kanalından girişi 5,1 milyar dolara ulaştı. 

Bu altı haftalık dönemde yerleşiklerin parite etkisinden arındırılmış yabancı para mevduat düşüşü 11,8 milyar dolar olurken döviz kredi artışı da 8,4 milyar dolar oldu. 

TL faizlerin yüksek olması ve döviz kurlarındaki yatay seyir, ihracat geliri olan firmaları döviz kredisi kullanmaya yönlendirdi. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN U DÖNÜŞÜ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 30 Kasım 2021 tarihinde katıldığı televizyon programında "faiz sebep enflasyon sonuç" tezini savunurken "yüksek faiz vererek sıcak para çekme politikasını elimizin tersiyle itiyoruz" demişti.

"Yüksek faiz kazancı için kısa vadeli olarak ülkeye giren küresel fonlar olduğunu" dile getiren Erdoğan, "bu sıcak paranın döviz kurunu geçici olarak düşürebileceğini, bunun ideal olan bir durum olmadığını" söylemişti.

"Bir süre sonra bu fonların yüksek faiz kazancını alıp düşük kurdan tekrar dövize dönerken kurun yeniden yükseleceğini" aktaran Erdoğan, "yükselen kuru düşürmek için her seferinde daha yüksek faiz vermek gerektiğini, sürekli tekrarlanan bu sürecin, ülkenin kaynaklarını küresel sermaye aktaran ve ekonomiyi bağımlı hale getiren bir kısır döngü olduğunu, şu anda da bunun yaşandığını" ifade etmişti.

Erdoğan, bu görüşünü Mayıs 2023 seçimleri sonrasında 180 derece değiştirdi ve ödemeler dengesi krizinin eşiğine gelen ekonomiyi kurtarması için Mehmet Şimşek'e görev verdi.

Şimşek de, Erdoğan'ın iki yıl önce "elimizin tersiyle itiyoruz" dediği sıcak parayı çekmek için yüksek faiz politikasına geçiş yaptı.

31 Mart seçimlerinin ardından ise beklenen sıcak para girişi başladı.