Adalet Bakanı Bekir Bozdağ imzasıyla "Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler" başlıklı genelge yayımlandı.

Genelgeyle, Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'nın 104’üncü maddesi çerçevesinde cezaların hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkin işlemler, hükümlülerin talebi olmadan res’en de başlatılabilecek. Genelgeye göre, Adli Tıp Kurumu sadece sürekli hastalık, sakatlık ve kocama halinin bulunup bulunmadığını tespit etmekle yetinecek.

Bakanlığın bu adımının emekli Korgeneral Vural Avar'ın hapishanede ölümü sonrası gelmesi dikkat çekti. 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Avar'ın ölümü sonrası "Sayın Cumhurbaşkanımız, Vural Avar ile ilgili özel af yetkisini kullanmak istedi, hemen işlemleri başlattık, işlemler sürdürürken rahmete kavuştu" demişti. Bozdağ'ın bu sözlerine Avar'ın ailesi ise tepki göstermişti. Vural Avar'ın yeğeni Sinan Avar, "Gerçek dışı söylemlerle kamuoyunun kafasını karıştırmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullanmıştı

İddianamesi FETÖ tutuklusu eski Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili tarafından yazılan 28 Şubat davası kapsamında hapiste tutulan komutanlardan emekli Korgeneral Vural Avar (84) Ankara'daki Sincan Cezaevi'nde yaşamını yitirdi. Eylül ayında koronavirüse yakalanan ve ileri derece demans hastası olan Avar, kasım ayında ise düşerek kaburgalarını kırmış, sonrasında tutuklu bulunduğu cezaevine geri gönderilmişti. 

'KIŞI ÇIKARAMAZLAR' DEMİŞTİ

Aynı davadan 10 yıl önce de 19 ay hapis yatan eski Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Daire Başkanı Avar’ın ilaç almayı reddettiği biliniyordu.

28 Şubat davası sanıklarını ziyaret eden emekli Askeri Hâkim Ahmet Zeki Üçok, önemli uyarılarda bulunmuştu. Barış Terkoğlu’nun köşesinden aktardığı konuşmasında Üçok, “Bu ceza infazı olmaktan çıkmış, doğrudan infaza dönüşmüş, bu halde kışı çıkaramazlar” demişti. Üçok’un uyarısından sonra Aydan Erol 1 Kasım’da, Çetin Saner ise 9 Kasım’da sağlık sorunlarından ötürü tahliye edilmişti.

Vural'ın ölümün ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ imzasıyla bütün başsavcılıklara gönderilen genelge şöyle:

İmamoğlu: İletişimi kısıtlamak sadece gerçeklerden korkmak ve zayıflıktır İmamoğlu: İletişimi kısıtlamak sadece gerçeklerden korkmak ve zayıflıktır

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 104 üncü maddesinin on altıncı fıkrasına göre 'Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak' görev ve yetkisi Cumhurbaşkanı'na aittir. 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17'nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendiyle Adli Tıp Kurumuna sürekli hastalık, engellilik ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarının hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkin işlemler hakkında bilimsel ve teknik görüş bildirme görevi verilmiştir. Hükümlülerin bizzat veya kanuni temsilcileri aracılığıyla Bakanlığımıza veya doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına yaptıkları talep üzerine ya da Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen başlatılan cezalarının hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerini havi evrakın Bakanlığımız aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı makamına gecikmeksizin eksiksiz olarak sunulabilmesi amacıyla 01.01.2006 tarih ve 20 sayılı Genelge'nin güncellenmesine ihtiyaç duyulmuştur."

TAM TEŞEKKÜLLÜ DEVLET HASTANESİ RAPORU ALINMASI GEREKİYOR

Hükümlünün durumunun sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hali olup olmadığının teşhis ve tespiti için tam teşekküllü bir devlet hastanesi sağlık kuruluna sevk edilmesi gerektiği belirtilen genelgede şu ifadeler yer aldı:

"Hükümlüye tam teşekküllü devlet hastanesinden sağlık kurulu raporu alındıktan sonra; evvelce verilmiş tüm tetkik ve raporlar da talebine eklenerek, hükümlünün durumunun sürekli hastalık, sakatlık veya kocama hali olup olmadığının teşhis ve tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumundan bilimsel ve teknik görüş istenilmesi, Adli Tıp Kurumuna görüş için gönderilen evrakın tasdikli birer örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyasında saklanması; hükümlünün, muayenesi istenmedikçe ve muayene için gün alınmadıkça bulunduğu yer ceza infaz kurumundan Adli Tıp Kurumunun bulunduğu yer ceza infaz kurumuna sevk edilmemesi, Adli Tıp Kurumunun, hükümlüde 'sürekli hastalık, sakatlık ve kocama' hallerinden biri ya da birkaçının varlığını teşhis ve tespit etmesi halinde kurumun bu teşhis ve tespiti ile birlikte sağlık kurulu raporu, onaylı nüfus kayıt örneği, infaza konu kesinleşme şerhli tüm ilamları ile koşullu salıverilmenin geri alınması, içtima veya içtimanın çözülmesine ilişkin bu kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği, daha önce yararlandığı aflara ilişkin bilgi ve karar örnekleri, müddetname, infaz edilen ceza müddeti ile koşullu salıverilme tarihine kadar kalan süreyi açıkça belirten tutanak, varsa infaz tehir kararı, adli sicil kaydı ile hükümlünün kolluk marifetiyle tespit edilecek mesleği, şahsi ve aile durumunu gösterir yazının, dizi pusulasına bağlanarak düzenlenecek bir fezleke ekinde derhal Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi."

CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NE GÖNDERİLMESİ GEREKİYOR

Adli Tıp Kurumunun, hükümlüde 'sürekli hastalık, sakatlık ve kocama' hallerinin bulunmadığına dair teşhis ve tespiti durumunda sadece kurumun bu teşhis ve tespitini içeren görüşü ile sağlık kurulu raporunun onaylı bir örneğinin Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği ifade edilen genelgede, "Hükümlünün veya kanuni temsilcisinin talebinden vazgeçmesi ya da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen başlatılan işlemleri reddetmesi halinde, cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerinin sürdürülebileceği hususunun değerlendirilmesi, hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan tutuklu yönünden cezaların hafifletilmesi veya kaldırılması işlemlerine tevessül olunamayacağından, bu şekildeki talebin tahliye istemi mahiyetinde kabul edilerek gereğinin mahallinde takdir edilmesi."