Eskinin Faturasını Yeniye ödetmek: İlişkilerde Travma Mirası
Bugün biraz aynaya bakma vakti. Hepimiz hayatımıza giren insanın bizi "iyileştirmesini", eksik parçalarımızı tamamlamasını bekleriz. Ama bazen, farkında olmadan partnerimizi bir sevgili değil, geçmişteki hayaletlerimizin borç tahsilatçısı yerine koyarız.
Geçmişin Gölgesinde Bir "Savaş Alanı"
Bazı insanlar vardır; ilişkileri hep fırtınalıdır. Sakin, dengeli ve huzurlu bir limana yanaştıklarında sıkılırlar. Onlar için sevgi, ancak bir mücadele veya kaos varsa "gerçektir". Bu bir tesadüf değil, bir "Patolojik Bağlanma" (Insecure Attachment) mirasıdır. Çocukken sevgiyi bir ödül gibi değil de bir "kaybetme korkusu" veya "ceza" ile eşleştirmiş bir ruh, yetişkinliğinde huzuru "sıkıcı", kaosu ise "güvenli" bulur.
"Ben Hep Verdim, O Hep Aldı" Yanılsaması
Travmatik bir geçmişten gelen bireylerde en sık rastlanan savunma mekanizması, zihnin anıları filtreleme biçimidir. Kişi, kendi yaptığı nevrotik ve sert çıkışları "hayatta kalma çabası" veya "emek" olarak kodlar. Karşı tarafın hatalarını ise devasa bir büyüteçle izler.
Buna psikolojide "Devalüasyon" (Değersizleştirme) diyoruz. İlişki bittiğinde zihin, karşı tarafın tüm artılarını siler; sadece eksileri hatırlar. Böylece kişi, kendi zihninde "sürekli veren, mağdur edilen ve haksızlığa uğrayan" taraf olarak kalır. Bu, suçluluk duygusundan kaçmak için kullanılan bir "Entellektüalizasyon" çabasıdır; yani duyguyu rasyonalize ederek acıdan kaçmak.
Her biten bir ilişki giden geleni aratır mantığın da üst üste pişmanlıklar binasını inşa eder.
Yaşamından çıkan Herkes kötüdür.
Retrograd amnezi :
kişiler geçmişe dönük anıları hatırlamakta problem yaşar.Bu durum partneriyle yaşadığı önemli bir anı yada sözü hatırlamasına sebep olur.
Beden Yalan Söylemez: Somatizasyon
Ruh ne kadar "Ben iyiyim, her şey kontrolümde" dese de, bastırılan o öfke ve travma vücutta kendine yol bulur.
• kasılmalar (Bruksizm),
• Sebepsiz mide bulantıları,
• migren atakları..
• Uykuda gelen titremeler...
Bunlar aslında geçmişin sindirilememiş tortularıdır. Kişi, yeni hayatında ne kadar radikal değişimler yaparsa yapsın, içindeki o "bölünmüşlük" (Split) bedensel ağrılarla kendini hatırlatır.
Sonuç: Sahici Bir "Kendilik" Mümkün mü?
Bir ilişkide sürekli karşı tarafı suçlu ilan ediyorsak, muhtemelen karşımızdaki kişiyle değil, geçmişimizdeki bir figürle (anne, baba veya eski bir otorite) savaşıyoruzdur. Travmatik geçmişin faturasını bugünkü masum insana kesmek, sadece yalnızlığı getirir.
İlişkiler birer intikam sahası değil, karşılıklı büyüme alanlarıdır. Eğer her bitişte "yine mağdur edildim" diyorsak, belki de o mağduriyetin konforundan çıkıp, kendi içimizdeki o çatışmalı çocukla barışma vaktimiz gelmiştir.
