Türkiye ikincisi mülakatta kabusu yaşadı!

25-26 Aralık 2021 tarihinde yapılan Avukatlar için Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı'nda Türkiye ikincisi olan Avukat İrem Melih Akgün, mülakatta elendi. Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Akgün, "Hakim ve savcı olma idealiyle çıktığım yolda yazılı sınavda Türkiye ikincisi olmama rağmen sistem tarafından uğratıldığım haksızlığı sizlere aktararak bugünlere nasıl geldik, böyle kötülükler nasıl yapılabiliyor" sözleriyle yaşadığı mağduriyeti anlattı.

Gündem 29.08.2022, 09:29 29.08.2022, 09:50
Türkiye ikincisi mülakatta kabusu yaşadı!

Avukat İrem Melih Akgün sosyal medya hesabından, herkesin “Savcılar nerede?” diye sorduğu günlerde, girdiği hakim ve savcılık sınavlarında başarılı olmasına rağmen mülakatlarda nasıl elendiğini anlattın.

Akgün, “Kıymetli dostlar, bugün hakim ve savcıların görevlerini layıkıyla yerine getirememelerinden, bağımsız olamayışlarından ülkece yakındığımız günlerde, Hakim ve Savcı olma idealiyle çıktığım yolda yazılı sınavda TÜRKİYE 2.Sİ olmama rağmen sistem tarafından uğratıldığım haksızlığı sizlere aktararak bugünlere nasıl geldik, böyle kötülükler nasıl yapılabiliyor, bu kişiler nasıl bir sistem tarafından seçiliyor ve bu kötülüklere karşı neler yapılabilir sizlere anlatmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

SINAVDA TÜRKİYE İKİNCİSİ OLDU, MÜLAKATTA ELENDİ

25-26 Aralık 2021 tarihinde yapılan Avukatlar için Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavından 94,85 puan alarak 2. Sırada, Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavından 89,79 puan ile 99. Sırada başarılı olarak mülakata girmeye hak kazandığını anlatan Akgün, “Yazılı sınavdaki 2.lik derecem ile katılmış olduğum mülakatta sorulan sorulara eksiksiz olarak doğru cevap vermeme rağmen ‘BAŞARISIZ’ bulundum” dedi.

İrem Melih Akgün, paylaşımlarını şu şekilde sürdürdü:

“Maddi ve manevi olarak ciddi emekler sarf ettiğim yazılı sınavda 2. olma başarısı ile Hakim ve Savcı olmama engel herhangi bir durumum, kusurum bulunmadığı halde ve hayatımın hiçbir döneminde siyasi, ideolojik veya cemaatsel oluşumların içerisinde yer almamama rağmen ve sadece ideallerimi, hayallerimi gerçekleştirmek, vatana ve millete hizmet etmek, HİÇKİMSENİN veya HİÇBİR KESİMİN TALİMATLARI İLE İŞ YAPMAMAYI AMAÇ EDİNEREK Hakimlik ve Savcılık mesleğine talip olduğum bu süreçte şeffaflık ve belirlilik ilkelerine aykırı, denetim mekanizmaları olmayan, liyakati tespitten uzak bir şekilde yapılan mülakatlar neticesinde “BAŞARISIZ” bulundum.

‘MÜLAKATLAR  GÖSTERMELİK’ 

Yapılan mülakatta aday adaylarına tanınan 1 ila 2 dakika arası süre, mülakat değerlendirme kriterleri olan; adayların muhakeme gücünün, bir konuyu kavrayıp özetleme yeteneğinin, çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının, genel ve fizikî görünümünün, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunun ve liyakatinin, anlaşılması için takdir edersiniz ki kesinlikle yeterli değildir. Bu durum bile mülakatların ne kadar objektiflikten uzak olduğunu, idarenin tamamen keyfiliğine ve takdirine bırakıldığını, hatta yaşayanlar iyi bilecektir ki BAŞARININ DEĞİL “REFERANS”LARIN YARIŞTIĞI BU SÜREÇTE mülakatın tamamen göstermelik bir hal aldığını acı bir şekilde gözler önüne sürmektedir.

‘MÜLAKAT SİSTEMİ, GÖLGESİNDEN BİLE KORKAR HALE GELEN HAKİM VE SAVCILARI SEÇİYOR’ 

Bu mülakat sistemi; bugün mesleğini layıkıyla yapamayan, bağlı olmaları gereken ilkeler ADALET ve HUKUKA UYGUNLUK ilkeleri olması gerekmesine rağmen bunu yerine getirmeyip farklı motivasyon ve hırslara sahip olan, mesleğe alınırken bile denetimsiz ve kötücül sistem tarafından rekabeti bozucu davranışlara yönlendirilen ve tüm bunları yaparken de eğilip bükülebilen; bundan dolayı da bağımsız olma niteliğini kaybeden, gölgesinden bile korkar hale gelen Hakim ve Savcıları seçer hale gelmiştir.”

Editörün notu: İmla yanlışları kullanıcıya aittir. Olduğu gibi aktarılmıştır.

Yorumlar (0)
26
açık