Adnan Bulut, Cumhuriyet'e yazdı: Dil koparan Cumhurbaşkanı

Gazeteci Adnan Bulut, Cumhuriyet'teki ilk yazısında, geçtiğimiz haftalarda not bırakarak intihar eden Enes Kara ve 5 yıl önceki şarkı sözleri nedeniyle eleştirilen Sezen Aksu ile Sedef Kabaş'ı konu aldı. Türkiye'de yaşanan yurt sorununun 'derinine' değinen Bulut, devletin çocuklara çağdaş eğitim sağlaması gerektiğine vurgu yaptı.

Gündem 25.01.2022, 20:10 26.01.2022, 07:09
Adnan Bulut, Cumhuriyet'e yazdı: Dil koparan Cumhurbaşkanı

KRT TV'nin Genel Müdürü Adnan Bulut, Cumhuriyet'teki ilk köşe yazısında gündeme dair önemli konuları kaleme aldı.

"Dil koparan Cumhurbaşkanı" başlığıyla kaleme aldığı yazısında Sezen Aksu'ya yönelik, "Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir" ifadelerini kullanan Erdoğan'ı eleştiren Bulut, Türkiye'deki yurt sorununa da değindi.

Bulut'un ilgili yazısı şu şekilde:

Cami avlusunda musallada yatan şehit tabutlarının üzerine elini koyup nutuk atmasına şahit olmuştuk. Namaz kılarken veya Kuran-ı Kerim okurken görüntülerinin servis edilmesi de artık olağanlaşmıştı. Dönem dönem sağ iktidarlar dini siyasete alet etmekten çekinmediler çünkü ülkemizde. Menderes döneminden bu yana, bu halk din sömürüsü yapan siyasilere alışıktır. İslam alemi zaten bin beşyüz yıldır mızrağın ucuna takılan ayetleri tartışıyor. İşte tam da burada İslam adına, dinin arkasına sığınarak insanın insana yaptığı zulmü dehşet içerisinde, ürpererek aklımıza getirelim. Kafa kesmeleri, domuz bağıyla diri diri toprağa gömmeleri yaşadık, yaşıyoruz. Yapanlar, din adına, İslam’ı yüceltmek adına yaptıklarını iddia ettiler. Biz Anadolu Müslümanları hoşgörü dini olarak baktık İslam’a, öyle kabullendik. Ama İslam’ı siyasette kullananların, gücü ele geçirenlerin neler yapabileceğine de çok acı tecrübelerle şahitlik ettik. İnsanlar yakıldı bu ülkede, tekbirler getirilerek... 

DESTEK VERMİŞTİ

Tüm bunları yaşamış bu ülkede Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Tayyip Erdoğan, caminin içinde mikrofonu eline alıp Sezen Aksu’ya “dilini koparırız” dedi. 

O Sezen Aksu ki, bu kindar ve zorba dönemin karanlığını artırmasında açık açık destek vermişti Fethullahçı destekli AKP iktidarına. 

Yıllar önce yazdığı bir şarkı, AKP trol ordularının diline dolanmış ve açık hedef olmuştu Sezen Aksu. Tarih yazar, sosyolojik gerçekliktir; zorbalığın, kindarlığın değirmenine su taşıyanlar, gün gelir o değirmende öğütülür. İran örneği duruyor orta yerde. Şah’tan kurtulmak için Humeyni’nin ipiyle kuyuya inenler, o iplere asıldılar. 

MUKTEDİRLERİN HUKUKU

“Dindarın kindarlığı” hatalı bir terimdir. Ne dindarlar bilirim, önünde saygıyla eğildiğim. Allah dostu dindarlardan siyasal İslamcılar yüzünden kindar dindarlara evrildik. Çocuklara tecavüz edilirken, memleket soyulurken, insanlar zulme uğrarken ses çıkarmayan siyasal İslamcılar, her gün linç için yeni kurbanlar, yeni hedefler seçiyor. Adeta bir android yazılım gibi. Bu androidin kimi hedef alacağı belirsiz. Organize bir kötülük yıllar önce attığınız bir tweet veya bir şarkı üzerinden üzerinize çöküveriyor. Yoksulluk içinde karda, boranda ekmek kuyruğunda bekleşenler, televizyonları açtıklarında önlerine servis edilen sanal gerçeklik gündemiyle meşgul ediliyor. Camide “O dili koparırız” diyen Cumhurbaşkanını gören zulümdaşlar durur mu? Kimi operasyon talimatı veriyor, kimi tutuklama... Bu ülkede hukukun üstünlüğü rafa kalkalı çok oldu. Artık üstünlerin, muktedirlerin hukuku uygulanıyor. Tam da Fethullahçılardan öğrendikleri gibi davranıyorlar. Yargıyı ele geçiren Fethullahçıları temizlerken, onların yerine kendi yandaşlarını getirdiler. Yazılı sınavlarda tam puan alan hakim ve savcı adayları mülakatlarda elendi. Kimlerin hakim, savcı, kaymakam yapılacağı artık AKP binalarında belirleniyor. Adalet Bakanı’nın sosyal medyadan “ihsası rey”de bulunduğu bir ortamda bu savcı ve hakimlerden aksi kararlar beklenebilir mi? Tabii ki tutuklanacaktı Sedef Kabaş...

UMUTSUZLUK YOK

15 Temmuz ihanetini, alçaklığını yaşamış bir ülkede hiç mi ders alınmaz? Sizin ‘Alnı secdeye değiyor’ dediğiniz o ışık evi çocukları büyüdü, subay oldu, üzerimize bomba yağdırdı. Polis oldu, sahte delillerle on binlerce insanın canına okudu. Savcı, hakim oldu, hapislerde çürüttü bizleri. Hiç mi ders almazsınız, hiç mi?

Umutsuz olmayalım. Bu karanlık dağılacak. Hem de gençler dağıtacak, eminim. Aydınlığı gençler getirecek, pırıl pırıl Cumhuriyet çocukları getirecek... Onarım sürecinde ilk yapılması gereken gençlere sahip çıkmaktır. Gençlerin eğitim, barınma, gıda sorunları büyük bir hızla giderilmelidir. Neden ilk öncelik gençlere? Tıp Fakültesi öğrencisi Enes daha dün canına kıydı, tarikat evinde kalmaya zorlandığı için. 

20 yıldır ülkeyi yöneten iktidar kuru soğana muhtaç etti gariban halkı, bir de dedi ki; “Üç çocuk yapın”...

Karaman’da Ensar yurdunda 40 çocuk istismar edildi. Aladağ’da Süleymancıların yurdunda çocuklarımız diri diri yandı. Çok örnek var, çok acı var. Erzurum, Ermenek...

YAZIKTIR, YAPMAYIN

Devlet, çocukların barınma ve eğitim olanaklarını sağlamayınca tarikatlar kâbus gibi çöktü çocuklarımızın üzerine. Bir yatak, bir tas yemek verememişti devlet bu vatanın çocuklarına. Dinbazlar binlerce yurt yaptı, kimi kaçak, kimi yasal. Ve o yurtlarda Cumhuriyet düşmanı, Atatürk ve devrimlerinin düşmanı on binlerce “insan” yetiştirildi. Bugünün sözde dindar özde kindar kuşakları böyle yetişti. Bayrağına, vatanına yabancı, şeyhinin sümüklü mendilini bayraktan aziz sayan subaylar, hakimler, valiler görmedik mi 15 Temmuz’da?

Yazıktır; ne İslam’a, ne bu ülkenin insanlarına bunu yapmayın. Bu işin sonu yok. En tepedeki, hem de camide, “dil koparırım” derse, tarikat yurdunda yetişme sığ karanlıktan gözü kararmış cahil şakirt ne yapmaz ki! 

İşte tam da bu yüzden yeniden söylüyorum; devlet ne yapıp, edip çocukların bir yatak, bir tas yemek gereksinimini karşılamalı, çağdaş eğitim almasını sağlamalı.

Yorumlar (0)
22
açık