CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, katıldığı canlı yayında, "Ekonomiyi yönetemediler, güçleri zenginlere yetmedi, faturayı halka kestiler. Ellerini yine yoksulun sofrasına uzattılar" ifadelerini kullandı.

Sarıgül'ün açıklamaları şu şekilde:

'ÇOCUĞUNU BESLEYEMEYEN İNSAN MUTLU OLUR MU?'

"Türkiye’nin kurtuluşu ekonomik milliyetçilik yapmaktır. Yani Rusya, Kanada, ABD çiftçisini değil Türk çiftçisini ihya etmektir. Vatandaş sürekli kaygı, endişe içinde, yüzü gülmüyor. Çocuğunu besleyemeyen insan mutlu olur mu? Ekonominin can damarı güven ve hukukun üstünlüğüdür. Devlet şirket değildir. Yoksulu korumak, işsize iş bulmak zorundadır. Devlette liyakat ve adalet, ekonomide milliyetçilik, tarlada fabrikada üretim, kamuda dürüst yönetim. ‘Zenginleri doyurursak, fakirler doyar; doymayan fakirler değil, doymayan zenginler.

'ENFLASYON FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİYOR'

Ben halkın gündemini biliyorum. Ülkeyi yönetenlerin gündemine bakıyorum şaşırıyor ve üzülüyorum. Anayasa değişikliği ile uğraşıyorlar. 85 milyonluk Türkiye’nin 10 milyonuna bakıyorlar ve ‘Her şey iyi’ diyorlar. İşsizlik ciddi sorun, çalışanların büyük çoğunluğu açlık sınırının altındaki asgari ücretli, dağa taşa beton döktüler ama konut sorunu yaşıyoruz. Enflasyon zengini daha zengin yapıyor, fakiri açlığa sürüklüyor. Enflasyon fakirden alıp zengine veriyor.

'MECLİSİ NOTER HALİNE GETİRDİLER'

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. TBMM milli iradenin tecelligahı, demokratik rejimin kalbidir. En hassas olduğum konu TBMM’nin itibarını korumaktır. TBMM göz ardı edilemez. TBMM’nin yürütme organını denetim yetkisi vardır. Bir milletvekili soru önergesi vererek bu yetkiyi kullanır. ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılı için hangi etkinlikleri yaptınız?’ diye sordum, gayriciddi cevap verdiler. Cumhuriyet kutlamalarına halkımızın gösterdiği ilgi beni çok sevindirdi ve duygulandırdı. Cumhuriyet herkes tarafından kucaklanmıştır. Türk milleti Cumhuriyete ve onun kurucusu büyük Atatürk’e yürekten ve gönülden bağlıdır. Cumhuriyet sahipsiz değildir. Siyaset kurumunu önemsiz, Meclisi noter haline getirdiler.

'DOĞAL AFETLER VE DEPREM BAKANLIĞI KURULMALI'

Depremle çok büyük bir felaket ve acı yaşadık. Doğal afetler ve Deprem Bakanlığı kurulmalı. İyi teşkilatlanmalı ve güçlü bir bütçesi olmalı. En büyük görev belediyelere düşüyor. Avrupa da belediyeler konuta erişemeyen vatandaşlara belirli kriterlere göre konut sağlamak zorunda. Benim de belediye başkanlarımıza önerim ev alamayana, yeni evlenene kiralama amaçlı konutlar yapın.

'SANDIKTAN ÇIKAN MESAJ SİYASETİN NORMALLEŞMESİDİR'

Son seçimde sandıktan ‘Umut, ders ve feryat çıktı.’ Bu feryat en çok da emeklinin feryadıdır. Emeklinin ahı düşürür iktidarı! Seçmen sandık yoluyla uyarısını yaptı. ‘Ayak oyunlarını, laf yarışını bırakın çözüm üretin. Siyaseti husumet haline getirmeyin münakaşa değil, müzakere siyaseti yapın. İş, aş, eşitlik, adalet, kardeşlik, barış siyaseti yapın’ dedi. Yani sandıktan çıkan mesaj: Siyasetin normalleşmesidir.”

'KUTUPLAŞMA YÜZÜNDEN ASIL SORUNLARIMIZI KONUŞAMIYORUZ'

Medyaya, partisiyle ilgili de açıklamalar yapan Erzincan milletvekili, verdiği mesajları şöyle özetledi:

“Partiyi yönetenler, duvarcı ustası gibi olmalı, duvarcı ustaları taş ziyan etmez. Her taştan faydalanmaya çalışır onları bir arada tutar. Kurultayda farklı tutumlar izlemiş olsak da hepimiz CHP’liyiz, hepimiz Türkiye’den yanayız. Bize düşen görev yönetimin arkasında durarak, partimizi başarılı kılmaktır. Bu bütün CHP’lilerin görevidir.

AK Parti'de Hakan Fidan krizi! Hızlı yükselişinden rahatsız olanlar var AK Parti'de Hakan Fidan krizi! Hızlı yükselişinden rahatsız olanlar var

Şimdi de hepimize düşen görev Genel Başkanımız Özgür Özel’e destek vermektir. Sayın Kılıçdaroğlu CHP’yi zora sokacak bir davranış içine girmez, Sayın Özgür Özel de Sayın Kılıçdaroğlu ile ilişkilerine özen gösteriyor. Hiçbir sorun yok. Sayın Özgür Özel’in Sayın Erdoğan ile görüşmesini isteyen seçmendir. Seçmen 31 Mart ta siyasileri normalleşmeye, makulleşmeye çağırdı. Siyaseti husumet haline getiren partilerden desteğini çekti. Kutuplaşma yüzünden asıl sorunlarımızı konuşamıyoruz."

Kaynak: Sözcü