AYM''nin Osman Kavala kararı... Taha Akyol ve Elif Çakır yorumladı

AYM''nin Osman Kavala kararı... Taha Akyol ve Elif Çakır yorumladı Gazeteciler Taha Akyol ve Elif Çakır, polemikhaber''deki 30 Dakika programında gündeme dair birbirinden önemli tespitlerde bulundu. İkili; Anayasa Mahkemesi''nin Osman Kavala kararını, Çin''den alınan aşı tartışmalarını ve Olay TV''nin kapatılması konularını değerlendirdi.

Gündem 30.12.2020, 13:50 30.12.2020, 13:50
AYM''nin Osman Kavala kararı... Taha Akyol ve Elif Çakır yorumladı

Taha Akyol ve Elif çakır, AYM'nin Osman Kavala kararından Olay TV'nin kapatılmasına kadar bir çok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

ÇİN'DEN ALINAN AŞI TARTIŞMALARI

Türkiye'nin Çin'den aldığı Sinovac aşıyla ilgili tartışmalara değinen Akyol, Türkiye'nin aşı sürecini iyi yönetemediğinin altını çizerken, "Tabii ki umudumuz bilim. Üretilen aşılar. Ancak başından beri doğrular söylenseydi, doğru veriler insanlarla paylaşılsaydı, bugün bu tartışmaların hiçbirini yaşıyor olmazdık. Maalesef iktidar bu süreci iyi yönetemedi" dedi.

Elif Çakır ise aşı konusunda başka önemli bir konuya dikkat çekerek, "Aşı anlaşması Çin devletiyle, Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında yapılan bir anlaşma. Peki o zaman neden bir aracı kuruma ihtiyaç duyuldu?" sorusunu yöneltti.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN OSMAN KAVALA KARARI

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Osman Kavala'nın bireysel başvurusunda, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar vermişti. Çok tartışılan bu kara ilişkin konuşan Çakır, "Osman Kavala, bin 200 gündür içeride. AK Parti iktidarına yönelik olarak, geriye dönüp bakıldığında bu günleri yazacak olanlar, herhalde hukuk ihlali dendiğinde, yargının siyasallaşması, hukukun iktidar tarafından kullanılmasına örnek gösterildiği zaman, ilk gösterilecek örneklerden birisi Osman Kavala olacak. Yani bir devlet, bir iktidar düşünün ki karşısında bir iş adamını ve Türkiye'ye büyük kazanımları olmuş bir iş adamını alıyor ve onu sindirmeye çalışıyor. Bu kadar sorun varken... Anayasa Mahkemeleri zaman zaman tabii ki siyasi iktidarların yanında kararlar verirler. Yani siyasi kararlarda verdikleri olmuştur. Fakat bu derecesi olur mu, bu kadarı da olur mu? "Osman Kaval'ın hak ihlali yok" dendi. Kararla ilgili Osman Kavala "akıl alır gibi değil" demiş. Gerçekten de akıl alır gibi değil! Osman Kavala'nın iddianameleri bile hazırlanmadı. Ben şöyle düşünmüştüm herhalde, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu güne, açılmış ne kadar dava varsa (darbe davaları), başka davalar, bütün davaları dolaştıracaklar Osman Kavalı'yı. 27 Mayıs'ı da sen yapmıştın, 12 Eylül'ü de sen yapmıştın... Bu kadarı olmaz. Ama hakkını yememek lazım, AYM zaman zaman çok güzel kararlar da veriyor" dedi.

Taha Akyol ise kararla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu;

* Osman Kavala davasına bir emsal olarak bakmak lazım. Hukukun nasıl ihlal edildiğine dair bir emsal...

* Elif Hanım şunun altını çizmek isterim. Osman Kavala önce Gezi olaylarını finanse etti organize etti diye ağırlaştırılmış müebbet yargılandı. Çünkü Gezi olaylarının hükümeti cebir ve şiddetle devirmeye teşebbüs suçu olduğu kabul edildi.

* İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Gezi olayları hükümeti devirmeye teşebbüs değildir diye üç yıl önce verdiği karardır. O karar Yargıtay'da üç yıldır bekliyor. Yargıtay'da üç yıldır bekleyen böyle bir dava yok. O karar orada bekletile dursun, burada savcıların üzerindeki baskıları, yönelişleri de biliyoruz. Savcılar gezi olayları darbeye teşebbüstür diye dava açmaya devam ediyorlar. Osman Kavala hakkında da Gezi olaylarını finanse ederek darbeye teşebbüste bulundu diye ağırlaştırılmış müebbet hapisten tutuklama yapıldı. Dava açıldı.

* Sonra ne oldu? Berat etti, yok dosyada bir şey. Vay berat ettiren sen misin? Şimdi başka bir suçla aynı dosya üzerinde etiketi değiştiriyorsun.

* Bu beraat kararı veren hakimler hakkında da soruşturma başlatıldı. Soruşturma başlattılar ve hakimler görevden alındı. Burada tuhaf olan aynı dosya mahkum edilemiyor, dosyanın üzerindeki etiketi değiştiriyorsunuz. Yok bu Gezi olayları değildi, bu 15 Temmuz ihanetini destekleme suçuydu diye.

* Aynı dosyanın üzerine etiket yapıştırıyorsunuz tutuklamayı devam ettiriyorsunuz. İçinde tek delil değişmemiş! Aynı delilde verilmiş bir kararı varken, 7 üye diyor ki 'bunun tutukluluğunun devamı hak ihlalidir', 8 üye diyor ki 'hayır tutukluluğun devamı hak.'

* Bütün bunlar Türkiye'de hukuka güveni gerçekten sarsıyor. Bunu Osman Kavala diye düşünmeyelim. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 'X' olarak düşünelim. Böyle olunca sizin, "biz de hukuk devletiyiz, bizim mahkeme kararlarımıza da saygı gösterin" demenizin bir faydası olmuyor.

OLAY TV'NİN KAPATILMASI

Yalnızca 25 gün gibi bir süre ayakta kalmayı başaran ve olaylı bir şekilde yayın hayatına son verme kararı alan Cavit Çağlar'ın patronu olduğu Olay TV'nin kapatılmatılmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Elif Çakır, şunları söyledi:

* Olay TV'de şöyle; Bu dönem 28 Şubat dönemiyle mukayese edilir oldu.

* Yani Ak Parti iktidarının şu anda yaptıkları; 28 Şubat dönemindeki yapılan eşsizlikler, hukuksuzluklarla mukayese edilir hale geldi.

* Ne kadar dramatik bir şey.

* Düşünün ki dindar kadrolar, 28 Şubat'ın mağdurları olmuş ama bugün 18 yıllık iktidarlarının sonunda yaptıkları adaletsizlikleri, hukuksuzluklar, toplumsal baskı değil mi? Yozlaşma, toplumsal ve siyasal yozlaşma konusunda 28 Şubat dönemiyle mukayese ediliyor.

* Ömer Dinçer'i adalet yürüyüşünde hatırlarsanız. Yani bugün AK Parti'nin içerisindeki dindar kesimin içerisinden pek çok insan 28 Şubat'tan beter, olduğunu söylüyor. Bu yorumlar yapılıyor.

* Olay TV 30 gün yayın yapamadı. 25 gün sonunda kanalın yayın yönetmeni, "Cavit Çağlar'ın kendisine iktidardan bana büyük baskı var. Bu baskıdan dolayı yürüyemeyeceğini, yürütemeyeceğini" söyledi, alkışlarla kapandı.

* Sonra ne olduysa bir şeyler oldu. Hani bu Malatya'da Tayyip Erdoğan'ın önüne bir esnaf (minibüsçüler derneği başkanı) 'evimize ekmek götüremiyoruz' demişti. O olaya o kadar benziyor ki...

* O minibüsçüler derneği başkanı birkaç gün sonra, Anadolu Ajansı'na basın açıklaması yaptı, tarihimizde bir ilk! Dedi ki; "Cumhurbaşkanımız dedi espri yapmış, espri yaptı. Ben de irticalen konuşmuştum böyle. Sembolik olarak söylemiştim." Bu tür konuşmalar irticalen konuşulmayacak da nasıl konuşulacak? Tabii ki irticalen konuşulur ve daha samimidir. Ve bir basın açıklaması okudu, basın bildirisi ve Anadolu Ajansı'na...Tabii o dönem Anadolu Ajansı'na yaptırılan bu açıklama da kamuoyunda çok tartışıldı, güvenilir bulunmadı.

* Bu sefer Cavit Çağlar Demirören Ajansı açıklama yaptı. Dedi ki "Ben yayın politikasını beğenmiyordum" Şimdi de bu inandırıcı olmadı. 

ERKEN SEÇİM OLUR MU?

Son olarak erken seçim olacak mı? tartışmalarına da yorum getiren Elif Çakır, "Kötü giden ekonomi ve içinde bulunduğumuz sürece bakıldığında, ben 2021 yılında bir seçim göreceğimizi düşünüyorum" dedi.

Yorumlar (0)
16
açık