Jon Kabat-Zinn, “ Dalgaları durduramazsınız, ama sörf yapmayı öğrenebilirsiniz.

Üzüntü hayatımıza çoğu zaman bir dalga gibi gelir ve bazen baş etmekte zorlanabiliriz. Üzüntü zamanla depresyona dönüşebilir, depresyona dönüşmemesi için bu yazımızda atmamız gereken bazı adımları sizinle paylaşacağız.

Öncelikle günlük hayatta hep karıştırdığımız üzüntü ve depresyon farkı ile başlayalım.

Üzüntü: Üzüntü, mutsuzluk ve düşük ruh hali duygularıyla karakterize duygusal bir durumdur. Temel insan duygularından biri olarak kabul edilir. Bu üzücü, acı verici veya hayal kırıklığı yaratan durumlara normal bir yanıttır. Bazen bu duygular daha yoğun hissederken, diğer durumlarda oldukça hafif olabilirler.

Depresyon: Yaşamınızın çoğu bölgesi etkilenir ve  en az iki hafta boyunca gününüzün çoğunda depresif belirtilerin bir kombinasyonunu gösterir ve sıkıntı genel bir hal alır. 

1. Üzüntü bir duygudur. Üzüntü bir duygudur. Depresyon zihinsel bir hastalıktır.

 

2. Üzüntü kısadır. Depresyon çok daha uzun sürer.

 

3.Üzüntü özel bir tepkidir. Depresyon anormal bir genel durumdur.

 

4. Üzüntü geçici olarak ruh halinizi değiştirir. Depresyon hayatınızı değiştirir.

 

5. Üzüntü özneldir. Depresyon teşhisi konur.

Üzüntü Dalgası Hayatımıza Girdiğimizde Sörf Yapabilmemiz İçin 4 Adım;

1.  Nefesle Rahatlama Tekniklerini Kullanın:

Üzüldüğümüz zaman genellikle daha derinlere dalma ihtiyacı duyarız işte bu an içimizdeki gürleyen karanlığı temizlemek için en önemli andır.

Üzüntü duygusuyla baş etmek için anında adımlar atmak en yaygın bir başa çıkma stratejisidir. Nefes alma teknikleri bu konuda en yaygın kullanılan tekniktir. Örneğin; nefes alırken beşe kadar say, beş saniye tut ve sonra beşe kadar sayarak nefes ver. Nefesinin her anına odaklan.

2.      Gerçekten Hissediyorum. Farkına Varmak.

Duygunun kök kelimesi, “ emotere,”“ Hareket halindeki enerji ”anlamına gelir. Kelimenin tam anlamıyla, duygular, içinden geçen fiziksel hislerle başlar. Bu nedenle hissettiğiniz her duygunun vücudunuzdaki etkisini fark edin.

Hareketsiz oturun ve kendinize şu anda yaşadığınız gerçek fiziksel duyumların neler olduğunu sorun. Boğazınız, göğsünüz, karnınızdaki ağrı… Üzgün olduğunuzu söyleyen küçük ipuçları neler? Aklınızda bu duyumları tutun, onlarla gelen yaşadığınız hikayeleri değil.

3.      Daha Da Kötüleşmemeye Çalışın.

Duygularla ilişkilendirdiğimiz bedensel duygular , onları beslemezseniz aslında çok uzun sürmez.

Üzüntüyü, üzüntü yaşadığınız hikaye ve geçmiş anılar ile ilişkilendirdiğiniz de bedensel hisleriniz, düşüncelerinize, duygularınıza ve yorumlarınıza  kapılır  ya  da savaşmak,  görmezden gelmek istersiniz. Bu da yaşadığınız üzüntü duygusunun çemberinden çıkamamanıza sebep olur.

 Bataklığa yakalanmak gibi düşün. ‘’Bataklıklar, insanı içine doğru çeken oluşumlardır. Bir bataklığa girince fazla mücadele etmemek gerekir, çünkü bataklık kişiyi içine doğru çeker ve boğularak ölmesine neden olur’’. Üzüntü duygusu da aynı şekilde eğer sadece üzüntü duygusuna yoğunlaşıp onunla savaşırsan batarsın burada önemli olan o duygu ile olabildiğince bedensel temas kurmak bedeni rahatlatmak ve bedenimizde olan şeyleri fark etmek.

4. Bunun Sona Ereceğini Bilin.

‘’ Kötü haber, henüz bitmedi. İyi haber şu ki, “Ortaya çıkan her şey de geçer”(Joseph Goldstein). 

Eğer her şey başarısız olursa, kendinize en zor anlarda "Bu sona erecek. Bu sona erecek. Bu sona erecek." Bu üzüntü derinliklerinde kendinize söyleyebileceğiniz en güzel şey olabilir.

Bu 4 şey üzüntüyü ortadan kaldıracak mı? Muhtemelen hayır. Tekrar hüzünlü hissedeceksiniz ama önemli olan nokta tüm o film için uyanık kalmak yani, duygularınızı hissedin ve daha da kötüleşmemeye çalışın, üzüntü duygusu sizde daha az kalıcı kalmaya başlayacaktır.  En azından sona ereceğini her zaman hatırlayabilirsiniz.

Son söz: Işığın girmeye devam ettiği çatlaklardan, o ışığı yakalamak sizin elinizde. Her yaşanılan elbet bir gün biter eğer bitmediğini düşünüyorsanız, ışığı değil çatlakları görüyorsunuz demektir.